Yani bir kitaplık vahşi doğada bilinen güvenlik açıklarıyla yamasız kalabilir.Inversely, a library can go unpatched with known vulnerabilities out in the wild.
Doğada, kamuflaj organizmalar tarafından yırtıcılardan kaçmak için kullanılır.In nature, camouflage is used by organisms to escape predators.
Çinko elementi doğada esas olarak çinko kükürt şeklinde bulunur ve sfalerit mineralinde görülür.This is the main form of zinc found in nature, where it mainly occurs as the mineral sphalerite.
UAlberta.ca, Atılımın animasyonu Brian J Ford Doğada yaprak dökümü üzerineUAlberta.ca, Animation of excretion Brian J Ford on leaf fall in Nature
Aminler gibi nitrojen merkezli bileşikler, doğada nükleofiliktir .Nitrogen centered compounds, such as amines, are nucleophilic in nature.
Kendisi de açlıktan zayıf düşen Menard, vahşi doğada ortadan kayboldu.Menard, weak with hunger himself, disappeared in the wilderness.
Laboratuar testleriyle bu bakterinin doğada mezofilik halde bulunduğu tespit edilmiştir.Lab culture tests have found it to be mesophilic in nature.
Bu bileşikler doğada oluşmaz.These compounds do not occur in nature.
Bunların dört D-izomeri doğada bulunurlar.In der Natur kommen nur die vier D-Isomere vor.
Ozor ve Ongun ruhları bâzı ataların bir süre boyunca doğada dolaşan Sülde ruhlarıdır.Ozoors und Ongons sind die Sud-Seelen mancher Ahnen, die eine Phase lang in der Natur leben.
31P, fosforun doğada bulunabilinen tek izotopudur.Phosphor hat nur ein stabiles Isotop, 31P; dies ist das einzige in der Natur vorkommende Isotop des Phosphors.
Doğada ve doğal malzemelerle eserlerini yaratmakta ve fotoğraflarını çekmektedir.Trinks fotografierte Natur und Landschaft.
Eğer insan doğadan birsey aldıysa bu sadece doğa ruhlarının izin vermesiyle mümkün olmuştur.Wenn der Mensch etwas aus der Natur nimmt, ist das nur möglich, weil es ein Naturgeist erlaubt hat.
Ayrıca, 2007 yılında doğadan toplanan organik ürünler 30 milyon hektardan hasat edilmektedir.Dagegen betrug die Anbaufläche für Biokraftstoffe im Jahr 2007 weltweit nur 30 Millionen Hektar.
Bu dönemde doğada nü resimleri yaptı.Er malte in dieser Zeit Landschaftsbilder.
Doğadan Yer Su'ların "gööç.. gööç" diye sesleri duyulur.Aus der Natur hören sie plötzlich die Stimmen der Yer Su (Erd- Wassergeister).
Çoğu doğada, örneğin atık sularda veya toprakta bulunur.Die meisten Aktivitäten geschehen im seichten Wasser oder an Land.
Doğada fosfor üç farklı formda bulunur.In wässriger Lösung existieren Phosphat-Anionen in drei Formen.
Genetik müdahaleler ile doğada daha önce hiç bulunmayan gen bileşimleri de üretilebilmektedir.Denken Sie an die mutmasslichen Atomwaffen im Irak, die es nie gab.
Dışkıların doğadaki işlevleri çok önemlidir.Reisen außerhalb der Hauptstadt sind gefährlich.
Zaten insan dediğin doğada nedir ki?De quel Orient parle-t-on ?
Sonucunda doğada yaşan birçok fil öldürülmüş ya da esâret altına alınmıştır.En conséquence, de nombreux éléphants ont été capturés ou tués.
1H %99.98 ile hidrojenin doğada en çok bulunan izotopudur.1H est l’isotope le plus commun de l’hydrogène, avec une abondance de 99,98 %.
Aktinyum elementi, doğada uranyum cevherlerinde az miktarlarda bulunur.On en trouve de petites quantités dans les urines.
İnsanlar sebzeleri ya kendileri yetiştiriyor ya da doğada kendiliğinden yetişenleri topluyorlardı.Ce sont les habitants eux-mêmes qui vont cueillir ou qui cultivent les plantes qu’ils utilisent.
Birçok bitki doğadaki diploit kökenli diğer bitkilerden türemiştir.Les nombreux bulbes dans le sol empêchent toute autre plantation.
Evcil bireyler 16 yaşına kadar varır ama doğada ömür uzunluğu bilinmemekte.Il peut vivre jusqu'à 30 ans en captivité, mais sa durée de vie dans la nature est inconnue.
Normalde doğada 16 ila 19 yıl ve esaret altında 27 yıl yaşar.Vive generalmente entre 16 y 19 años en la naturaleza y unos 27 años en cautividad.
Bu renksiz katı madde sentetik olarak hazırlanabilir ancak doğada da bulunur.Este sólido incoloro se pueden preparar sintéticamente, pero también se encuentra en la naturaleza.
Ancak 40 yıl aradan sonra ilk defa Mayıs 2007'de bir yavrunun doğada görüldüğü bildirilmiştir.Tras catorce años sin nacimientos, en el año 2007 se ha producido uno.
Galyum metali doğada saf halde bulunmaz.El metal puro no se encuentra en la naturaleza.
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?¿Cómo puede la gravedad cuántica ayudar a explicar el origen del Universo?
Anlatılanlara göre Pisagor doğadaki tüm büyüklükleri rasyonel sayılarla ifade edilebileceğini söylemekteydi.Los pitagóricos habían llegado a la conclusión de que el número racional lo explicaba todo.
Yaşar Kemal’de de böyle doğadan kaynaklanan bir güç vardır."Solo las Bestias con Cola tienen un poder comparable a esto..."
Bu yüzden doğada çeşitlenme, aynı türe ait bireyler arasında ya da çok yakın türler arasında kısıtlıdır.Solo es posible entre individuos de la misma especie o muy cercana.
(D) bu türün doğada neslinin tükenmiş olabileceğini gösterir.Hay evidencia que permite suponer que esta especie se encuentra extinta en la naturaleza.
Sonraları Sümerler doğada büyüyen safranı tedavi ve sihirli iksir yapmak için kullandı.De esta forma, necesita recibir dosis diarias de poder mágico de Haruto para poder vivir.
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?Come possiamo spiegare la molteplicità delle cose che esistono in natura?
Çünkü ta başlangıçta, başlangıçların başında, doğada kara diye bir şey yoktu, bir evlek toprak bile yoktu.Per gli Apache, all'inizio dei tempi non esisteva nulla, ovunque era buio.
"Av modeli" rejimi bir hayvanın beslenmesinde, o hayvanın doğadaki avının boyutlarını esas alır.Il "modello preda" prova a simulare nell'alimentazione dell'animale le proporzioni di una vera preda.
Percy Bysshe Shelley doğada insan için bir avunma getirmiştir (Ode to a Nightingale).Percy Bysshe Shelley ne L'ode a Napoli alluse a un basilisco.
Ana madde: Berilyum izotopları Berilyumun doğada bulunan tek kararlı izotopu berilyum-9'dur.Il Berillio-9, è un isotopo del metallo berillio.
Böylece onlar çoğu kez bir yaşam gücünün doğadaki tezahürleri olarak görülür.Spesso sono loro che si occupano dell'accumulo di potere dell'esistenza.
Bunun dışında doğada kendiliğinden canlanamaz.E la terra non è arata senza di esso.
Bu kısımdaki yeni elementlerin hiçbiri henüz sentezlenmemiş ya da doğada keşfedilmemiştir.Ancora non è stato scoperto o sintetizzato nessun elemento di questa regione.
Doğadan Yer Su'ların "gööç.. gööç" diye sesleri duyulur.Dalla natura odono improvvisamente le voci degli Yer Su (spiriti della terra e delle acque).
Ova gorilinden ise doğada 15.000-30.000 adet kalmıştır.In natura ne rimangono 35.000-40.000 capi.
1H %99.98 ile hidrojenin doğada en çok bulunan izotopudur.È l'isotopo più abbondante dell'idrogeno (99,985%) e il più comune dell'universo.
Doğadaki başlıca düşmanları Uzun kuyruklu gelinciklerdir.Nemici comuni sono i Fighting Wire Frames.
Doğada yürümekten hoşlanırım.Мне нравится гулять на природе.
İnsandan daha vahşi bir canlı yok ki doğada.В природе нет создания более дикого, чем человек.
Dünyadaki ayıların en nadir türden biri olan mavi ayı, doğada nadiren görülür.Один из самых редких подвидов бурого медведя в мире, очень редко встречается в дикой природе.
Sonucunda doğada yaşan birçok fil öldürülmüş ya da esâret altına alınmıştır.В результате многие слоны были взяты в неволю из дикой природы или убиты.
Türleşme, hem kontrollü laboratuvar koşullarında hem de doğada, birden çok defa gözlemlenmiştir.Видообразование наблюдалось многократно и в контролируемых лабораторных условиях, и в природе.
Doğadaki elementler çeşitli izotoplar halinde bulunurlar.То есть такой элемент представлен в природе несколькими изотопами.
Doğada yaygın bir şekilde bulunmaktadır; toprakta, suda, bitkilerde ve hayvanlarda.Они широко распространены в почве, воде, среди людей и животных.
Vahşi doğada kaplanlar 5 m. kadar yükseğe ve 9–10 m. kadar uzağa zıplayabilirler.Во время охоты тигр способен прыгать на высоту до 5 м и на 9—10 м в длину.
31P, fosforun doğada bulunabilinen tek izotopudur.Единственным стабильным изотопом является 31P.
Galyum metali doğada saf halde bulunmaz.Ни один металл невозможно приготовить в абсолютно чистом состоянии.
Yıldırım, doğada elektriksel kıvılcımın bir örneğidir.Выгорание волос — естественное осветление.