Ana içeriğe geç
Sözlük

doğma ile cümle

doğma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Fransa kupayı dört kere kazanarak doğmakta olan otomotiv endüstrisi içinde önderliğini kanıtlar.وفازت فرنسا بالكأس أربع مرات مما يدل على حسن الإدارة في صناعة السيارات.
İlk ikiz baş aşağı doğmadığı zaman C-bölüm genellikle tavsiye edilir.وينصح بالولادة القيصرية عندما لاتكون رأس التوأم الأول للأسفل.
Bu kaslar doğum sırasında gevşeyerek bebeğin doğmasına izin verirler.تساعد تلك الطريقة على إزالة الألم أثناء الولادة.
Bir Memlûkün çocuğu hür doğarken, kölenin çocuğu da köle olarak doğmaktaydı.في ذلك العام، ولدت ابنتها طفلا، فأغلقت سومان المحل وانتقلت إلى أنقرة.
Daha sonra bu inanışa göre; yeniden doğma daha yüksek bir mevki ile devam eder.والله يا أمير المؤمنين ما هُجيت ببيت قط أشد عليَّ منه.
Burada doğmadım ama bütün çocukluğumu burada geçirdim.لم أولد هنا لكن امضيت معظم طفولتي هنا
Burada doğmadım fakat çocukluğumun çoğunu burada geçirdim.لم أولد هنا لكن امضيت معظم طفولتي هنا
Doğan çocukların en azından %8,4'ü akraba evliliklerinden doğmaktadır.48.1% da população é composta de casais casados vivendo juntos.
Arjantin'de doğmasına karşın İspanyol bir aileden gelmektedir.Mas nasceu na Argentina e cresceu em uma família de espanhóis.
Burkina Faso'dan doğmakta ve Gana'daki Volta Gölü'ne doğru akmaktadır.Origina-se no Burkina Faso e flui para o Lago Volta em Gana.
Uyuşturucuya devam etti ve ancak bebekleri doğmak üzere iken bir kür tedavisini kabul etti.Ela recusou um aborto e, em vez disso, deu o bebê para adoção assim que ele nasceu.
O, temel, doğmamış ve her şeyin kadim kaynağıdır.Somos a própria vida, o Ser Infinito, a fonte de todas as coisas.
Kurban Bayramının ilk günü olan ertesi gün güneş doğmadan Mina'ya hareket edilir.Antes do nascer do sol parte-se para Mina.
Doğar doğmaz “Roma Kralı” ilan edildi.Recebeu do pai, ao nascer, o título de rei de Roma.
H360Df Doğmamış çocukta hasara yol açabilir.A DPP pode também afetar negativamente o recém-nascido.
Aleksandr, Moskova'da doğmasına rağmen, küçük bir kasaba olan Kirsanov'da büyümüştür.Antonov nasceu em Moscou, mas cresceu na cidade de Kirsanov.
6. yüzyıl Roma deniz gücünün yeniden doğmasıyla tanınır.O século VI marcou o renascimento no poderio militar naval.
Tüm homunculuslar ondan doğmadır.E tudo dela nasceu.
Buna göre benlik, insanlar arasında çoğunlukla sembolik olan etkileşimden doğmaktadır.O fenômeno deve-se na maior parte do tempo à uma simetria entre os estados.
Biz O'nu doğmamış olarak çağrırız, doğası gereği doğmuş olan onun aksine.Roepen wij, zo dier verpligt Aan dit zegenbaarend licht; Spâ ga zulk een heilzon onder!
Onlar orada yeryüzünde tekrar doğmaya hazırlanırlar.Onder hen, op aarde, wordt het kaf van het koren gescheiden.
Saat tamircisi ve kuyumcu olan babası Earnshaw doğmadan ölmüştür.Zijn vader, horlogemaker en juwelier, stierf voordat hij werd geboren.
Anne babası doğmadan önce boşanır.Haar ouders zijn voor haar geboorte gescheiden.
H360D Doğmamış çocukta hasara yol açabilir.R 61: Kan het ongeboren kind schaden.
Doğurmadı ve doğmadı.Hij wordt niet weder geboren.
Geminin üzerinde bir güneş doğmaktadır.Boven haar schijnt een zon.
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.Sjapoer II was het ongeboren kind van een van de bijvrouwen van Hormazd II.
A ve B arasında görülen yakın ilişki birbirinin sebep-sonuç olmasından doğmaz.Niet alle botsingen tussen A en B zijn namelijk effectief.
Arjantin'de doğmasına karşın İspanyol bir aileden gelmektedir.Ook in dat geval komt hij echter zonder twijfel uit een Spaanse familie.
Londra'da doğmak onun davasına yardım etmedi.In Londen kwam zij echter niet in actie.
Birçok inanışa göre ruh, enkarne olmadan (ete bürünme, doğma) önce de mevcuttu.Volgens bepaalde verhaalversies zou Adam, de allereerste mens, eveneens uit klei zijn geschapen.
2. Baskı: Doğmamış Bir Çocuğa Mektup (İstanbul: Can, 1997).Kammer: Kaddisj voor een niet geboren kind, 1994).
Her saniye kazanmaktadır ve aslında her an yeniden doğmaktadır.De tijdinstelling is afhankelijk van het type en het herinschakelen is op elk ogenblik mogelijk.
Bu yeni ilişki, kendisinden tam anlamıyla farklı olan yargılardan nasıl doğmaktadır?"En komt dit persoonlijke oordeel overeen met de daadwerkelijke uitspraak van de rechter?"
Şiirlerini derlediği ilk kitabı Sevgiden Doğma 1987'de yayımlandı.Zijn eerste boek,So Much To Tell You, werd in 1987 uitgegeven.
Bütün hamilelik süreci sonucunda bebeğin canlı doğma oranını verir.De vrienden maken van alles mee in de aanloop van de bevalling van Anna.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Ze gingen echter uit elkaar vóór de geboorte van hun zoon.
Bu başlangıç puanları her öldüğünüzde yeniden doğmak için kullanılmaktadır.Zo is volgens hem het geboren worden al het begin van het sterven.
Diphallia, çift penislilik durumu tıpta erkek bir bebeğin iki penis ile doğması durumudur.Diphallus of peniele duplicatie is een zeldzame afwijking, waarbij een man met twee penissen geboren wordt.
Öldükten sonra yeniden doğma sınırı yoktur.Sinds de sluiting van de materniteit zijn er bijna geen geboortes meer in Temse.
Sabah Namazı Güneş doğmadan önce kılınan farz bir namazdır.Należy spożyć go przed wezwaniem do porannej modlitwy przed wschodem słońca (fadżr).
Doğurmadı ve doğmadı.Nie zrodził i nie został zrodzony! 4.
Muggle ana babadan doğmadır.Ella ma wkrótce zostać mamą mamuciątka.
Geminin üzerinde bir güneş doğmaktadır.Nad oceanem znajduje się wchodzące słońce.
O doğmadan önce ailesi bir kız çocuğu dünyaya getirmiş ancak bebeklik döneminde ölmüştür.Przed jej narodzeniem ojciec rozkazał zabić dziecko, gdyby okazało się dziewczynką.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Para rozstała się jeszcze przed narodzinami dziecka.
Bu doğar doğmaz keçiler arasında kalır ve kendini keçi sanır.Chodzi natomiast o to, co czuje nietoperz, będąc sobą samym.
Fakat bu oranlar ucuz kitap kolaylığının doğmasına denk gelen zamanda artmaya başladı.W międzyczasie dyskutowane było, co się stanie jeśli śluza utraci szczelność.
Daha Salim Sina'nın doğmasına yaklaşık otuz yıl vardır.Ten „rozrywkowy" tryb życia Ouyang Xiu porzucił dopiero koło trzydziestki.
Salt Lake City'de doğmasına rağmen, çocukluğu ve gençliği Arizona'da geçmiştir.Urodził się w Kalifornii, ale dzieciństwo i młodość spędził w Salt Lake City w stanie Utah.
Doğar doğmaz İsveç ve Norveç Veliahdı olarak Skandia (Skane) Dükü unvanı verilmiş.Po urodzeniu został kreowany księciem Skanii (Skåne).
Ertesi gün güneş doğmadan evvel Santinel Tepesi (Tekfur Bahçesi) üzerinde metrisler açıldı.Niektórzy pracownicy twierdzili, że na dzień przed wybuchem (wieczorem) czuli zapach gazu przy zbiorniku.
Amerika Birleşik Devletleri'nde doğmayan tek Kilise başkanıdır.Han är den enda av kyrkans presidenter som var född utanför USA.
Colin Powell doğmadan önce ailesi, Jamaika’dan Birleşik Devletlere göç etmişti.Colin Powells föräldrar hade invandrat till USA från Jamaica.
Biz O'nu doğmamış olarak çağrırız, doğası gereği doğmuş olan onun aksine.Vi kommer att förtrycka dem genom Guds ordning och Guds kallelse till bön."
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.För att vara valbar som republikens president skall man vara infödd finländsk medborgare.
Umberto daha doğmadan babası annesini terketti.Fadern lämnade familjen redan innan Umberto föddes.
30 saatlik yörünge perioduna rağmen batıda batışı 2,7 gün tutar ve doğması da uzun sürer.Trots att omloppsbanan är på endast 30 timmar tar det 2,7 dagar innan den går ner i väster.
Tüm homunculuslar ondan doğmadır.Från honom härstammar samtliga ättlingar.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.Förändringar till det sämre kan komma plötsligt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod