"Çok uzaktayız, balıklarımızdan doğan atıklar dağılıyor, konsantre değiller.""Olyan messze vagyunk, hogy a halaink által termelt hulladék eloszlik, nem koncentrálódik."
"Çok uzaktayız, balıklarımızdan doğan atıklar dağılıyor, konsantre değiller.""Suntem aşa de departe în larg, încât deşeurile de la peştele nostru sunt diluate, nu sunt concentrate."
"Çok uzaktayız, balıklarımızdan doğan atıklar dağılıyor, konsantre değiller.""Vi är så långt ute, att avfallet från vår fisk blir utblandat, inte koncentrerat."
"Çok uzaktayız, balıklarımızdan doğan atıklar dağılıyor, konsantre değiller.""We zijn zo ver uit de kust, dat het afval van onze vissen zich verspreidt en zich niet concentreert."
"Çok uzaktayız, balıklarımızdan doğan atıklar dağılıyor, konsantre değiller.""Wir sind so weit draußen, dass der Abfall von unserem Fisch verteilt wird, nicht konzentriert."
"Çok uzaktayız, balıklarımızdan doğan atıklar dağılıyor, konsantre değiller.""Είμαστε τόσο μακριά, που τα απόβλητα από τα ψάρια μας διαχέονται, δεν είναι συγκεντρωμένα."
"Çok uzaktayız, balıklarımızdan doğan atıklar dağılıyor, konsantre değiller."שהזיהום מהדגים שלנו מתפזר, ואינו מרוכז."
"Çok uzaktayız, balıklarımızdan doğan atıklar dağılıyor, konsantre değiller."فمخلفات الأسماك لدينا توزع ... ولا يتم تركيزها "
"Çok uzaktayız, balıklarımızdan doğan atıklar dağılıyor, konsantre değiller."「一カ所を汚すことはないんだ」 そして
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Bởi vì những gì mà tự nhiên tạo ra luôn có 2 mặt.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Fiindcă ceea ce face Natura tot timpul este să selecteze.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.왜냐하면, 자연은 끊임없이 빠르게 일을 실행하고 있기 때문입니다.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Parce que la Nature est tout le temps en train de double-cliquer.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Perchè la Natura, sta sempre cliccando due volte.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Ponieważ Natura działa określając zadania.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Porque a Natureza está a dar instruções permanentemente.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Porque la Naturaleza todo el tiempo está haciendo doble clic.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Want wat de natuur doet, is voortdurend dubbel-klikken.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Weil: Die Natur doppelt-klickt die ganze Zeit.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Η Φύση κάνει συνεχώς διπλό κλικ.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Защото това, което природата прави е да щраква двукратно през цялото време.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.Потому что, то что делает Природа, это что-то вроде дабл-кликов.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.כי מה שהטבע עושה זה כל הזמן דאבל-קליק.
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.لان الطبيعة تنفذ اشياء مختلفة طوال الوقت
Çünkü doğanın yaptığı tek şey devamlı çift tıklamak.例えばブドウの木では
Çünkü mutluluk senin doğan. Ama eğer mutsuzsan, bu genellikle bir şey ile ilgilidir.Porque la felicidad es tu naturaleza, ¿lo ves? pero si estás triste, normalmente es por algo.
Çünkü mutluluk senin doğan.Mert a boldogság a természeted, érted?
Çünkü mutluluk senin doğan.Parce que le bonheur est ta nature, tu comprends ?
Çünkü mutluluk senin doğan.Perche' la felicita' e' la tua natura, vedi?
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.Encore plus important : nous apprenons que la Nature nous a donné une boite à outils incroyable.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.가장 중요한 점은, 바로 자연이 우리에게 가장 멋진 공구박스를 제공해준다는 점입니다.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.Mais importante ainda, estamos a aprender que a Natureza nos forneceu uma caixa de ferramentas espetaculares.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.Najistotniejsze jest jednak to, że dowiedzieliśmy się, że Natura dostarczyła nam wspaniały zestaw narzędzi.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.Nhưng trên hết, chúng ta đang học được rằng tạo hoá đã cung cấp cho chúng ta một hộp dụng cụ đầy đủ.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.Nog belangrijker, we leren nu dat de natuur ons een spectaculaire gereedschapskist heeft gegeven.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.Şi cel mai important este că descoperim că Natura ne-a furnizat un set extraordinar de unelte.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.Κυρίως, αυτό που μαθαίνουμε είναι ότι η Φύση, μας έχει εφοδιάσει με μια εκπληκτική εργαλειοθήκη.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.По-важно е, че това, което научаваме е, че природата ни е снабдила с невероятен инструментариум.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.Что самое важное, мы начали понимать, что Природа снабдила нас удивительным инструметарием.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.הכי חשוב, אנו לומדים שהטבע הגיש לנו קופסת כלים מרהיבה.
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.واكثر اهمية من ذلك ، اننا نتعلم ان الطبيعة زودتنا بصندوق ادوات مدهش
Daha da önemlisi, doğanın bize harika bir alet kutusu sunduğunu öğreniyoruz.我々に与えてくれたと分かってきたのです 道具箱は実在します
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.Baru-baru ini, kita diingatkan pada kekuatan alam itu sendiri secara tragis dalam gempa bumi di Haiti.
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.Gần đây, chúng ta đã từng bị cảnh báo về sự tàn phá nặng nề từ thiên nhiên với trận động đất ở Haiti.
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.최근에는 자연의 파괴의 힘을 떠올리게 하는 사건이있였습니다. 바로 아이티 지진입니다.
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.Nedavno nas je na uničujočo moč narave same spomnil potres na Haitiju.
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.Nedávno sme znovu tragicky pocítili ničivú silu prírody pri nedávnom zemetrasení na Haiti.
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.Recientemente, hemos recordado el poder destructivo de la naturaleza con el reciente terremoto en Haití.
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.Нещодавно ми трагічно згадали про руйнівну силу природи, коли відбувся землетрус в Гаїті.
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.Совсем недавно, о разрушительной силе самой природы нам напомнило землятрясение на Гаити.
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.לאחרונה, קיבלנו תזכורת לכוח ההרס שיש לטבע כאשר התרגשה רעידת האדמה בהאיטי.
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.ومؤخراً تم تذكيرنا بالقوة المدمرة للطبيعة بمأساة وهي الزلازال المدمر الاخير في هايتي
Daha yakın zamana gelirsek, maalesef Haiti'de olan depremle birlikte doğanın yıkıcı gücünü hatırladık.ハイチでの地震の悲惨な状況から 自然の破壊力を思い知らされました これよりさらにひどいのは
Davutun Hevronda doğan oğulları şunlardı: İlk oğlu Yizreelli Ahinoamdan Amnon,A David le nacieron hijos en Hebrón. Su primogénito fue Amnón, de Ajinoam, de Jezreel
Davutun Hevronda doğan oğulları şunlardı: İlk oğlu Yizreelli Ahinoamdan Amnon,A Dávidovi sa narodili synovia v Hebrone, z ktorých jeho prvorodený bol Amnon, syn Achinoami Jezreelskej,
Davutun Hevronda doğan oğulları şunlardı: İlk oğlu Yizreelli Ahinoamdan Amnon,David fikk seks sønner i Hebron: Hans førstefødte var Amnon, sønn av Akinoam fra Jisre'el.
Davutun Hevronda doğan oğulları şunlardı: İlk oğlu Yizreelli Ahinoamdan Amnon,David kreeg in Hebron diverse zonen. De oudste was Amnon, ter wereld gebracht door Ahinoam.
Davutun Hevronda doğan oğulları şunlardı: İlk oğlu Yizreelli Ahinoamdan Amnon,Fiai születének Dávidnak Hebronban, kik között elsõszülött vala Ammon, a Jezréelbõl való Ahinoámtól;
Davutun Hevronda doğan oğulları şunlardı: İlk oğlu Yizreelli Ahinoamdan Amnon,I Hebron föddes söner åt David. hans förstfödde var Amnon, som han fick med Ahinoam från Jisreel.
Davutun Hevronda doğan oğulları şunlardı: İlk oğlu Yizreelli Ahinoamdan Amnon,I Hebron fødtes der David Sønner; hans førstefødte var Amnon, Søn af Ahinoam fra Jizre'el,