diz ile cümle
diz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Bir hece dizisi var-- wheat, bir ; prairies, iki;There is a procession of syilables -- wheat, one; prairies, two;
John Keats'in şiirinden bir dize.It's a line from a poem by John Keats.
Krosoczka ailesi komedi dizisinin kuzen Oliver'iydim, bir anda ortaya çıkan yeni çocuk.I was the Cousin Oliver of the sitcom of the Krosoczka family, the new kid who came out of nowhere.
Ama minyatür bir kızak ve sekiz küçük dizgin geyik,But a miniature sleigh, and eight tiny rein-deer,
Bu prob İpucu topu kol problama dizisi sırasında temas değil sağlarThis ensures that the probe tip will not contact the ball arm during the probing sequence
Bu otobüslerden 295 tanesini baştan sona dizdiğinizde, ne kadar çekildiğini anlayacaksınız.If you line up 295 of those nose to tail, that's about how far back that was.
Wounded Knee (Yaralı Diz) katliamı bu sene oldu.This is the year of the Wounded Knee Massacre.
Bu hafta bir dizayn ile ilgili bir şeyler konuşuyoruz ve duyuyoruz.So we spoke and we heard some about design this week.
Evet, çok açık ki DVD'de televizyon dizilerini izlemenin büyüsünü anlayamamışsın.Obviously you haven't understood the magic of TV series on DVD.
Bu, bize bu cümlenin zaman içinde kaç defa tekrarladığını gösteren bir zaman dizini sunacak.That gives us a time series of how frequently this particular sentence was used over time.
Şu yönde diz.Align it in this direction.
Bir ikincisi de, dillerin, kelimelerin anlamından bağımsız bir söz dizimi bulunmaktadır.A second insight is that languages have a syntax which can't be identified with their meaning.
Yani eğer kristal biçimde dizilmiş buz parçaları varsa elinizdeSo if you have the actual water motecules in a lattice structure in the ice cube
Şimdi dizler dirsekler ezme.Knee to elbow crunch, up here, elbows!
Literatürde diz orgazmı diye bir ifade vardır.There is such a thing as a knee orgasm in the literature.
Dizleriniz sabit kalsın ve sırtınız dik olsunKeep your knees stationary and back straight.
Ben bu yeni paradigmalar (değerler dizisi) altında yaşıyordum.I lived under this new paradigm.
Sana tarihi dizi izlememeni söylememiş miydim?I told you, to stop watching historical dramas, didn't I?
Makara yüksekte kalacak şekilde diz çökünKneel below a high pulley with a rope attached.
Makara yüksekte kalacak şekilde diz çökün Makara yüksekte kalacak şekilde diz çökünGrasp the cable rope attachment and lower the rope until your hands are next to your face.
Makara yüksekte kalacak şekilde diz çökün sırtınızda olmasını sağlayınFlex your hips slightly and allow the weight to arch your back.
Makara yüksekte kalacak şekilde diz çökün Makara yüksekte kalacak şekilde diz çökün ...Make sure to keep constant tension on your abs throughout the movement.
Bir dizi çalışmam daha var.I've got to train some more
Dizlerinin üstüne çök.On your knees
Bir dizi gerçekten ilginç sorular soruyorlar.And they ask a series of really interesting questions.
Etrafımızdaki sesleri dizayn etmeye başlayalım.Let's start to design the sound around us.
Sırtınızı eğik tutun ve dizlerinizi esnetinKeep your back arched as you begin the movement by flexing your knees.
50 yıl önce bir dizi konuşma yaptı.50 years ago, he gave a series of a bunch of different lectures.
Ancak ortalamada bir dizi sayı tek bir sayıyla temsil edilir.But the average is just one number that you can use to represent a set of numbers.
Bulduğumuz bütün cevaplar, sabit bir dizi eylemden oluşmaktaydı.All the solutions that we have found consist of a fixed sequence of actions.
Ve kendi hayatimi nasil bir deneyler dizisi olarak gordugumu...And I see my life as a series of experiments.
Hey! Senin yüzünden tüm saray karıştı. Ama sen dizi izlemek için buraya mı geldin?Hey, right now because of you the palace is in uproar, yet you're here leisurely watching a drama.
Tarihi dizileri izlemeyi bırak.You should stop watching those sagueks*. (*historical dramas)
Biz bu örneklerin, verilerin, hepsini kaydedip bir dizi basamakdan geçiyoruz.So we record all these examples, the data, and then go through a sequence of steps.
Ve şunu hatırlıyorum, bir fuar dizaynını,And I remember an exhibition design
Pinocchio benim muhtemelen benim en iyi dizayn ürünlerimden biri, favorim.Pinocchio is probably one of my best design products, my favorite one.
O kaba kız önümde diz çöktüğünde bitecek.It'll be over when that commoner kneels before me.
Ve Dizzy'i kaydettim, ve o bir yıl sonra öldüAnd I recorded Dizzy.
"Dizzy tüm ülkeye seni anlattı durdu, adamım, ve ben sana yardım etmek istiyorum" dedi."Dizzy talking about you all over the country, man, and I want to help you."
Ve işte Dizzy, size söylediğim gibi, oradaydı.And there's Dizzy, just like I told you. He was there.
Orada, diziliminin çıkarılmasını bekliyor.It's in there, waiting to be sequenced.
2 insanın DNA dizisi yakın geçmişte ortak bir ataya dönüyor.The two human DNA sequences go back to a common ancestor quite recently.
Bugün çocukların elinde yarım milyon dizüstü bilgisayar var.We have half a million laptops today in the hands of children.
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.So, in rough numbers, there are a million laptops.
Kolombiya'da 3,000 tane dizüstü var.In Colombia, we have about 3,000 laptops.
Ve aniden... bu çocuklar internete bağlı dizüstü bilgisayar sahibi oldular.And suddenly, the kids have connected laptops.
Dizüstü bilgisayarlarını eve götürüyorlar.They own the laptops. They take them home.
Sonuç olarak bazen insanlar "neden dizüstü bilgisayar?" diye soruyorlar.So now, in closing, people say, now why laptops?
Dizüstü bilgisayarlar pahalı, onlara iPod vermek gibi.Laptops are a luxury; it's like giving them iPods. No.
Dizüstü istememizin sebebi kritik olan kelimenin "eğitim" olması, dizüstü değil.The reason you want laptops is that the word is education, not laptop.
Bu bir eğitim projesi, dizüstü projesi değil.This is an education project, not a laptop project.
Ve dizüstünü bir aşı olarak düşünün.And think of the laptop as a vaccine.
Ve bir de krallara yakışır şıklığı içinde, dizüstü bilgisayarıyla Şef vardı.And there is the Chief, in all his regal finery, with a laptop computer.
Dizayn, resim hepsi çok ucuz gözüküyor!The design, the picture, it all looks so cheap!
Aslında, nükleer reaktör dizaynı yapıyorum.In fact, I design nuclear reactors.
Fakat kanatların tabanına tutunmuş ince küçük bir dizi kontrol kası vardır.Fakat kanatların tabanına tutunmuş ince küçük bir dizi kontrol kası vardır.
Bir tip davranışı gerçekleştirmek için bir dizi hücreyi seçtiniz.Bir tip davranışı gerçekleştirmek için bir dizi hücreyi seçtiniz.
Bu diğer bir doktora sonrası öğrenci olan Bettina Schell'in çalışmasından alınan bir dizin.Bu diğer bir doktora sonrası öğrenci olan Bettina Schell'in çalışmasından alınan bir dizin.
- Bak, dizime ne oldu? - Mert!But stupid thing made me fall down yesterday, look what happened to my knee
Tozdaki bakteri hücrelerini çıkardık, onlari açtık ve gen dizilerini karşılaştırdık.From the dust, we pulled out bacterial cells, broke them open, and compared their gene sequences.