Ana içeriğe geç
Sözlük

dna ile cümle

dna kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Grup ilk albümlerini 2012 kasım ayında DNA adı altında yayınladı.Első albumukat 2012. november 19-én adták ki DNA néven.
Örneğin DNA enterkalasyonu.Az Ady-kiállítás anyaga.
DNA'nın yapısında bulunur.A DNS gyökérzónájában találhatók.
DNA keşfedildi.CD-n jelent meg.
DNA tamir edilemeyecek kadar zarar gördüğünde "apoptoz"u (programlanmış hücre ölümü) başlatır.Ha nem javíthatóak, „sejt-öngyilkosságot” követnek el (apoptózis).
DNA ikileşmesinde, eşleşen sarmalların birisi 5'-3' yönünde yer alırken diğeri 3'-5' yönünde yer alır.A DNS két szála fordított irányultságú, egyikük 5'-3', míg a másik 3'-5' irányban áll.
Omnitrix içindeki DNA'lar sayesinde bunları geri getirebilirler.Az omnitrix szintén kívülről gyűjtötte be a DNS-ét.
1953 - Francis Crick ve James D. Watson, DNA molekülünün yapısını keşfettiler.1953 – Francis Crick és James D. Watson bejelenti a DNS molekula kettős-spirál szerkezetének felfedezését.
DNA India (İngilizce).Femina Miss India (englanniksi)
Bu araştırmacıların çalışmaları rekombinant DNA teknolojisinin gelişimine öncülük etmiştir. ^ Trust.Heidän työnsä johti rekombinantti-DNAn (rDNA) -teknologian kehittymiseen.
1953 - Francis Crick ve James D. Watson, DNA molekülünün yapısını keşfettiler.1953 – Francis Crick ja James D. Watson löysivät DNA:n rakenteen.
Bir DNA dizisinin kromozom içindeki belirli konumuna ise lokus denir.DNA-jakson tarkkaa sijaintia kromosomissa kutsutaan lokukseksi.
DNA'nın yapısında bulunur.Se on osa DNA:n rakennetta.
DNA, dört çeşit bazdan oluşan uzun bir polimerdir.DNA on pitkä polymeeri, joka koostuu neljän tyyppisestä emäksestä.
1953 yılında DNA yapısını keşfinde rol oynadı.Hänet tunnetaan erityisesti osuudestaan DNA:n rakenteen selvittämiseen vuonna 1953.
Nükleoitte DNA, onunla ilişkili proteinler ve RNA bulunur.Tumajyvänen sisältää proteiineja, DNA:ta ja RNA:ta.
Ana madde: Mutasyon Mutasyonlar, bir hücre genomunun DNA dizisinde oluşan değişimlerdir.Pääartikkeli: Mutaatio Mutaatiot ovat solun genomin DNA-jaksossa tapahtuvia muutoksia.
Bazı virüsler (örneğin AIDS hastalığına neden olan HIV) RNA'yı DNA'ya yazar.Joillakin viruksilla (kuten HIV: llä , aidsin aiheuttajalla) on kyky transkriboida RNA: ta DNA: han.
1953: DNA çifte sarmal yapısının keşfi.1953: DNA:n rakenne selvitettiin.
Bu yöntem DNA origamisi olarak adlandırılmıştır.Löydös nimettiin dna-sormenjäljeksi.
DNA sentezinin başlaması için bir primer gerekir.Se edellyttää DNA:n avaamista yksijuosteiseksi.
Bu rehberde, biz iki küçük DNA dizisi üzerinden gideceğiz.Laivaa reunustaa kaksi pienempää kehäkivetystä.
Fakat Montand 1990 yılında DNA testi yaptırmayı reddetti.Taavitsainen suoritti paikalla koekaivauksen vuonna 1990.
Örneğin DNA enterkalasyonu.Omistajat DNA.
DNA'nın zarar görmesi ise hücreleri öldürmektedir.Jos DNA-vaurioita sattuisi hyvin usein, solujen toiminta estyisi.
Erişim tarihi: 11 Ağustos 2007. ^ "Chimps and Humans Very Similar at the DNA Level".Ανακτήθηκε στις 2007-08-11. «Chimps and Humans Very Similar at the DNA Level».
Kimyasal olarak DNA'ya benzeyen RNA'da timin yerine urasil bulunur.Aπο χημικής άποψης το RNA είναι όμοιο με το DNA.
Ancak DNA tespiti sonucunda bunun gerçek olmadığı tespit edilir.Μετά από την εξέταση DNA, αποδεικνύεται ότι δεν είναι αυτός ο δράστης.
Teorik olarak DNA'da iki çeşit palindromik dizi olabilir.Επιπλέον, σε ορισμένες περιπτώσεις, το άτομο "χίμαιρα" έχει δύο είδη DNA.
DNA, normal olarak, ikili sarmal biçimde dolanan iki iplikçikli bir moleküldür.Το DNA συνήθως έχει τη μορφή διπλής έλικας.
Bu da DNA üzerinde çalışılarak elde edilebilir.Το DNA μπορεί να υποστεί χειρισμό στο εργαστήριο.
1977'de DNA'daki nükleotit dizilişleri belirlendi.Ανεξάρτητη ανακάλυψη των δακτυλίων του Ουρανού το 1977.
Promotör, biyolojide genlerin transkripsiyonunu başlatan, DNA'parçasıdır.Στη γενετική, ο υποκινητής είναι το τμήμα του DNA που βοηθά στην έναρξη της μεταγραφής ενός γονιδίου.
İki DNA zincirini bir arada tutan hidrojen bağlarını kıran helikaz enzimi tarafından oluşturulur.Αυτό επιτυγχάνεται με τη βοήθεια ειδικών ενζύμων, που σπάζουν τους δεσμούς υδρογόνου μεταξύ των δύο αλυσίδων.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Το πείραμα αυτό παρείχε επιπλέον ενδείξεις ότι το γενετικό υλικό ήταν το DNA, και όχι πρωτεΐνη.
Ayrıca DNA tamiri ve genetik rekombinasyonda kullanılırlar.De bruges også i DNA-reparation og genetisk rekombination.
DNA'da bulunan şeker 2-deoksiribozdur, bu bir pentozdur (beş karbonlu şekerdir).Sukkeret i DNA er 2-deoxyribose, som er en pentose (fem-carbon-sukker).
DNA'nın tüm işlevleri onun proteinlerle olan etkileşimine bağlıdır.Alle DNA's funktioner afhænger af samspillet med proteiner.
Bu proteinler DNA'daki süperburulma derecesini değiştirirler.Disse proteiner ændrer mængden af supercoiling i DNA.
Bu proteinler DNA'yı kromatin adlı kompakt yapı içinde organize ederler.Disse proteiner organiserer DNA'en i en kompakt struktur kaldet kromatin.
DNA böylede biyolojik bilgi taşımak için değil, yapısal bir malzeme olarak kullanılır.DNA bruges således som et strukturelt materiale snarere end som en bærer af biologisk information.
Bazı kodlamayan DNA dizileri kromozomlar için yapısal rol oynarlar.Nogle ikke-kodende DNA-sekvenser spiller en strukturel rolle i kromosomer.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Di kløver DNA omkring 20-30 basepar efter genkendelsessekvensen.
Çoğu organizmanın DNA'sı süpersarımlıdır.DNA er i de fleste organismer negativt supercoiled.
DNA'nın iki iplikli yapısı DNA ikileşmesi (DNA duplikasyonu) için basit bir mekanizma sağlar.DNA's dobbeltstrengede struktur sørger for en simpel mekanisme til DNA-replikation.
Bu enzimler DNA bazlarına erişmeye gerek duyan enzimlerin bulunduğu süreçlerde gereklidir.Disse enzymer er essentielle for de fleste processer hvor enzymer skal have adgang til DNA-baserne.
Diğer tip mutasyonlar, bazen daha önce kodlanmamış DNA'dan yeni genler oluşturur.Andre typer af mutationer kan endda generere helt nye gener fra tidligere ikke-kodende DNA.
DNA dizileri, yeni aleller üreten mutasyonlar tarafından değiştirilebilirler.DNA-sekvenser kan ændres ved mutationer, der producerer nye alleler.
DNA'da meydana gelen hasarın tipi mutagenin tipine bağlıdır.Typen af skade på DNA'en afhænger af typen af mutagen.
DNA çeşitli farklı mutajenler tarafından hasara uğrayabilir, bunun sonucunda DNA dizisi değişebilir.DNA kan beskadiges af mange typer mutagener, som kan ændre DNA-sekvensen.
Bunlar olunca transkripsiyon ve DNA ikilenmesi engellenir, zehirlenme ve mutasyonlar meydana gelir.Dette hæmmer både transskriptionen og DNA-replikationen, hvilket skaber toxicitet og mutationer.
DNA, dört çeşit bazdan oluşan uzun bir polimerdir.DNA er en lang biopolymer som består af fire typer af baser.
Geminin laboratuvarında, Mühendis DNA'sı ile insan DNA'sını karşılaştırırlar.Ombord på skibet bliver Ingeniørens DNA analyseret og resultatet er magen til menneskets DNA.
Nükleazlar DNA iplikleri kesen enzimlerdir, fosfodiester bağlarının hidrolizini katalizlerler.Nukleaser er enzymer, som skærer DNA-strenge ved at katalysere hydrolyse af fosfodiesterbindingerne.
Modern biyoloji ve biyokimyada rekombinant DNA teknolojisi yoğun bir şekilde kullanılır.Moderne biologi og biokemi gør intensivt brug af disse teknikker i rekombinant DNA-teknologi.
Eğer ters yönde burulursa DNA, buna negatif süperburulma denir ve bazlar birbirlerinden daha kolay ayrışırlar.Hvis de snos i den modsatte retning, kaldes det negativ supercoiling, og baserne kan nemmere adskilles.
Belirli bir lokus üzerindeki DNA dizisinin herhangi bir varyantına ise alel denir.En variant af det tilsvarende DNA-sekvens placeret på et givet locus kaldes en allel.
Bunlarda tek iplikli DNA, telomer bağlanıcı proteinler tarafından stabilize edilmiş bir halka olarak kıvrılır.Her krøller den enkelt-strengede DNA sig sammen til en lang cirkel stabiliseret af telomerbindende proteiner.
Kodlamayan RNA'nın yazıldığı DNA dizileri RNA geni veya kodlamayan RNA geni olarak adlandırılır.Den DNA-sekvens, som et ikke-kodende RNA er transskriberet fra kaldes ofte et RNA-gen.
Krosover sırasında iki DNA sarmalı kesilir, bir bölüm yer değiştirir ve kesik uçlar birleşir."Overkrydsning" betegner når to DNA-helixer brydes op, udveksler en sektion og derefter genforenes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod