Sıfır yerçekimi altında bir dizi deney gerçekleştirdiler.They conducted a series of experiments under zero gravity.
Dizinde onun telefon numarasını bulabilirsiniz.You can find her phone number in the directory.
Elbisesi dizinin üstündeydi.Her dress is above the knee.
Dua etmek için dizlerinin üstüne çöktü.She went down on her knees to pray.
Dizlerinin üzerinde Tanrı'ya dua etti.She prayed to God on her knees.
Onun bir dizi çarpık dişleri var.She has a set of irregular teeth.
O, düştü ve dizini incitti.She fell down and hurt her knee.
O, dizlerinin titrediğini hissetti.She felt her knees tremble.
O, dirseklerini dizlerine koydu.She put her elbows on her knees.
O bir dizi tıbbi keşifler yaptıShe made a series of medical discoveries.
Dizlerinizi bükün ve önünüze bakın.Bend your knees and look in front of you.
Gelecek ayın baskısında yeni bir dizi başlayacak.A new serial will begin in next month's issue.
Trenler dizel yakıtla çalışır mı?Do the trains run on diesel oil?
Yaşlı adam dizüstü bilgisayarımı gördü ve bana gülümsedi.The old man saw my notebook and smiled at me.
Dizlerinin üzerinde yaşamaktansa ayakta ölmek daha iyidir.Better to die standing than to live on your knees.
O yaklaştı ve dizlerinin üzerine düştü.He approached and fell on his knees.
En çok hangi drama dizisini seviyorsun?Which drama series do you like best?
Dizimdeki bebekle oynadım.I played with the baby on my knee.
Bebeği dizimde salladım.I rocked the baby on my knee.
Benim dizim kanıyor.My knee is bleeding.
Bir dizüstü, bir masaüstünden daha iyidir.A laptop is better than a desktop.
Dizime oturmayacak mısın?Won't you sit on my knee?
Bu TV dizisindeki polis, otoritesini kötüye kullanan kötü bir polis gibi görünüyor.It seems that the policeman in this TV series is a dirty cop who abuses his authority.
Tom ilk binasını dizayn ediyor.Tom is designing his first building.
Tom basit bir ev dizaynı fanatiğidir.Tom is a fan of simple home design.
Diz vücudun en büyük eklemidir.The knee is the body's largest joint.
Mary dizüstü bilgisayarını her zaman yanında bulundurur.Mary keeps her laptop with her at all times.
Tom cd'lerini sanatçı adlarına göre dizdi.Tom organized his CDs by artist.
Dizinin onarımından sonra, o ağrı olmadan yürüyebiliyordu.After his knee repair, he could walk without pain.
Bu dizüstü bilgisayar çok incedir.This laptop computer is very thin.
Mary yaralı dizini tedavi etti.Mary treated her wounded knee.
Sol diz üzerinde küçük bir alçı gördü.He saw a small plaster on her left knee.
Onlar bir dizi büyük ekonomik programlar başlattı.They launched a series of major economic programs.
John Wilkes Booth bir dizüstü bilgisayar taşıdı.John Wilkes Booth carried a notebook.
Sağ dizime biraz anti inflamatuar krem akıtıyorum.I'm pouring some anti-inflammatory cream on my right knee.
Din adamı saatlerce diz çökmüş olarak kaldı.The religious man remained kneeling for hours.
O onun yanına diz çöktü ve onun adının ne olduğunu sordu.She knelt beside him and asked him what his name was.
O, onun yanında diz çöktü.She knelt beside him.
En sevdiğin güldürü dizisi nedir?What's your favorite sitcom?
Gözde dizi filmin nedir?What's your favorite soap opera?
En sevdiğin TV dizisi hangisidir?What's your favorite TV series?
Gariptir, bu sonbaharda çok sayıda pembe dizi izliyorum.Oddly, I've been watching a lot of telenovelas this fall.
Diz üstü bilgisayarımı masanın kenarına o kadar yakın koymamalıydım.I shouldn't have put my laptop so close to the edge of the table.
Dünyanın en zor yazı dizgesi hangisidir?Which writing system is the most difficult in the world?
Damlacıklar dizüstü bilgisayarımın üstüne düşüyorlar.Droplets are falling on my laptop computer.
Bir bilge bir defasında yaşamın hayal kırıklıkları dizisi olduğunu söyledi.A wise man once said, life is a series of disappointments.
Tom düştüğünde dizini yaraladı.Tom hurt his knee when he fell down.
Tom dizlerinin titrediğini hissetti.Tom felt his knees tremble.
Tom düştü ve dizini incitti.Tom fell and hurt his knee.
Tom onun beynini dağıtmadan önce Mary'ye dizinden ateş etmiştiTom shot Mary in the knee before he blew her brains out.
Tom, dizüstü bilgisayarı ile kendini yelledi.Tom fanned himself with his notebook.
Tom öfkesini dizginleyemedi.Tom couldn't restrain his anger.
Elleri dolu olduğu için, Tom kapıyı diziyle iterek açtı.Since his hands were full, Tom pushed open the door with his knee.
Bataklık diz boyudur.The marsh is knee-deep.
O diz boyu karın içindeydi.He was knee-deep in snow.
Arabası diz boyu kara gömüldü.His car was stuck in knee-deep snow.
Oturdum ve dizüstü bigisayarımı açtım.I sat down and opened my laptop.
Bir dizi affedilmez suç işledi.He committed a series of unforgivable crimes.
Diz çöktün, af için Tanrı'ya yalvarıyordun.You knelt down, begging God for forgiveness.
Tom Mary'yi dizinden vurdu.Tom shot Mary in the knee.