Buna da "Nihai Çözüm" diyorlardı.Bywa też nazywane ostatecznym pytaniem.
2008 yıllarında Santino Marella ile hikâye gereği bir ilişkide bulunmuştur kendilerine Glameralla diyorlardi.W 2008 r. tworzyła tag team z Santino Marellą o nazwie Glamarella.
Bu geçide, "Kuzeybatı Geçidi" diyorlardı.I det läget kallade de projektet för "Northwest Passage".
Ona, "dünyanın 9. harikası" diyorlardı.Detta ledde till han kallades "The Eighth Wonder of the World".
Ona, "dünyanın 9. harikası" diyorlardı.Була названа «Восьмим дивом світу».
Sözde Sarıkız kötü yola düşmüş, başka başka insanlarla yatıp kalkıyor diyorlarmış.Ходять чутки, що вона вже переспала з усіма хлопцями.
Çünkü 'Sertab iyi İngilizce söyler, Türkçe söyleyemez.' diyorlardı.Мати говорила краще німецькою, ніж чеською».
Bu gezegene 'Dünya' diyorlar.Вони звуть цю планету "Земля".
Bu geçide, "Kuzeybatı Geçidi" diyorlardı.Šlo o takzvanou Severní cestu.
Buna da "Nihai Çözüm" diyorlardı.Tím vyvstává otázka na „konečný telos“.
"Ne oldu sana ?" diyorlar, "Ranzadan düştüm komutanım" diyorduk."Ano, " odpověděl jsem, " jsi můj bratr Vladimír."
"'Dağdan inmek istemiyoruz diyorlar'".(De-asta nu merg cu voi la munte.)".
Ben yaratıcı bir insanım! diyorlar."Sunt un om de cuvânt.
Orman için ne diyorlar, diye araştırdım.Majd megkért, hogyha tudok menjek el az erdőbe.
Aslında ‘bizi görün' diyorlardı.Ekkor ezt mondja: „Hadd lám.
Bu geçide, "Kuzeybatı Geçidi" diyorlardı.Ezt a feltételezett utat a britek nevezték el északnyugati átjárónak.
Elfler ona Annatar yani “hediyeler veren” diyorlardı.Ekkor megjelenik nekik a Halál és „ajándékokat” ad nekik.
Çünkü 'Sertab iyi İngilizce söyler, Türkçe söyleyemez.' diyorlardı.Tämä johtuu siitä, että Remu ei osannut englantia kyllin hyvin tehdäkseen ”oikeat” sanat.
Senin için de homoseksüel diyorlar, ne diyorsun?Homoseksuaalia naista kutsutaan myös lesboksi.
O zaman stada Turuncu Kutu diyorlardı.Tällöin niitä kutsuttiin metsureiksi.
Çünkü 'Sertab iyi İngilizce söyler, Türkçe söyleyemez.' diyorlardı.Cole siger: "Jeg kan ikke sige noget på italiensk.
Patty: Ona peppermint (nane) diyorlar.Lokalt kalles det for «The Pepperpot» (Pepperbøsse).
"RAB'bin halkını siz öldürdünüz" diyorlardı.(«Drep dem, for Gud kjenner de sine»).
Ardından bu durumda böyle, fakat hala doğru olabilir diyorlar." demiştir.Demi Tuhan, mereka telah membuktikan bahwa hal tersebut benar.”
Yeni Zelanda halkı kendilerine Yeni Zelanda'da yaşayan uçamayan bir ulusal kuş olan Kivi diyorlar.Nama buah ini berasal dari kiwi — burung yang tak bisa terbang dari Selandia Baru.
Yeni Zelanda halkı kendilerine Yeni Zelanda'da yaşayan uçamayan bir ulusal kuş olan Kivi diyorlar.Chim ở New Zealand đề cập đến các loài chim đang sinh sống tại New Zealand.
Patty: Ona peppermint (nane) diyorlar.Xôi lạc: còn gọi là xôi đậu phộng.
Ardından bu durumda böyle, fakat hala doğru olabilir diyorlar." demiştir.それなのに、これが偽詔だというのか!」と嘆いたという。
‘Onun ölümünden beri kimse bizi kesmeye gelmiyor' diyorlar.日達上人が亡くなる前には、あいつには相承する気がなかったってことは」と述べた。
Orman için ne diyorlar, diye araştırdım.故に森の都と称す。
Patty: Ona peppermint (nane) diyorlar.ブランド名をPeach(ピーチ)としている。
"RAB'bin halkını siz öldürdünüz" diyorlardı.あなたは、同胞を虐殺していたのだから』と言った。
Aslında ‘bizi görün' diyorlardı.「僕らを見ていた」を提供。
Ona Khocalı'da "Mihaylo" diyorlardı.北海道に「ミヨちゃん」という彼女がいる。
Diyorlardı ki: “Mademki sonu nasıl olsa sıfırdır, hiç olmazsa yaşadığımız sürece şen ve neşeli olalım.”続けてこだまは「そんでええやないか、そんな話今せんでもええねや、漫才終わったらじっくり聞いたるがな〜」とかぶせる。
Ona milyarder diyorlar.彼は億万長者と言われている。
Sohbetlerinde "İnsanlar yerine biz duygu sahibi olsaydık sürekli ibadet ederdik" diyorlardı.人們說:「縱使玉米被破壞,我們依然可以以狩獵維生。
"Biz kendi aramızda ona Fatty diyoruz." diyorlar fakat hala Dokuzuncu Gezegen'in resmi bir ismi yok.嚴格來說,「第九行星」並不是學術上正式的名稱。
Aslında ‘bizi görün' diyorlardı.口頭禪是「看看我的」。
Patty: Ona peppermint (nane) diyorlar.最討厭別人叫她「小桃」。
"'Dağdan inmek istemiyoruz diyorlar'".”退而告公山不狃。
Yeni Zelanda halkı kendilerine Yeni Zelanda'da yaşayan uçamayan bir ulusal kuş olan Kivi diyorlar.紐西蘭人昵稱「Kiwi」,源自於紐西蘭的國鳥及國家象徵、一種不會飛的鳥——奇異鳥。
Senin için de homoseksüel diyorlar, ne diyorsun?무슨 인연 때문에 역시 심이라고 이름하는가?
Buna da "Nihai Çözüm" diyorlardı.주요 기소 내용은 "최종 해결책"에 관여한 것이었다.
Buna da "Nihai Çözüm" diyorlardı.Нарича се още „Краят“.
Orman için ne diyorlar, diye araştırdım.Да би гората думала.
Orman için ne diyorlar, diye araştırdım.Je pomenovaná podľa lesníctva.
Yeni Zelanda halkı kendilerine Yeni Zelanda'da yaşayan uçamayan bir ulusal kuş olan Kivi diyorlar.Boli to obrie nelietavé vtáky, ktoré žili na Novom Zélande.
Bu geçide, "Kuzeybatı Geçidi" diyorlardı.Názov znamená severovýchodná nová chrbticová trať.
Patty: Ona peppermint (nane) diyorlar.Plod se imenuje piment.
Kendilerine mahallenin serserileri diyorlardı ve şarkılarının temasının ‘Thug Life’ olmasının sebebi buydu.Jis juos vadino partonais, nes buvo aišku, kad tai hadronų dalys.
Patty: Ona peppermint (nane) diyorlar.Nimetatakse ka pärmiekstrakt-peptoon söötmeks.
Bu geçide, "Kuzeybatı Geçidi" diyorlardı.Varem kandis see nime Põhja tee.
12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.그리고 12단계가 되고 우리 교과서에는 "포장"이라고 합니다만 우리 학생들은 보통 "먹기"라고 하지요.
12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.Aztán jön a tizenkettedik lépés, amit a könyvek "csomagolásnak" hívnak, diákjaim viszont "evésnek."
12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.Dan kita kini di tahap 12, di buku-buku teks disebut "pengemasan," tapi murid-muridku menyebutnya "makan."
12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.Dan krijgen we stap 12, die de leerboeken 'verpakken' noemen en mijn studenten 'eten'.
12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.Przychodzi etap 12, który podręczniki nazywają "pakowaniem", ale moi studenci nazywają go "jedzeniem".
12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.Und dann haben wir Ebene 12, in den Büchern steht "Verpacken" aber meine Lehrlinge nennen sie "Essen".
12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.А потом у нас 12-й этап, который учебники называют "упаковкой", но мои студенты называют "употреблением".