‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.خفيف هو على وجه المياه. ملعون نصيبهم في الارض. لا يتوجه الى طريق الكروم.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.這 些 惡 人 猶 如 浮 萍 快 快 飄 去 . 他 們 所 得 的 分 在 世 上 被 咒 詛 . 他 們 不 得 再 走 葡 萄 園 的 路
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.這些惡人猶 如 浮萍 快快 飄去 . 他 們所得 的 分在 世上 被 咒詛 . 他 們不得 再 走 葡萄園 的 路
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.Các bạn đang nghĩ, cô gái tội nghiệp đứng trên kia -- cô ta nghĩ mình đang tham dự một cuộc thi sắc đẹp.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.Están pensando, pobre niña -- cree que compite en un concurso de belleza.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.Jullie denken: arm meisje, ze denkt dat dit een schoonheidswedstrijd is.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.아마도 '저기에 무슨 미인대회라도 나온 듯 한 불쌍한 여자가 서 있네'라고요.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.Myślicie sobie: "Biedna dziewczyna. Myśli, że jest na wyborach Miss.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.Myslíte si, chudinka holčička na pódiu myslí si, že je na soutěži krásy.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.State pensando, povera ragazza -- pensa di essere a un concorso di bellezza.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.Vă gândiți, săraca fată... se crede la un concurs de frumusețe.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.Vous pensez, cette pauvre fille là, elle pense qu'elle est à un concours de beauté
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.Вы думаете: "Бедная девочка, думает, что она выступает на конкурсе красоты".
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.Мислите си, бедното дете, вярва че участва в конкурс по красота.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.אתם חושבים, הילדה המסכנה שם למעלה -- היא חושבת שהיא מלכת יופי.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.تفكرون بهذه الفتاة الضعيفة هناك -- إنها تعتقد أنها في مسابقة ملكات الجمال.
Diyorsunuz ki, zavallı kız, çıkmış oraya kendini güzellik yarışmasında sanıyor.取り違えているのではと お思いかも知れませんが
- Dođru diyor Cengiz. <- Zararýn iki milyonu kârdýr, diyorsunuz..Have a feeling you guys .I'm gonna win or tonight
Doğal mı diyorsun?¿Dices que es lo normal?
Doğal mı diyorsun?É natural, dizes tu?
Doğal mı diyorsun?Miten niin tietenkin?
Doğal mı diyorsun?Naturalne, powiadasz?
Doğal mı diyorsun?Naturligt, siger du?
Doğal mı diyorsun?Naturligt!?
Doğal mı diyorsun?Una cosa naturale, dici?
Doğal mı diyorsun?Λες ότι είναι φυσικό;
Doğal mı diyorsun?Естественно, говоришь?
Doğru diyorsun.Bravo.
Doğru diyorsun.Guter Einwand.
Doğru diyorsun. Of tanrım. pekala millet.じゃあ、参加者にあがってもらおうか
Doğru diyorsun.Καλη επισήμανση.
Doğru diyorsun.Хорошо.
Dört için büt- diyorsunuz.4, pak mluvíte o "but-".
Dört için büt- diyorsunuz.Bij 4 koolstoffen praat je over but-.
Dört için büt- diyorsunuz.Neljä, käytetään etuliitettä but-,
Dört için büt- diyorsunuz.Para 4 carbones, el prefijo es but-
Dört için büt- diyorsunuz.Quatro [carbonos], o prefixo é but-.
Dört için büt- diyorsunuz.Четыре, когда мы говорим "бут"
Dört için büt- diyorsunuz.وهكذا ستراهم جميعا قريبا.
Düşün!' diyorsun. Bu, eğer elinde gerekli aletler yoksa, hiç bir şey ifade etmez.Das hilft nicht weiter, ausser wen man ihr entsprechende Methoden zeigt.
Düşün!' diyorsun.Pikirkan tentang hal ini!"
Düşün!' diyorsun.Замисли се!".
Eğer bana parayı hemen veririsen, sana % 10 indirim yapacağım! Ne diyorsun?Если ты сейчас дашь мне денег, я скину тебе 10 % у что скажешь?
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:Als je een waterval ziet in het landschap, daar aan de horizon.
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:폭포가 저편에 보이고 지평선에 걸려있다면, 당신은 바라보고서는
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:Pokud tam máte vodopád přímo na horizontu, podíváte se na něj a řeknete si:
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:Si tuvieras una cascada ahí dentro, precisamente ahí, en el horizonte, y miras a la cascada seguro dirías:
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:Si vous avez une cascade là-dedans,
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:Wenn dort ein Wasserfall ist, ganz in der Ferne am Horizont; man sieht den Wasserfall und denkt:
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:Ако имате водопад там вътре, точно там, на хоризонта; гледате водопада и си казвате:
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:Если там есть водопад, где-нибудь на горизонте, посмотрев на водопад, сразу видишь:
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:Якщо перед вами буде водоспад, прямо на горизонті, ви дивитиметесь на водоспад, і подумаєте:
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:אם יש בנוף מפל מים ממולך באופק, יש מפל ואתה מביט בו
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:اذا كان لديك شلال هناك، هناك بالضبط في الأفق. تنظر ناحية الشلال
Eğer horizonda bir şelale varsa ve siz o şelaleye bakıyorsanız diyorsunuz ki:地平線のちょうどそこに 滝が見えます そして"あら 水がとてもゆっくり落ちている"と言うでしょう
Endişelendim diyorsun, nasıl bir kere bile aramazsın?Für jemanden, der sich Sorgen macht, <br />wie konntest du dich nicht einmal melden?
Endişelendim diyorsun, nasıl bir kere bile aramazsın?Pentru cineva care zice ca si-a facut griji, cum de nu m-ai sunat nici macar o data?
Endişelendim diyorsun, nasıl bir kere bile aramazsın?Pour quelqu'un qui se dit inquiet. Comment se fait-il que tu ne m'aies pas appellée une seule fois ?
Endişelendim diyorsun, nasıl bir kere bile aramazsın?Qualcuno che dice che è preoccupato, <br />come può non averti chiamato neanche una volta?
Endişelendim diyorsun, nasıl bir kere bile aramazsın?Skoro mowisz ze sie martwiłaś, to czemu nie zadzwoniłas ani razu.