Benzer şekilde antianlamlı DNA da, mRNA'ya komplemanter bir DNA molekülüdür.Em vírus feitos de DNA, o método de produção de mRNA é similar àquele da célula.
Akridin ve onun türevleri, enterkalasyon yapma özellikleri nedeniyle DNA ve RNA'ya bağlanırlar.A acridina e derivados relacionados ligam-se ao ADN e ao ARN devido à sua capacidade de intercalação.
DNA nanoteknoloji kavramı 1980'li yılların başlarında Nadrian Seeman tarafından icat edilmiştir.É conhecido por ter desenvolvido a nanotecnologia do DNA no início da década de 1980.
1869'da DNA İsviçreli hekim Friedrich Miescher tarafından yalıtılabildi.Os ácidos nucléicos foram descobertos por Friedrich Miescher, em 1869.
Bu süreç, yeni sentezlenen DNA'daki hataları düzeltir.Dit proces verbetert fouten in nieuw gemaakt DNA.
Örneğin çift sarmallı DNA’nın kalıcı uzunluğu 50 nm civarıdır.Bijvoorbeeld: de persistente lengte van het dubbelstrengsDNA is ongeveer 50 nm.
Bu da DNA üzerinde çalışılarak elde edilebilir.Punten kunnen verkregen worden door DNA te zoeken.
1953 - Francis Crick ve James D. Watson, DNA molekülünün yapısını keşfettiler.1953 - Francis Crick en James Watson ontdekken de structuur van het DNA-molecuul.
Ancak DNA tespiti sonucunda bunun gerçek olmadığı tespit edilir.Uit een DNA-test bleek dat dit niet het geval was.
Bu genetik bilgileri içeren DNA parçaları gen olarak adlandırılır.De DNA-segmenten die genetische informatie bevatten worden genen genoemd.
DNA ve birçok polipeptidler de LK fazları oluşturabilirler.Ook DNA en veel polypeptiden vormen LC's.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dit experiment toonde aan dat DNA, en niet proteïne, drager van het genetische materiaal was.
DNA ligaz II, bölünmeyen hücrelerde görülür, DNA ligaz III'ün alternatif uçbirleştirme ürünüdür.DNA ligase II: een alternative vorm van DNA-ligase III die voorkomt bij niet-delende cellen.
Sonunda ama DNA analizleri bu türlerin bir familyaya ait olduğunu göstermiştir.Vervolgonderzoek aan het DNA wees uit dat deze populatie als een aparte soort beschouwd kan worden.
Yapılan DNA testi sonucunda da Tea'nın kendi çocuğu olmadığını kanıtlanır.Jelle ontdekt door een stiekeme DNA-test dat Tom niet haar biologische zoon is.
Hücrelerde DNA'nın metilasyona uğramış kısımları Z-DNA geometrisini sahip olabilir.De door de cel voor regulatie gemethyleerde DNA-segmenten kunnen de Z-vorm aannemen.
2002'deki DNA testleriyle bunun doğru olabileceği kanıtlanmıştır.Uit DNA-testen bleek hun gelijk.
Baba: Bir gün oğlum olup olmadığını öğrenmek için DNA testi yaptıracağım.Ze laat een DNA test doen om te weten wie de vader van haar kind is.
Laboratuvarda DNA polimerazlar çoğu zaman polimeraz zincir reaksiyonu için kullanılırlar.In het laboratorium wordt DNA-polymerase gebruikt om in een polymerase-kettingreactie het DNA te vermeerderen.
Franklin ve Wilkins'in verileri DNA'nın bir çeşit sarmal yapıda bulunduğuna işaret etmiştir.In hetzelfde nummer verschenen publicaties van Franklin en Wilkins over de structuur van het DNA.
Her bir virüs DNA'dan oluşan nükleik aside sahiptir.Tevens bezit elke mutant een DNA plaatje.
Kodlamayan RNA'nın yazıldığı DNA dizileri RNA geni veya kodlamayan RNA geni olarak adlandırılır.De DNA-sequentie waarvoor een niet-coderend RNA codeert wordt een RNA-gen genoemd.
2003'te yapılan DNA karşılaştırması ise türün muhtemelen yeni bir alt tür olduğunu ortaya koymuştur.Omdat de soort in 2009 voor het laatst is waargenomen, bestaat het vermoeden dat de soort is uitgestorven.
DNA:RNA hibritlerinde tavlanmamış bölgelerin yok edilmesinde kullanılır.Skybar; waar niet-hoogbouw gerelateerde onderwerpen besproken worden.
DNA ligaz enzimi moleküler biyoloji laboratuvarlarında rekombinant DNA uygulamalarında kullanılır.DNA-ligasen worden veel gebruikt in de moleculaire biologie voor recombinatie-experimenten.
Doğal şartlarda DNA'nın hemen hemen tamamı sağ ellidir.Grote delen van het DNA zijn nagenoeg identiek.
Klip Marc Webb ve Rich Lee tarafından yönetildi ve DNA prodüksiyon şirketi taradından üretildi.Został wyreżyserowany przez Marka Webb'a i Richa Lee, i wyprodukowany przez DNA.
EcoRI gibi EcoRV de bir homodimer (ikili) oluşturduktan sonra DNA'ya bağlanır ve tanıma dizisini keser.Podobnie do EcoRI, EcoRV tworzy homodimer, zanim zwiąże się z DNA i rozpozna swoje miejsce cięcia.
1977: Allan Maxam ve Walter Gilbert "Kimyasal yıkım ile DNA dizilemesi" adlı makalelerini yayımladılar.1977 – Allan Maxam i Walter Gilbert ogłaszają publikację pt. Sekwencjonowanie DNA przez chemiczną degradację.
Birincisi, bakteriler ortamlarıdaki yabancı DNA'yı içlerine alabilirler, buna transformasyon denir.Po pierwsze bakterie mogą pobrać dany gen z środowiska w procesie nazywanym transformacją.
Bu rehberde, biz iki küçük DNA dizisi üzerinden gideceğiz.Z jej dna odchodzą krótkie korytarzyki z dwiema bardzo ciasnymi studzienkami.
Küçük hasarlar çoğunlukla DNA onarım sistemleri tarafından onarılır.W warunkach prawidłowych większość uszkodzeń DNA jest usuwana przez systemy naprawcze.
DNA sonucu kızı olduğu ortaya çıkar.Zdemaskowały go wyniki badania DNA.
Taq polimeraz, Thermus aquaticus bakterisinden elde edilen DNA polimeraz enzimidir.Polimeraza Taq – enzym z grupy polimeraz DNA wyizolowany z bakterii Thermus aquaticus.
1869'da DNA İsviçreli hekim Friedrich Miescher tarafından yalıtılabildi.Po raz pierwszy DNA zostało wyizolowane w roku 1869 przez Friedricha Mieschera.
DNA ya da RNA izole edilir, konsantre edilip denatüre edilir.RNA i DNA są ekstrahowane, a komórki są zamrażane.
Bakteriyel konjugasyon, bir bakterinin hücresel temas yoluyla DNA'sını bir diğer bakteriye aktarması.Bakteriofag niosący bakteryjny DNA zakaża kolejną bakterię.
Özellikle Watson ve Crick DNA'nın yapısını önerdikten sonra yeni disiplinler hızlı bir gelişme kaydetmiştir.Pojawiły się nowe dyscypliny, szczególnie po zaproponowaniu przez Watsona i Cricka struktury DNA.
Bir DNA dizisinin kromozom içindeki belirli konumuna ise lokus denir.Specyficzne miejsce sekwencji DNA na chromosomie zwane jest locus.
Diğer tip mutasyonlar, bazen daha önce kodlanmamış DNA'dan yeni genler oluşturur.Andra typer av mutationer skapar emellanåt nya gener från tidigare icke-kodande DNA.
DNA keşfedildi.Etanamid har upptäckts.
Bu da DNA üzerinde çalışılarak elde edilebilir.Det har man fått reda på med hjälp av DNA.
Holliday bağlantısı dört DNA ipliği arasında oluşan hareketli bir bağlantıdır.Ett hollidaykors är en rörlig sammanfogning av fyra DNA-strängar.
Azot, DNA'yı oluşturan başlıca elementlerden biridir.Kväve är den huvudsakliga beståndsdelen i DNA.
Diploit organizmalar , DNA ikileşmesi olmadan bölünerek haploit hücreler meydana getirirler.Haploida celler uppstår genom att diploida celler delar sig utan att DNA kopieras.
Bu DNA konak hücre genomuna entegre olur.Denna DNA-sekvens kan sedan ligeras in i värdcellens genom.
DNA ikileşmesi için bu esastır.Detta gjordes för att dna:t skulle drygas ut.
E. coli rekombinant DNA teknolojisinde sıkça kullanılır.Genkloning eller rekombinant DNA-teknik används oftast inom läkemedel.
Bu yöntem DNA origamisi olarak adlandırılmıştır.Detta kallas DNA-profilering.
Yazıldıkça daha büyüleyici hale geldi: dört DNA ipliğine dönüştü.Efter dess skapelse så transformerades nummo och förökade sig till fyra par tvillingar.
Negatif süpersarım, DNA'nın eksik sarılmış olduğu anlamına gelir.En defekt på DNA:t kan orsaka felaktigheter när DNA:t replikeras.
Bu katlanma, kısa "zımba" DNA ipliklerin etkisiyle sağlanır.Båda orsakas av ”direct DNA damage”.
"U.S. tests bin Laden's DNA, used facial ID: official" (İngilizce).May 1, 2011. US tests bin Laden's DNA, used facial ID: official (англійською).
İlyaki cüce fili DNA sekansı incelenen ilk cüce fil türüdür.Тілоський карликовий слон є першим карликовим слоном чий ДНК було вивчено.
İnsanda LIG1, LIG3 ve LIG4 genleri tarafından kodlanan üç DNA ligaz geni vardır.У людини є 3 гени, що кодують ДНК-лігази: LIG1 LIG3 LIG4
Holliday bağlantısı dört DNA ipliği arasında oluşan hareketli bir bağlantıdır.Структура Холідея — рухоме з'єднання між чотирма ланцюжками ДНК.
Plazmit DNA'sı bu deliklerden hücre içine girer.Плазмідна ДНК може проникнути до клітини через ці отвори.
Çoğu organizmanın DNA'sı süpersarımlıdır.ДНК більшості організмів мають негативну суперскрученість.
Bu proteinler DNA'yı kromatin adlı kompakt yapı içinde organize ederler.Ці білки впорядковують ДНК в компактну структуру під назвою Хроматин.
Birincisi, bakteriler ortamlarıdaki yabancı DNA'yı içlerine alabilirler, buna transformasyon denir.По-перше, бактерії можуть прийняти екзогенну ДНК із свого оточення у процесі, що називається трансформацією.