doğacak ile cümle

doğacak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Güneş yakında doğacak.The sun will come up soon.
Güneş birazdan doğacak.The sun will rise soon.
Biz ayrılmalıyız; yakında gün doğacak.We must part; the day will soon break.
Ben ikinci kez doğacak olsam Kanadalı olmak isterim.If I were to be born a second time, I would like to be Canadian.
En karanlık gece bile sona erecek ve güneş doğacak.Even the darkest night will end and the sun will rise.
1978 yılında, Louise Brown İn vitro fertilizasyon veya IVF ile doğacak ilk çocuk oldu.In 1978, Louise Brown became the first child to be born via in vitro fertilisation, or IVF.
Gerçekte yeniden doğacak bir "ben" yoktur.There is no "real" me.
Bu şekilde çocuk yarı tanrı olarak doğacaktır.From this day, I will be your obedient child.
Bu kandillerden doğacak yangın riskine karşı birkaç oda yüzlerce su kovası ile doldurulmuştur.To prevent the risks of fire, several rooms were filled with hundreds of water buckets.
Her ikisi de Temmuz ayının sonunda doğacak çocukları vardır.The young are born in late June and July.
İstenmeyen sonuçlar doğacaktır.There's going to be unintended consequences.
Diğerleri biraz daha yaşlanacak ve iki milyar daha çocuk doğacak.The rest will grow older and get two billion children.
Sonra yine yaşlılar ölecek ve iki milyar daha çocuk doğacak.And then again the old will die and you will get two billion children.
Yemen'de Salih ve Suriye'de Esad'ın karşı bir muhalefet doğacak veya çoktan yıkılmış olacaklar.Saleh of Yemen and Assad of Syria would be either challenged, or already on their knees.
Bu fikirle içine ettiklerimizi düzeltmek üzere yeni bir teknoloji doğacak.A new technology will come along to fix the messes we made with the last one.
10 veya 20 yıl içinde, Amerikan çocukların çoğu babalarının olmadığı evlerde doğacaklar.Within a decade or two, most American children will be born into homes with no father.
Yakında tekrar gün doğacak.It will soon be day again.
Bebeğiniz sağlıklı doğacak" der.Your baby is going to be HlV-negative."
Ve bebeği PMTCT alacak bu demek oluyor ki o bebek virüse bulaşmadan doğacak.And her baby will receive PMTCT, which will mean that that baby can be born free of the virus.
Yeniden doğacakları zamana dek eğlenmeleri için.To let them enjoy themselves until they're reincarnated
Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak.I will make you exceedingly fruitful, and I will make nations of you. Kings will come out of you.
Ölü doğacak olursa hepsi ona ortak olurlar" dediler.He will punish them for their attribution (of such false orders to Allah).
Umuyorum ki bir gün bizim için de 6 Ekim’de güneş doğacak.”Hopefully that October 6th will dawn for us one day too."
Bu nedenle Hırvatistan'ın bu durumdan doğacak bir sonuca katlanmaması gerektiğini düşünüyorum."I therefore think Croatia should not bear any consequences on this situation."
Ulusal altyapı geliştikçe turizm, ulaşım ve telekomünikasyon sektörlerinde büyük talep doğacak.Tourism, transport and telecoms will be in great demand as the national infrastructure improves.
Bundan doğacak istihdam düşüşü tüketicileri daha da sıkıştırabilir.The resulting lack of job opportunities could squeeze consumers further.
İlk başta acıtacak, fakat sonrasında yeni bir sistem doğacak ve problemler çözülecek.""At first it will hurt, but afterwards a new system will emerge, and the problems will be solved."
Mallar pahalılandığında sıkıntı doğacak, bu da daha az kredi anlamına gelecek.When goods are more expensive there will be shortages, which means less credits.
Bu noktada, görev süresi sona erecek ve bağımsız bir devlet doğacaktı.[3]At that point, the mandate would terminate and an independent state would be born.[3]
Charles Emmanuel, ailesinin doğacak üç oğlundan ikincisiydi.Charles Emmanuel was the second of three sons that would be born to his parents.
Gerçekte yeniden doğacak bir "ben" yoktur.Es gibt kein „Zuhause“ zu dem man zurück kann.
Ve yepyeni bir arkadaşlık doğacaktır.Es beginnt eine neue Freundschaft ...
Cebrail, ona kimse dokunmadığı hâlde babasız doğacak olan İsa'yı müjdeledi.Mehrfach bezeugt Jesus, dass der Vater ihn gesandt habe (Joh 5,36; 17,3; 17,18).
Kendinden sonra doğacak olanla birlikte tam 6 kardeş olmuşlardır.Mit ihm wuchsen sechs Geschwister auf.
Bugün savaşta öldürülecek kişiler, yarın bir başka bedende yeniden doğacaklardır.Was heut müde gehet unter, Hebt sich morgen neu geboren.
Üç boynuzu vardır, beyazlar içindedir ve doğacak çocukları o seçer.Kästner ist verwitwet, hat drei erwachsene Kinder und lebt in Bingen bei Sigmaringen.
Onun doğacak bebeğinin cinsiyetini tahmin etmeye çalışmak çok hoşuma gidiyor.Je m’amuse à faire des pronostics sur le sexe de son futur bébé.
Gerçekte yeniden doğacak bir "ben" yoktur.Malheureusement il n'y a pas de « prince » représentés.
Ve yepyeni bir arkadaşlık doğacaktır.Une amitié naît.
Her ikisi de Temmuz ayının sonunda doğacak çocukları vardır.Les petits naissent de fin juin à début juillet.
Doğacak çocukları belirler.Des enfants leur naissent.
Doğacak bebeğin de bir kurtadam olacağı fikri onu üzmektedir.Viva se demande ce que ça ferait d'avoir un enfant.
Gerçekte yeniden doğacak bir "ben" yoktur.No existe un "Yo" permanente.
Doğacak çocukları belirler.Nacen entonces Los Esperpentos.
Themis de Thetis'in doğacak çocuğu babasından çok daha üstün olacak diye bildirmiş.Otra profecía dice que un hijo de la ninfa Tetis sería más grande que su padre.
Güneş yakında doğacak.Presto sorgerà il sole.
Cebrail, ona kimse dokunmadığı hâlde babasız doğacak olan İsa'yı müjdeledi.Annael Sindarin del Mithrim, padre adottivo di Tuor (un uomo).
Gerçekte yeniden doğacak bir "ben" yoktur.«Io non voglio nessuna “riabilitazione”.
Ve yepyeni bir arkadaşlık doğacaktır.Da quel giorno nasce un'amicizia.
Hamile kadınların doğacak çocuğa elbise hazırlaması hem ayıplanır hem de çocuğun öleceği sanılır.La vediamo preparare un vestitino per il figlio che non nascerà.
Bu nesil devam edecek ve Davud doğacaktır.Questi poteri andranno persi non appena Wyatt nascerà.
Gerçekte yeniden doğacak bir "ben" yoktur.Для человека нет "я" без "другого".
Senden bir ulus ve uluslar topluluğu doğacak.Началось объединение страны и нации.
Hamile kadınların doğacak çocuğa elbise hazırlaması hem ayıplanır hem de çocuğun öleceği sanılır.Неожиданно человек в чёрном костюме сказал, что он голоден и собирается съесть мальчика.
Bu nedenle, doğacak çocuğun teyzesine evlatlık verilmesine karar verildi.ومن اجل هذا أقنعت عم الفتاة...
Ve yepyeni bir arkadaşlık doğacaktır.Nasce outra grande amizade.
Son sahnede Marge ve kocası Norm yataklarında televizyon izlerken doğacak çocuklarından bahsederler.In de laatste scène is te zien dat Marge en haar man Norm televisie kijken in bed.
Her ikisi de Temmuz ayının sonunda doğacak çocukları vardır.Eind juni, begin juli worden twee jongen geboren.
Bazı tanrılar sağ kalacak, diğerleri ise yeniden doğacak.De goden zullen herboren worden en de wereld zal herbevolkt worden door twee overlevende mensen.
Bu bayram vesilesi ile doğacak çocuklar bir nevi kutsiyeti haiz tanınırlar.Premature baby's worden wel geboren met deze vellusbeharing.

İlgili Sayfalar