12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.И тогава имаме стадий 12, който в учебниците се нарича "пакетиране", но моите студенти наричат "ядене".
12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.ואז מגיע שלב 12, שבספרים מכונה "אריזה", אבל תלמידי מכנים "אכילה".
12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.ومن ثم نصل الى المرحلة الثانية عشر والتي هي التغليف ولكن طلابي يدعونها " الاكل "
12. aşama var, kitaplar ona "paketleme" diyor, fakat öğrencilerim ona "yeme" diyorlar.私の生徒達は「食べる」と呼びます 今日は小麦からパンまでの旅を体験したいと思います
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna."24hodinový svatostánek v čase," jak to nazývají.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna."성스러운 24시간" 이라고 불리웁니다.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna."24 שעות מפלט" כפי שהם קוראים לזה.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Ei il numesc, un "sanctuar in timp de 24 de ore".
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Ein "24-Stunden-Heiligtum in der Zeit", nennen sie es.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.En "24-timmars fristad i tiden," kallar de det.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Et "24-timers tilflugtssted i tid" kalder de det.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Họ gọi đó là 1 "nơi trú ẩn 24 giờ"
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Lo chiamano 'un santuario della durata di 24 ore'.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Mereka menyebutnya "24 jam waktu istirahat."
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Nazywają to "Świętą Dobą".
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Úgy hívják: egy "24 órás szentély az időben."
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Un "refugio de 24 horas en el tiempo", lo llaman.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna."Un sanctuaire de 24 heures dans le temps", l'appellent-ils.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Ze noemen dat een "24-urige schuilplaats in de tijd."
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Το αποκαλούν " ένα 24ωρο άσυλο στο χρόνο. "
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Вони називають ці 24 години "святим часом".
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Они называют эти 24 часа "неприкосновенным временем".
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Те го наричат "24-часово светилище във времето".
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.يسمونه " 24 ساعه للعبادة,"
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.彼らは五つの小さな習慣に従い
3. en önemli etken ise yapılan işe bağlanma. İnsanlar bana genelde diyorlar:De a harmadik és legfontosabb dolog, hogy a feladatnak szenteljük magunkat.
ABD'ye yapacağımız ihracatın, onlardan yapacağımız ithalattan daha yüksek olmasını istiyoruz diyorlar.Chceme vyvážet více do USA než dovážíme od nich.
ABD'ye yapacağımız ihracatın, onlardan yapacağımız ithalattan daha yüksek olmasını istiyoruz diyorlar.Chcemy eksportować więcej do USA, niż od nich importujemy.
ABD'ye yapacağımız ihracatın, onlardan yapacağımız ithalattan daha yüksek olmasını istiyoruz diyorlar.Chúng tôi muốn xuất khẩu sang U.S, nhiều hơn là nhập khẩu từ U.S.
ABD'ye yapacağımız ihracatın, onlardan yapacağımız ithalattan daha yüksek olmasını istiyoruz diyorlar.Queremos exportar más a los EUA que lo que importamos de ellos.
ABD'ye yapacağımız ihracatın, onlardan yapacağımız ithalattan daha yüksek olmasını istiyoruz diyorlar."Ми хочемо експортувати більше в США, ніж імпортуємо звідти."
ABD'ye yapacağımız ihracatın, onlardan yapacağımız ithalattan daha yüksek olmasını istiyoruz diyorlar.Нам необходимо экспортировать больше товаров в США, чем импортировать у них.
Açamıyor. Çünkü ne söyleyelim diyorlar.فتح أفواههم . لا يمكنهم فتحها لأنهم يقولون " ماذا يجب علينا قوله "؟
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Ho sentito quanto affermano i profeti che predicono in mio nome menzogne: Ho avuto un sogno, ho avuto un sogno
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Jeg har hørt hvad de profeter har sagt som profeterer løgn i mitt navn og sier: Jeg har drømt, jeg har drømt.
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Jeg har hørt, hvad Profeterne, der profeterer Løgn i mit Navn, siger: "Jeg har drømt, jeg har drømt!"
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.내 이름으로 거짓을 예언하는 선지자들의 말에 내가 몽사를 얻었다 함을 내가 들었노라
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Počul som, čo hovoria tí proroci, ktorí prorokujú v mojom mene lož a hovoria: Snívalo sa mi, snívalo sa mi!
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Slišal sem, kaj govore tisti proroki, ki prorokujejo laži v imenu mojem in pravijo: Sanjalo se mi je, sanjalo!
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Slýchávámť, co říkají ti proroci, kteříž prorokují lež ve jménu mém, říkajíce: Měl jsem sen, měl jsem sen.
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Słyszęć Ja, co mówią prorocy, którzy prorokują, kłamstwo w imieniu mojem, mówiąc: Śniło mi się, śniło mi się!
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Tenho ouvido o que dizem esses profetas que profetizam mentiras em meu nome, dizendo: Sonhei, sonhei.
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Чух що говорят пророците, Които в Мое име пророкуват лъжа, Като казват: Видях сън, видях сън!
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Я слышал, что говорят пророки, Моим именем пророчествующие ложь. Они говорят: „мне снилось, мне снилось".
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.שמעתי את אשר אמרו הנבאים הנבאים בשמי שקר לאמר חלמתי חלמתי׃
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.قد سمعت ما قالته الانبياء الذين تنبأوا باسمي بالكذب قائلين حلمت حلمت.
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.我 已 聽 見 那 些 先 知 所 說 的 、 就 是 託 我 名 說 的 假 豫 言 、 他 們 說 、 我 作 了 夢 、 我 作 了 夢
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.我 已 聽見 那些 先知 所 說 的 、 就是 託 我 名說 的 假 豫 言 、 他 們說 、 我 作了夢 、 我 作了夢
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Volá sa sokol červenonohý, samozrejme.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi. Ama aynı zamanda Amur Şahini de.Het wordt de oostelijke roodvoetvalk genoemd, maar staat ook bekend als de amoervalk.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi. Ama aynı zamanda Amur Şahini de.Sitä kutsutaan itäiseksi punajalkahaukaksi, mutta se on nimeltään amurinhaukka.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.C'est le faucon de l'amour comme vous le constatez.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Den kaldes den østlige aftenfalk, selvfølgelig.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Este numit vulturul estic cu picioare rosii, evident.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Kék vércsének hívják, nyilvánvaló okokból.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Nó được gọi là chim ưng chân đỏ phương Đông, rõ ràng.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Se llama halcón rojo del este, obviamente.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Si chiama falco orientale dalle zampe rosse, ovviamente.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Ονομάζεται μαυροκιρκίνεζο, φυσικά.
Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Нарича се източен червенокрак сокол, очевидно.