Ana içeriğe geç
Sözlük

doğma ile cümle

doğma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dany doğmamış oğlunun kast edildiğini anlamadı ancak sonra çocuğu ölü doğdu.Vad han inte vet är att Waina fött hans barn och blivit utstött av familjen.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Дітей вибраковували вже після народження.
Bourvil'in babası o daha doğmadan I. Dünya Savaşı sırasında öldürülmüştür.Батько був убитий у Першій світовій війні до народження Бурвіля.
Yeni doğan bebekler de daha güçsüz ve zayıf doğmaya başlamıştır.Саме тому новонароджені діти вважались особливо вразливими.
Doğurmadı ve doğmadı.Він нікого ненародив і ніким не народжений.
Edward'din iki ağabeyi, John ve Henry, daha Edward doğmadan ölmüşlerdi.Брати Едвард та Джеймс померли в дитинстві.
Tom, Boston'da doğmadı.Том народився не в Бостоні.
Biz O'nu doğmamış olarak çağrırız, doğası gereği doğmuş olan onun aksine.A zavolali jsme naň na pravém úbočí hory Sinaje a učinili jsme jej blízkým důvěrníkem.
Doğurmadı ve doğmadı.Otec nebyl učiněn z ničeho: nebyl ani stvořen, ani zrozen.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.Finská ústava stanoví, že prezidentem se může stát pouze osoba narozená ve Finsku.
Kimi kaynaklarda küçük hatta henüz doğmamış çocuklar için bile sığınma merasimi yapılabileceğini belirtilir.Jaké je jejich překvapení, když v ní naleznou malého, ba snad i právě narozeného chlapce.
Amerika Birleşik Devletleri'nde doğmayan tek Kilise başkanıdır.Byla také první v roli manželky prezidenta, která se nenarodila ve Spojených státech amerických.
Fransa'da doğmasına karşın, Kanté kökenleri sayesinde Mali'yi seçti.Jelikož se narodil ve Francii, mohl tuto zemi reprezentovat, ale vybral si Mali.
Kör olarak doğmadı ama gözlerini hastalık sebebiyle kaybetti.Johnson se nenarodil slepý, ačkoliv není známo, jak ztratil zrak.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Ten totiž všechny svoje děti krátce po narození spolkl.
Geminin üzerinde bir güneş doğmaktadır.Răsărit de soare peste Nólsoy.
Anne babası doğmadan önce boşanır.Părinții lui s-au despărțit înainte ca el să se nască.
Onlar kapışacakken horozlar ötmeye başlar, Güneş doğmaktadır, uzaklardan boru sesleri duyulur.Cum trag clopotele, începe vântul, se vede după cum se plimbă crengile copacilor.
Dizinin merkezinde, çeşitli çözülmemiş soruların doğmasına neden olan karmaşık ve gizemli bir öykü mevcuttur.Nucleul serialului este o poveste complexă și criptică ce dă naștere la numeroase întrebări fără răspuns.
Bu ise olasılık teorisi ve kümülatif olasılık (Prospect) Teorisinin doğmasına yol açmıştır.Acest lucru a dat naștere la teoria perspectivei și cumulative teoria perspectivei.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.A finn alkotmány szerint az elnöknek születésével finn állampolgárnak kell lennie.
Ablası, o henüz doğmamışken bir trafik kazasında yaşamını yitirmiştir.Volt még egy nővére, aki még az ő születése előtt meghalt autóbalesetben.
Kısa bir süre sonra 1766’da kız kardeşi Luise’nin doğmasıyla ailesi Ludwigsburg’a taşındı.Röviddel a következő gyermek, Luise születése után 1766-ban Ludwigsburgban telepedtek le.
Anne babası doğmadan önce boşanır.Szülei a születése után elváltak.
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.A trón így II. Hurmuz egyik özvegyének még meg sem született fiára szállt.
Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için tekrar tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.A szertartás maga az isten halálát és újjászületését jelképezte."
Kalifornia eyaletinde doğmasına rağmen New York eyaletinde büyümüştür.Bár New Yorkban született, a kaliforniai Tustinban nőtt fel.
Ailesi John daha doğmadan önce Müzik ile ilgilenmekteydi.Szüleik is zenészek voltak, már születésük előtt.
Fakat insan ruhu hiçbir zaman yeniden hayvan bedeninde doğmaz.Ez a halhatatlan lélek aztán újjászületik egy gyermek testében.
Bu kaslar doğum sırasında gevşeyerek bebeğin doğmasına izin verirler.Ez megakadályozta, hogy megfulladjanak szülés alatt.
Erişim tarihi: 3 Mart 2010. IMDb'de Anadan DoğmaNépszabadság: Új ország születik a semmiből, 2011. július 9. lap
Robert'dan doğma gayrimeşru bir kız çocuğu vardır.Robertnek 3 gyermeke született.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.He erosivat lapsien syntymän jälkeen.
Doğurmadı ve doğmadı.Isää ei kukaan ole tehnyt, luonut eikä synnyttänyt.
Film, doğmamış çocuğun ölümünden sonra 9 yaşındaki gizemli bir kızı evlat edinen bir çifti konu ediniyor.Elokuva kertoo nuoresta parista, joka lapsen kuoleman jälkeen adoptoi yhdeksänvuotiaan tytön.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.Ehdokkaan tulee olla syntyperäinen Suomen kansalainen.
Yüzünün doğuya dönük oluşu, Güneş tanrısı RA'yı her sabah doğar doğmaz görmesi içindir.Eräiden kirjoitusten mukaan auringon jumala Ra syntyi joka aamu tästä kukasta.
Arjantin'de doğmasına karşın İspanyol bir aileden gelmektedir.Hän tuntee silti Argentiinassa syntyneenä itsensä argentiinalaiseksi.
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.Kruunu varattiin Hormmizd II:n erään vaimon syntymättömälle lapselle.
Diphallia, çift penislilik durumu tıpta erkek bir bebeğin iki penis ile doğması durumudur.Difallia on tila, jossa vauvalla on syntyessään kaksi siitintä.
İşte Serse opearasının doğmasının arka planı budur.Tämä oli syynä Falumakkaran syntyyn.
Amerika Birleşik Devletleri'nde doğmayan tek Kilise başkanıdır.Hän on myös ensimmäinen manner-Yhdysvaltojen ulkopuolella syntynyt presidentti.
Bu ortaklık, İngilizce de “electric” ve “electricty” adı verilen kelimelerin doğmasını sağladı.Ο συσχετισμός αυτός «γέννησε» τις αγγλικές λέξεις «electric» και «electricity» .
Doğurmadı ve doğmadı.Δεν τεκνοποιεί και δεν έχει γεννηθεί.
Anne babası doğmadan önce boşanır.Οι γονείς της χώρισαν πριν γεννηθεί.
Aleksandr, Moskova'da doğmasına rağmen, küçük bir kasaba olan Kirsanov'da büyümüştür.Γεννημένος στην Μόσχα, ο Αντόνοφ μεγάλωσε στην πολύ μικρότερη πόλη Κιρσανόβ.
"Şerif" adı, kendisi doğmadan önce ölen amcasının adına ithafen verilmiştir.Πήρε το όνομα του πατέρα του, που σκοτώθηκε σε ατύχημα προτού αυτός γεννηθεί.
Geminin üzerinde bir güneş doğmaktadır.Το πλοίο πλέει κάτω από τον ήλιο.
Satürn bunu engellemek için bütün çocuklarını doğar doğmaz yiyordu.Για να το αποφύγει αυτό ο Σατούρνους έτρωγε τα παιδιά του αμέσως μετά τη γέννησή τους.
Doğan çocukların en azından %8,4'ü akraba evliliklerinden doğmaktadır.Το 85% των παιδιών γεννιέται από εγγεγραμμένο γάμο.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.Ωστόσο, είναι πολύ πιθανόν αυτές οι ταξινομήσεις να αλλάξουν και πάλι στο άμεσο μέλλον.
Sansür, Comedy Central'a karşı güçlü bir tepkinin doğmasına sebep oldu.Censuren gav stærkt kritik mod Comedy Central.
Anne babası doğmadan önce boşanır.Hendes forældre blev skilt, før hun blev født.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.Præsidenten skal være finskfødt og have finsk statsborgerskab.
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Hans oldebarn, rato sir George Cakobau blev Fijis første indfødte generalguvernør i perioden 1973-1983.
1988 salgınında sadece hamile bir kadın ve doğmamış bebeği hayatını kaybetti.Første ægteskab endte brat i 1838, da hans kone og ufødte barn døde under fødslen.
Fakat yeniden doğmak "dünyanın ıstırabına" yeniden ortak olmak demektir.Svømning: Sigma igen landets bedste.
Bazı iddialara göre İsa kış mevsiminde doğmamıştır.I forevangeliet fødes Jesus ikke i en stald.
Bu model Peugeot Boxer ve Citröen Jumper modellerinin doğmasına sebep oldu.Hos Peugeot hed den tilsvarende model nu Boxer, og hos Citroën Jumper.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Hunnen lader ungerne die efter fødslen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
doğma ile cümle - Sayfa 7 - doğma kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App