Simon Catling'in, diyorsunuz?Wat zegt u, Simon Catling?
Simon Catling'in, diyorsunuz?Това, което казвате, Саймън коте?
Simon Catling'in, diyorsunuz?Что скажете, Саймон кошечка?
Simon Catling'in, diyorsunuz?מה אומר לך, סיימון חתלתול?
Simon Catling'in, diyorsunuz?ماذا أقول لك يا سمعان مبتر؟
Simon Catling'in, diyorsunuz?銀は、甘い音をかれので、1ミュージシャンは、、先生と結婚する。
Simyacılara karşı neden böyle önyargılısın?! Kurucuya karşı geldiler diyorsun ama sen de simya kullanıyorsun!Por que razão odeias os alquimistas, dizes que vão contra o fundador, quando também usas alquimia?!
Siz de şöyle diyorsunuz, "İlginç bir oyuna benziyor, oynamak için hangi ücreti ödemem gerekiyor?" -Allora che dici, Ň sembra proprio un bel giocoÓ Quanto costa giocare ?Ó
Siz de şöyle diyorsunuz, "İlginç bir oyuna benziyor, oynamak için hangi ücreti ödemem gerekiyor?" -당신은 말합니다, "흥미로운 게임 같군요. 게임 비용이 얼마입니까?
Siz de şöyle diyorsunuz, "İlginç bir oyuna benziyor, oynamak için hangi ücreti ödemem gerekiyor?" -"Ta gra wygląda na interesującą, ale ile kosztuje?"
Siz de şöyle diyorsunuz, "İlginç bir oyuna benziyor, oynamak için hangi ücreti ödemem gerekiyor?" -Vi spørger ham fyren, hvor meget det koster at prøve.
Siz de şöyle diyorsunuz, "İlginç bir oyuna benziyor, oynamak için hangi ücreti ödemem gerekiyor?" -Vy řeknete: to zní jako dobrá hra. Kolik stojí si zahrát?
Siz de şöyle diyorsunuz, "İlginç bir oyuna benziyor, oynamak için hangi ücreti ödemem gerekiyor?" -Ви кажете: "Звучить непогано. Скільки коштує зіграти у цю гру?"
Siz de şöyle diyorsunuz, "İlginç bir oyuna benziyor, oynamak için hangi ücreti ödemem gerekiyor?" -И казвате, "това звучи като интересна игра, колко струва една?"
Siz de şöyle diyorsunuz, "İlginç bir oyuna benziyor, oynamak için hangi ücreti ödemem gerekiyor?" -אז אתה אומר: "זה נשמע כמו משחק מעניין, כמה עולה לשחק?"
Siz de şöyle diyorsunuz, "İlginç bir oyuna benziyor, oynamak için hangi ücreti ödemem gerekiyor?" -「面白そうなゲームだね。 賭け金はいくら?」 そいつは 35セントだと答える。
Sİzi şikayet ediyorum. Şimdi ne diyorsun?Что вы теперь скажете?
Sizler iyisiniz. Nasıl diyorsunuz?Sois muy buenos.
Siz ne diyorsunuz profesör?Dv. ce pãrere aveþi, d-le profesor?
Siz ne diyorsunuz profesör?Mitä mieltä professori on?
Siz ne diyorsunuz profesör?Qu'en pensez-vous, professeur ?
Siz ne diyorsunuz profesör?¿Usted qué opina, profesor? ¿Usted qué opina, profesor?
Siz ne diyorsunuz profesör?Vad anser professorn till exempel?
Siz ne diyorsunuz profesör?Was ist Ihre Meinung, Herr Professor?
Siz ne diyorsunuz profesör?Was ist Ihre Meinung, Herr Professor?
Siz sadece " Firefox'u resetle"ye tıklayıp " He he he, resetlemek istiyorum." diyorsunuz. ve sonra...Sólo haces clic en "Reset Firefox"... dices "Sí Sí Sí, quiero reestablecer Firefox"... y entonces...
Siz sadece " Firefox'u resetle"ye tıklayıp " He he he, resetlemek istiyorum." diyorsunuz. ve sonra...Stačí kliknout na "Reset Firefox", zvolíte "Ano, chci resetovat Firefox" a pak...
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."E ceva ce mă interesează", spui tu.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Eu tenho um interesse" — dizem vocês.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Ho un interesse", voi dite.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Ich habe Interesse", sagen Sie.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Ik heb een interesse," zeg je.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Jeg har en interesse," siger du.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."저는 흥미가 있어요."라고 하시겠죠.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz.Mam zainteresowanie.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Mám záujem," poviete vy.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Saya memiliki minat" jawab Anda.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz.Sinä sanot: "Minulla on kiinnostus."
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Tengo interés", respondes.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Tôi có một sở thích", bạn nói
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Van egy érdeklődésem," mondod.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz.Vous dites : "J'ai un intérêt."
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Zajímá mě to," říkáte.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Έχω ένα ενδιαφέρον," λες εσύ.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."Имам интерес", отговаряш.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."У мене є захоплення", - кажете ви.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."У меня есть интерес", — говорите вы.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz."יש לי תחום עניין," אתם אומרים.
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz.أنتم تقولون لدينا اهتمام
Sizse "İlgilendiğim bir şey var" diyorsunuz.興味というのは何と比べて?
Sınavın haftaya olacağını bile bile mi bunu diyorsun?시험이 1주일밖에 안남은건 알고 하는 소리냐?
Sınavın haftaya olacağını bile bile mi bunu diyorsun?Cậu có biết là chỉ còn 1 tuần nữa là đến kì kiểm tra rồi không?
Sınavın haftaya olacağını bile bile mi bunu diyorsun?Du sagst das, obwohl du weißt, dass es bis dahin nur noch eine Woche ist?
Sınavın haftaya olacağını bile bile mi bunu diyorsun?Hovoríš to, aj keď vieš, že do testu ostáva už len týždeň?
Sınavın haftaya olacağını bile bile mi bunu diyorsun?Kamu mengatakan ini meski tahu waktunya tinggal satu minggu lagi?
Sınavın haftaya olacağını bile bile mi bunu diyorsun?Mi chiedi questo anche sapendo che é rimasta una sola settimana prima dell'esame?
Sınavın haftaya olacağını bile bile mi bunu diyorsun?Mówisz to wiedząc, że został tylko tydzień do egzaminu?
Sınavın haftaya olacağını bile bile mi bunu diyorsun?Säger du det här vetande att det bara är en vacka kvar till provet?
Sınavın haftaya olacağını bile bile mi bunu diyorsun?Siger du det her, fordi du ved at der kun er en uge tilbage indtil eksamen?
Sınavın haftaya olacağını bile bile mi bunu diyorsun?Spui asta desi stii ca mai e doar o saptamana pana la exam?