Ana içeriğe geç
Sözlük

diz ile cümle

diz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Dizüstü istememizin sebebi kritik olan kelimenin "eğitim" olması, dizüstü değil.The reason you want laptops is that the word is education, not laptop.
Bu bir eğitim projesi, dizüstü projesi değil.This is an education project, not a laptop project.
RABbin huzurunda, RABbin kendisine buyurduğu gibi üzerine ekmekleri dizdi.He set the bread in order on it before Yahweh, as Yahweh commanded Moses.
Kâhin Harunun oğulları sunakta ateş yakıp üzerine odun dizecekler.The sons of Aaron the priest shall put fire on the altar, and lay wood in order on the fire;
Bat-Şeva, kralın önünde diz çöküp yere kapandı. Kral, ‹‹Ne istiyorsun?›› diye sordu.Bathsheba bowed, and showed respect to the king. The king said, "What would you like?"
Tanrı ipimi çözüp beni alçalttığı için Dizginsiz davranmaya başladılar bana.For he has untied his cord, and afflicted me; and they have thrown off restraint before me.
Ama ben her zaman umutluyum, Sana övgü üstüne övgü dizeceğim.But I will always hope, and will add to all of your praise.
Düşkünler boynu bükük geri çevrilmesin, Mazlumlar, yoksullar adına övgüler dizsin.Don't let the oppressed return ashamed. Let the poor and needy praise your name.
Gelin, tapınalım, eğilelim, Bizi yaratan RABbin önünde diz çökelim.Oh come, let's worship and bow down. Let's kneel before Yahweh, our Maker,
RAB'be övgüler sunsun ağzım! Bütün canlılar O'nun kutsal adına, Sonsuza dek övgüler dizsin.My mouth will speak the praise of Yahweh. Let all flesh bless his holy name forever and ever.
Akılsız hep patlamaya hazırdır, Bilgeyse öfkesini dizginler.A fool vents all of his anger, but a wise man brings himself under control.
Hepsi alçaltılacak; dize getirilecek, küstah bakışları alçaltılacak.So man is brought low, mankind is humbled, and the eyes of the arrogant ones are humbled;
Gevşek elleri güçlendirin, Pekiştirin çözülen dizleri.Strengthen the weak hands, and make firm the feeble knees.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.He has also broken my teeth with gravel stones; he has covered me with ashes.
Derken bir el dokundu, titredim; beni dizlerimle ellerimin üzerine kaldırdı.Behold, a hand touched me, which set me on my knees and on the palms of my hands.
Kalabalığın yanına vardıklarında bir adam İsaya yaklaşıp önünde diz çöktü.When they came to the multitude, a man came to him, kneeling down to him, saying,
Bunun için, yerde ve gökte her ailenin adını kendisinden aldığı Babanın önünde diz çökerim.For this cause, I bow my knees to the Father of our Lord Jesus Christ,
Andolsun o sıra sıra dizilenlere,I CALL TO witness those who stand arrayed in rows,
Dizilmiş yastıklar,Cushions arranged,
Melekler sıra sıra dizili durumda Rabbin geldiği zaman.And comes your Lord, and angels row on row,
Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz.We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.
“Biziz, o saflar halinde dizilmiş olanlar, gerçekten biziz.”"And we are truly those who stand in rows,
Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları,And acacia covered with heaps of bloom,
Dizi dizi yastıklar,Cushions arranged,
Rabbin(in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman;And comes your Lord, and angels row on row,
Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi?Do they not see the birds above them flying wings spread out or folded?
Andolsun saf saf dizilenlere.I CALL TO witness those who stand arrayed in rows,
O saf saf dizilenler elbette biziz."And we are truly those who stand in rows,
Görseydin onları, dizilmiş inciler sanırdın.Looking at them you would think that they were pearls dispersed.
Sonra biz, Allah'tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.
Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları,And acacia covered with heaps of bloom,
Tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik.And tall date-palms with their spathes pile on pile
Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman,And comes your Lord, and angels row on row,
Yemin ederim o saf saf dizilenlere,[37,165]I CALL TO witness those who stand arrayed in rows,
Üstlerinde kuşların saf saf dizilip kanatlarını açıp yumarak dolaşmalarını hiç görmüyorlar mı?Do they not see the birds above them flying wings spread out or folded?
Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için:I CALL to witness the pen and what they inscribe,
Sonra, erdemlileri kurtaracağız. Zalimleri ise orada diz üstü bırakacağız.We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.
Onlar sırada diziliyken üzerlerinde ALLAH'ın ismini anmalısınız.So pronounce the name of God over them as they stand with their forefeet in a line.
Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık.We have determined for each community a way of worship which they follow.
Biz, dizenleriz,"And we are truly those who stand in rows,
Rabbin, dizi dizi meleklerle birlikte geldiği zaman,And comes your Lord, and angels row on row,
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.Reclining on thrones, in rows; and We have wedded them to maidens with gorgeous eyes.
Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer.(Allah gave the knowledge of the hidden to the Holy Prophet – peace and blessings be upon him.)
Bunun üzerine onlarrı o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü dona kaldılar.Therefore the earthquake seized them, so at morning they remained lying flattened in their homes.
Derken o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar.Therefore the earthquake seized them – so at morning they remained lying flattened in their homes.
Bunun üzerine, onları o sarsıntı yakaladı; evlerinde dizüstü çöküverdiler.Therefore the earthquake seized them, so at morning they remained lying flattened in their homes.
Bunun üzerine onları bir sarsıntı yakaladı da evlerinde diz üstü çöküverdiler.Therefore the earthquake seized them – so at morning they remained lying flattened in their homes.
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak.Reclining on couches ranged.
Her ümmeti diz üstü çökmüş olarak görürsün. Her ümmet kitabına çağrılır.And thou shalt behold each community kneeling; each community shall be summoned to its Book.
Nûn. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için:Nun By the pen and by that which they inscribe.
Onlar sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Kendilerine temiz ve güzel hurileri de eş yaparız.And We shall marry them to Houris (female, fair ones) with wide lovely eyes.
O gün sen, her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün.On that Day you shall see every people fallen on their knees.
Sonra cehennemin yanında diz çöktürerek hazır bulunduracağız.Then We will surely bring them all, on their knees, around Hell,
Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.So a mighty earthquake overtook them, and by the morning they lay overturned in their houses.
O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün.On that Day you shall see every people fallen on their knees.
Sonra onları cehennemin çevresine getireceğiz. Diz çökmüş halde...Then We will surely bring them all, on their knees, around Hell,
O gün bütün ümmetleri, bir araya toplanmış ve diz çökmüş vaziyette görürsün.You shall see every nation hobbling on their knees.
Internet kaynakları (örneğin WWW dokümanları, & FTP; dizinleri)Internet resources (eg; WWW documents, & FTP; folders)
Adlar DiziniCredits
& konqueror; penceresinden file: / dizin- adı girilirse belirtilen dizinin içeiği görüntülenecektir.Entering file: / directoryname in & konqueror; lists the files of this folder.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod