Big Bang'de doğanın kuvvetlerinin birleştiğini buluyoruz.نجد ان قوى الطبيعة تبدو انها تتحد مع بعضها، قديما عند الانفجار العظيم.
Big Bang'de doğanın kuvvetlerinin birleştiğini buluyoruz.全てが統一されることが分かっています どこまでも美しい予言です 予言のための
"Bilmiyorum," Martha yanıtladı. "Tha tha 'tha beri bacaklar' kullanılmış hiç doğan, bana öyle geliyor."나도 몰라"마사 대답했다. 했다 "파치는 THA 'THA부터 다리'를 사용한 적이 없어요
"Bilmiyorum," Martha yanıtladı. "Tha tha 'tha beri bacaklar' kullanılmış hiç doğan, bana öyle geliyor."لا أعرف" ، أجاب مارثا. "لم تستخدم قط في ثا' الساقين منذ ثا 'ثا كان
"Bilmiyorum," Martha yanıtladı. "Tha tha 'tha beri bacaklar' kullanılmış hiç doğan, bana öyle geliyor.生まれ、それは私には思える。 thaの'は5マイルを歩くことができなかった。
Bir de, doğanın alarmı, sizi daha çok tetikler.Anche gli allarmi della natura ci mettono all'erta.
Bir de, doğanın alarmı, sizi daha çok tetikler.C'est aussi le réveil-matin de la nature, qui vous fait vous sentir vous plus alerte.
Bir de, doğanın alarmı, sizi daha çok tetikler.De asemenea, alarma naturii te face mai alert.
Bir de, doğanın alarmı, sizi daha çok tetikler.Đồng thời cũng là chuông báo động của thiên nhiên, giúp bạn cảnh giác hơn
Bir de, doğanın alarmı, sizi daha çok tetikler.System ostrzegawczy natury wyostrza nam czujność.
Bir de, doğanın alarmı, sizi daha çok tetikler.זהו גם השעון המעורר של הטבע שמגביר את תחושת העירנות.
Birlikteliklerinden doğan küçük kız çocuğu, elbette ki Koreli, Alman,En het kleine meisje dat voortkomt uit hun vereniging wordt natuurlijk niet Koreaans, Duits,
Birlikteliklerinden doğan küçük kız çocuğu, elbette ki Koreli, Alman,그리고 그들 사이에서 태어난 작은 여자 아이는 당연하게도 한국인이나, 독일인,
Birlikteliklerinden doğan küçük kız çocuğu, elbette ki Koreli, Alman,ובתם הקטנה, כתוצאה מהאיחוד ביניהם, תהיה כמובן לא קוריאנית או גרמנייה
Birlikteliklerinden doğan küçük kız çocuğu, elbette ki Koreli, Alman,والفتاة الصغيرة التي تنشأ من اتحادهما بالطبع لن تكون كورية أو المانية
Birlikteliklerinden doğan küçük kız çocuğu, elbette ki Koreli, Alman,韓国人 ドイツ人 フランス人でもない タイ人 スコットランド人 カナダ人でもありません
- Bir matematik algoritması, doğanın bir kanunu, olarak düşünülüyordu.El ambiente era un poco diferente empezando por algunas decisiones de la Corte Suprema, Diamond v. Diehr.
- Bir matematik algoritması, doğanın bir kanunu, olarak düşünülüyordu.E' stato considerato un algoritmo matematico, una legge di natura.
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.끝내면서, 전 이 이야기가 시작된 후 태어난 4700번째 아기를
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.Am Ende möchte ich gerne noch das 4.700 Baby begrüssen, das seit dem Anfang dieser Rede geboren wurde.
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.Befejezésül, szeretném köszönteni a 4700 újszülöttet, akik a beszéd kezdete óta születtek.
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.Để kết thúc, Tôi muốn các bạn chào đón em bé thứ 4,700 được sinh ra từ khi bắt đầu buổi nói chuyện.
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.Na zakończenie chciałbym powitać 4700. dziecko urodzone od kiedy zacząłem mówić.
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.Na záver by som rád privítal 4,700. dieťa, ktoré sa narodilo od začiatku tohto príhovoru.
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.Om te besluiten wil ik "welkom" zeggen aan de 4.700e baby die is geboren sinds het begin van deze toespraak.
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.Per finire, vorrei dare il benvenuto ai 4.700 bambini nati dall'inizio di questa conversazione.
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.Τελειώνοντας, θα ήθελα να καλωσορίσω το 4.700ο μωρό που γεννήθηκε από την αρχή αυτής της ομιλίας.
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.لأختم ، أريد أن أرحب ب4700 طفل
Bitirirken, su konusmanin baslangicindan bu yana dogan 4,700. bebegi selamlayarak karsilamak istiyorum.この講演を始めてから 4,700番目に生まれた子供に よく来たねと言いたい
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.마치면서, 지금까지 어떻게 발이 만들어지는지를 보면서 자연의 디자인 비밀을 알게되었습니다.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.Om te eindigen: we hebben de natuur ontwerpgeheimen ontfutseld door te kijken hoe voeten in elkaar zitten.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.Para terminar: obtuvimos secretos de la Naturaleza mirando cómo están hechos los pies.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.Pentru a încheia: am acumulat secrete de design de la natură uitându-ne la cum picioarele sunt construite.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.Per concludere, abbiamo carpito segreti alla Natura osservando come sono costruiti i piedi.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.Podsumowując: odkryliśmy sekrety budowy stopy poprzez szukanie wzorców w naturze.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.Pour finir : nous avons utilisé des design naturels secrets en observant la construction des pieds.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.Til slut: Vi har fået designhemmeligheder fra naturen ved at se på hvordan fødder er lavet.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.Wir haben der Natur Design-Geheimnisse entlockt, indem wir uns den Bau von Füßen angeschaut haben.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.За да завършим: получихме тайни на дизайна от природата чрез разглеждане строежа на стъпалата.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.И в заключение: мы узнали секреты дизайна природы, рассматривая, как устроены стопы.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.לסיום: למדנו סודות תכנון של הטבע כשבדקנו איך כפות רגליים בנויות.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.لنختم: قمنا بأخذ أسرار التصميم من الطبيعة عندما بحثنا حول كيفية بناء الأقدام.
Bitirmek için: ayağın nasıl yapıldığını doğanın tasarım sırlarından öğrendik.制御は作業に適したパーツに役割を分担してもらうことを学びました
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Ci ricorda che facciamo parte della Natura, e non ne siamo separati.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Det påminner oss om att vi är en del av naturen, och inte separerade från den.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Elle nous rappelle que nous faisons partie intégrante de la nature.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Emlékeztet minket arra, hogy a természethez tartozunk, nem válhatunk el tőle.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Esto nos recuerda que somos una parte de la naturaleza, y no estamos al margen de ella.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Hal ini mengingatkan kita bahwa kita adalah bagian dari alam dan kita tidak terpisahkan darinya
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Het herinnert ons eraan dat wij deel uitmaken van de natuur, en er niet los van staan.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.그것은 우리가 자연의 일부이며, 자연과 동떨어져 있지 않음을 상기시켜줍니다.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Lembra-nos de que somos parte da natureza, e que não estamos separados dela.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Ne reamintește că facem parte din natură și nu suntem rupți de ea.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Nó nhắn nhủ ta rằng ta là một phần của tự nhiên, ta không hề tách rời khỏi tự nhiên.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Připomíná nám, že jsme součástí přírody a že v ní nejsme izolovaní.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Pripomína nám, že sme súčasťou prírody, a nie sme od nej oddelení.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Przypomina nam, że jesteśmy częścią natury, że nie jesteśmy od niej oddzieleni.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Μας θυμίζει ότι είμαστε κομμάτι της φύσης και όχι κάτι ξεχωριστό.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Вона нагадує нам, що ми є частиною природи, а не існуємо самі по собі.
Bize doğanın bir parçası olduğumuzu ve ondan ayrı olmadığımızı hatırlatıyor.Она напоминает нам, что мы -- часть природы и не можем существовать без неё.