Hazinelerimizi ev sahibine götürdük, doğal olarak, benden çok daha fazla ilgi çekti.Мы отнесли наши сокровища хозяйке дома и не удивительно, что ему досталось гораздо больше внимания, чем мне.
Hazinelerimizi ev sahibine götürdük, doğal olarak, benden çok daha fazla ilgi çekti.נשאנו את אוצרותינו החוצה אל בעלת הבית, ושם, שלא במפתיע, משאו זכה ליותר יחס מאשר שלי.
Hazinelerimizi ev sahibine götürdük, doğal olarak, benden çok daha fazla ilgi çekti.واخذنا كنوزنا وذهبنا الى مالكة المنزل حيث لم أتفاجىء ان كنز غريمي قد نال الكثير من الاهتمام اكثر من كنزي ..
Hazinelerimizi ev sahibine götürdük, doğal olarak, benden çok daha fazla ilgi çekti.当然のことながら 犬の方が靴よりもずっと注目されました 数週間後
Hisse senedini bana ödünç vermiş olan kişi, doğal olarak temettüsünü bekliyor.Tenhle člověk očekává šek na 5 dolarů nebo očekává, že 5 dolarů bude uloženo na jeho makléřský účet.
Hisse senedini bana ödünç vermiş olan kişi, doğal olarak temettüsünü bekliyor.Ten klient oczekuje czeku na $5, albo oczekuje, że $5 zostanie złożone na jego koncie maklerskim.
Hisse senedini bana ödünç vermiş olan kişi, doğal olarak temettüsünü bekliyor.それか、彼は証券会社の口座に5ドルが振り込まれる事を、 期待しています。
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.물론 기독교가 가장 큰 몫을 차지했죠. 거의 1억 6,000만 명에 달합니다.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.A kereszténység teszi ki természetesen a lakosság legnagyobb részét, több mint 160 millió hívővel.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.A legutóbbi kutatás meglepően bátorító eredményeket mutat.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Christenen nemen natuurlijk het leeuwendeel van de bevolking voor hun rekening, met bijna 160 miljoen.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Christenen nemen natuurlijk het leeuwendeel van de populatie voor hun rekening, met bijna 160 miljoen.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Chrześcijanie stanowią lwią część populacji, blisko 160 milionów.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Creștinismul, bineînțeles, ocupă o masivă parte a leului din populație, cu aproape 160 de milioane.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Das Christentum hat natürlich den massiven Löwenanteil der Bevölkerung, mit fast 160 Millionen.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Křesťanství samozřejmě zaujímá daleko největší část populace, skoro 160 miliónů.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Kresťanstvo, samozrejme, zaberá leví podiel populácie, skoro 160 miliónov.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Kristendommen har, selvfølgelig, broderparten af befolkningens støtte med næsten 160 millioner mennesker.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Kristenheten, så klart, utgör lejonparten av befolkningen, med sina nästan 160 miljoner.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Kristityt haukkaavat tietysti tukevan leijonanosan väestöstä: lähes 160 miljoonaa.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Krščanstvo, seveda, zavzema levji delež populacije, skoraj 160 milijonov.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.La chrétienté prend bien sûr la part du lion avec près de 160 millions de personnes.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.La Cristianità, naturalmente, fa la parte del leone, con circa 160 milioni.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Los cristianos, por supuesto, ocupan una enorme tajada de la población, con casi 160 millones.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.O cristianismo, obviamente, leva uma fatia de leão da população, com quase 160 milhões.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Umat Kristen, tentu, merupakan pangsa terbesar dalam populasi, dengan hampir 160 juta.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Ο Χριστιανισμός, φυσικά, παίρνει τη μερίδα του λέοντος του πληθυσμού, με σχεδόν 160 εκατομμύρια.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Христиане, конечно же, составляют львиную долю населения, примерно 160 миллионов.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Християнство, звичайно, складає левову долю населення, приблизно 160 мільйонів.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Хритиянството, разбира се, взема лъвския пай от населението, с почти 160 милиона.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.כמובן שהנצרות תופסת את חלק הארי
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.כמובן שהנצרות תופסת את חלק הארי באוכלוסיה,
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.بالطبع غالبية الامريكان مسيحيون.. حوالي 160 مليون تقريبا من اجمالي عدد السكان.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.およそ1億6千万人に達します しかし2番目に大きなグループは何だと思いますか?
Huxter doğal olarak bir kaç dakika içerisinde izledi.Huxter luonnollisesti seurasi yli aikana muutaman minuutin.
Huxter doğal olarak bir kaç dakika içerisinde izledi.Huxter naturalmente acompanhados ao longo do curso de alguns minutos.
Huxter doğal olarak bir kaç dakika içerisinde izledi.Huxter seveda sledi več kot v času nekaj minut.
Huxter doğal olarak bir kaç dakika içerisinde izledi.Huxter természetesen majd át során néhány perc alatt.
Huxter doğal olarak bir kaç dakika içerisinde izledi.Sr. Huxter siguió, naturalmente, más en el curso de unos pocos minutos.
İçsel huzuru, doğal olarak dış huzur takip edecektirAlla pace interiore seguirà naturalmente la pace esteriore.
İçsel huzuru, doğal olarak dış huzur takip edecektirDe la paz interior proviene naturalmente la paz exterior.
İçsel huzuru, doğal olarak dış huzur takip edecektirQuando há paz interior, a paz exterior surge naturalmente.
İçsel huzuru, doğal olarak dış huzur takip edecektirמשלום פנימי ינבע באופן טבעי שלום חיצוני.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.A primeira, obviamente, é o tempo livre que existe no mundo e os talentos.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Az első a világ szabadideje és tehetsége.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Erstens ist da die Freizeit und die Begabung der Weltbevölkerung.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Het eerste is natuurlijk de vrije tijd en de talenten van de wereld.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.첫째는 당연하게도, 세상의 여유 시간과 여유 재능입니다.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.La première, évidemment, est le temps libre et les talents du monde entier.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.La prima cosa è il tempo libero e i talenti del mondo.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.La primera, obviamente, es el tiempo y talento libre del mundo.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Một là các tài năng và thời gian rỗi của thế giới.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Pierwsza to wolny czas i uzdolnienia.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Primul, evident, constă din timpul liber și talentele lumii.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Prvá z nich je, samozrejme, ľudský voľný čas a talenty.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Yang pertama, tentu saja, waktu luang dan bakat orang banyak
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Το πρώτο, προφανώς, είναι ο ελεύθερος χρόνος του κόσμου και τα ταλέντα του.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Очевидно, першою є наявність вільного часу і талантів.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Очевидно, что первая - это наличие свободного времени и таланта.
İlki, doğal olarak dünyanın boş zamanı ve yetenekleri.Първото, очевидно, е свободното време и талант в света.