Roma Ryan şarkıyı "Yaşamlarımız birbiriyle ve doğadaki her şeyle dolaşık.Статья Р. Зыкиной "В гармонии с собой и окружающим миром".
Doğada bol miktarda bulunur.Особенно многочисленны в Средиземноморье.
Lösin doğada hayvansal ve bitkisel proteinlerin yapısında bulunmaktadır.Кроме того, он считается первооткрывателем растительного и животного белка.
Vahşi doğadaki en son bireyi 1930 yılında vurulmuştur.Последняя особь была поймана в дикой природе 1913 году.
İnsanoğlu zaten doğada yaşar, bu doğayı ben zaten bilenlerdendim.Теперь-то весь мир знает, что это я, но тогда я был в ярости.
Fizik doğadaki çeşit çeşit fenomeni daha basit fenomenlerle açıklamaya çalışır.Новое, более натуральное объяснение того же явления.
Doğada yaygın olarak bulunmalarından dolayı psödomonadlar ilk gözlemlenmiş mikroskopik canlılar arasındadır.Из-за своего широкого распространения псевдомонады были одними из первых обнаруженных микроорганизмов.
Üstelik büyük kentteki apartman dairesinde doğadan çok uzakta tek başına yaşamaktadır.Живет в довольно дорогой квартире, в полном одиночестве.
"Doğada Yücelik".«Гордость страны».
Uraninit doğada sıkça bulunan bir mineraldir.عادةً ما تكون كمية اليورانيوم في الهواء صغيرة جدًا.
Doğada yaşayan en yaşlı leyleğin İsviçre'de halkalandıktan sonra 39 yıl yaşadığı bilinmektedir.كما تبين أن أقدم اللقالق عمراً هو لقلق كان يعيش في البريةفى سويسرا ووصل عمره إلى 39 عام.
Bu doğadaki pek çok keşfi Gilbert'a elektrik bilimi kurucusu unvanını kazandırdı.الاكتشافات العديدة لجلبرت حول الكهرومغناطيسية أعطته لقب مؤسس علم الكهرباء.
Ömürleri doğada 5-6 senedir, ama hayvanat bahçesinde bir kokarca 12 yaşına da varmıştır.وتصل أعمار النمور في البرية ما بين 10 إلى 15 سنة، بينما تصل أعمارها في حدائق الحيوان حتى 52 سنة.
Özel birliklerde görev yaptığı sırada doğada hayatta kalma uzmanı unvanını almıştır.سمو رئيس الوزراء يزور قوات الامن الخاصة في سافره...
Normalde doğada 16 ila 19 yıl ve esaret altında 27 yıl yaşar.Vive tipicamente 16 a 19 anos em estado selvagem e 27 anos em cativeiro.
Doğada yaygın bir şekilde bulunmaktadır; toprakta, suda, bitkilerde ve hayvanlarda.Eles são amplamente distribuídos na natureza, e são encontrados no solo, água, plantas e animais.
Nükleer tepkimelerde, doğada bulunmayan radyoaktif çekirdekler elde edilebilir.Existe o risco de explosivos não detonados serem encontrados na ilha.
Akışkanlar mekaniği hareket halindeki akışkanların (sıvı ya da gaz) doğada nasıl aktığıyla ilgilenir.Estas equações descrevem o movimento de um fluido (líquido ou gás) no espaço físico.
Doğadaki bütün ışık kaynakları geniş bir tayf üzerinde ışınım yaparlar.Outras emitem luz esverdeada em todo corpo.
Öz olarak taşların dizilişine bakıldığı zaman doğadan dinlendirici bir şekil ortaya çıktığı görülmektedir.Maar doordat de waarnemer meedraait lijkt voor hem dat het slingervlak met de klok mee gaat (rechtsom).
Şimdi doğada da başarılı bir şekilde üremektedirler.In het centrum heeft de soort zich inmiddels met succes voortgeplant.
Doğadan çıkarılan uranyumun kütlece % 99,27'si 238U'den oluşur.Van nature op Aarde voorkomend uranium bestaat voor 99,27% uit de isotoop 238U.
Doğada hiçbir cisim bu durumu tamamen gerçekleştiremez.Niemand in dit vreemde trio is veilig.
Lösin doğada hayvansal ve bitkisel proteinlerin yapısında bulunmaktadır.Het heeft als doel de handel in beschermde dier- en plantensoorten in kaart te brengen.
Doğada amonyum proteinlerde bulunur.Oxidatie van aminozuren in proteïnen.
Doğada 20, hayvanat bahçesinde 50 yaşına varabilirler.In de dierentuin kunnen ze wel tot 20 jaar oud worden.
Kobaylar doğada bütün gün gizlenerek yiyecek ararlar.Meervallen zoeken overdag graag een schuilplaats op.
Kargaların ömrü doğada yaklaşık 13 yıldır.Kanczyle afrykańskie żyją około 13 lat.
Türleşme, hem kontrollü laboratuvar koşullarında hem de doğada, birden çok defa gözlemlenmiştir.Specjację obserwowano wielokrotnie w kontrolowanych warunkach laboratoryjnych oraz w naturze.
Aktinyum elementi, doğada uranyum cevherlerinde az miktarlarda bulunur.Bardzo małe ilości tego pierwiastka można znaleźć w rudach uranowych.
31P, fosforun doğada bulunabilinen tek izotopudur.Jedynym stabilnym izotopem fosforu jest 31P.
Ancak doğada hava boşluğu yoktur.W jaskini brak jest przepływu powietrza.
Doğada bulunamaz, yalnızca laboratuvar ortamında elde edilebilir.Można go bez problemu samemu kupić w sklepie medycznym.
Fizik doğadaki çeşit çeşit fenomeni daha basit fenomenlerle açıklamaya çalışır.W konsekwencji modeli danego zjawiska jest tyle, ile samych zjawisk.
Bu dönemde doğada nü resimleri yaptı.Pisał w tym okresie utwory okolicznościowe.
Kobaylar doğada bütün gün gizlenerek yiyecek ararlar.Diugonie przybrzeżne są żarłoczne, jedzą przez cały dzień.
1H %99.98 ile hidrojenin doğada en çok bulunan izotopudur.1H stanowi ponad 99,98% wszystkich atomów wodoru.
Doğada, kütle numaraları 208, 206, 207 ve 204 olmak üzere 4 izotopu vardır.Dalsze wychwyty prowadzą do izotopów ołowiu 206, 207 i 208.
Bu yapay bileşikler halindeki katı maddelere doğada tabii halde rastlanmaz.Sztuczny miód nie zawiera unikatowych składników obecnych w miodzie naturalnym.
Doğada yaygın bir şekilde bulunmaktadır; toprakta, suda, bitkilerde ve hayvanlarda.De finns på många ställen i naturen och återfinns i vatten, jord, växter och djur.
Doğadaki toplam doğal uranyumun kütle olarak yalnızca %0.72'si U-235'dir, geri kalanın çoğu U-238'dir.Naturligt uran består mest av isotopen U-238, men 0,7 % är U-235.
Doğada bulunamaz, yalnızca laboratuvar ortamında elde edilebilir.Viruset finns inte längre i vilt tillstånd utan endast i laboratorier.
Doğada tenorit minerali halinde bulunur.Det förekommer naturligt i mineralet Tenorit.
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?Hur har samtliga grundämnen uppstått i universum?
Buna rağmen, doğada L amino asitleri daha baskındır.Terrängen runt I-n-Amana Rarni är mycket platt.
Mantarlar, yılın her döneminde doğada bulunmamaktadır.Arten kan para sig när som helst under året.
Ömürleri doğada 5-6 senedir, ama hayvanat bahçesinde bir kokarca 12 yaşına da varmıştır.En individ levde 5 år och 3 månader i en djurpark.
Yüksek reaktif özelliğinden dolayı, doğada hiçbir zaman saf ve elementel halde bulunmaz.Hög prestation, oavsett typ av förmåga, är aldrig resultatet av natur eller miljö.
Kargaların ömrü doğada yaklaşık 13 yıldır.Livslängden i fångenskap är omkring 13 år.
Zeaksantin doğadaki en yaygın karotenoid alkollerden biridir.Zeaxantin är ett xantofyll och en av de vanligast förekommande karotenoida alkoholerna i naturen.
Işığı temel alarak, doğadaki tüm renklerin kodları bu üç temel renge referansla belirtilir.Alla färger på skärmen blandas med utgångspunkt från dessa tre grundfärger.
Diyalektik materyalizm anlayışına dayanarak, insanlığın doğadaki yerini bulmaya çalışır.För det första använder han den metaforiskt till att beskriva essensen av mänsklighetens existens.
Çoğu doğada, örneğin atık sularda veya toprakta bulunur.Förbandet har möjlighet att förflytta sig såväl på land som på vatten.
Doğadaki elementler çeşitli izotoplar halinde bulunurlar.Väte förekommer i form av ett flertal isotoper.
Sadece fransiyum-223 ve fransiyum-221 doğada bulunur.Ej blott i hednavärldens länder 219.
Üstelik büyük kentteki apartman dairesinde doğadan çok uzakta tek başına yaşamaktadır.Попри велику родину живе один у власній квартирі.
Kükürt doğada yaygın olarak bulunan bir elementtir (yer kürenin % 0,06'sını oluşturur).Фосфор досить поширений елемент (0,08 % маси земної кори).
"Doğada Yücelik".Гордість країни»).
Sonucunda doğada yaşan birçok fil öldürülmüş ya da esâret altına alınmıştır.У результаті багато слонів було знищено з дикої природи або вбито.
Fizik doğadaki çeşit çeşit fenomeni daha basit fenomenlerle açıklamaya çalışır.Причина цього природного феномену пояснюється досить просто.