Diyorlar ki; "Sınıfıma Huckleberry Finn'i göstermek istiyorum ama kitapları yok."אז לדוגמה הם אומרים, "אני רוצה ללמד את האקלברי פין בכיתה שלי ואין לנו את הספרים,"
Diyorlar ki; "Sınıfıma Huckleberry Finn'i göstermek istiyorum ama kitapları yok."و يقولون : " أريد أن أدرس فاكلبيري فين لقسمي و لكن لا نمتلك الكتب"
Diyorlar ki; "Sınıfıma Huckleberry Finn'i göstermek istiyorum ama kitapları yok."科学の授業で使うための顕微鏡を
Diyorlar ki:А:
Diyorlar ki:Вони казали:
Diyorlar ki;"Мне нужен микроскоп для уроков естествознания, но у меня его нет".
Diyorlar ki:Они говорили:
Diyorlar ki:אלא: "זה מה שעשיתי,
Diyorlar ki:بل .. هذا ما قمت به
Diyorlar ki:それが わくわくさせられる
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar.Antka szwagra teściowej brat zaadoptował w Chinach dziewczynkę.
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar.베이비시터의 사돈의 팔촌이 중국에 가서 소녀 아이를 입양했다는 등의 이야기를 말하죠.
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar."Sabe, a galinha do cão da babysitter da irmã da minha tia foi para a China e adoptou uma rapariga."
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar."Sai, la tipa del cane della babysitter della sorella di mia zia è andata in Cina e ha adottato una bambina."
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar."Știi, sora doicii puiului căţelului mătuşii mele s-a dus în China și a adoptat o fetiță."
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar."Vieš, mojej tety sestry opatrovateľky pes mal sliepku, ktorá šla do Číny a adoptovala si dievčatko."
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar."Víš, kadeřnice holky na hlídání sestry mojí tety byla v Číně a adoptovala tam holčičku."
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar."Ξέρεις, η κότα του σκύλου της νταντάς της αδερφής της θείας μου πήγε στην Κίνα και υιοθέτησε ένα κορίτσι".
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar."Понимаете, цыплёнок собаки няни сестры моей тёти уехал в Китай и удочерил там девочку".
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar."هل تعلمين ان دجاجة كلب جليسة بنت خالتي ذهبت الى الصين وتبنت فتاة"
"Dıdımın dıdısının dıdısı Çin'e gitti ve bir kız çocuğu evlat edindi." diyorlar.中国で女の子を養女にしたのよ」 ほんとに誰もが中国にまつわる話を持っているみたいなんです
Durdur şunu hemen, diyorlardı.Fermalo subito".
Durdur şunu hemen, diyorlardı.Ils disaient "Arrête-le maintenant".
Durdur şunu hemen, diyorlardı.Kazali mi to natychmiast zatrzymać.
Durdur şunu hemen, diyorlardı.그만 멈추라고 말했습니다.
Durdur şunu hemen, diyorlardı."Laat het nu stoppen."
Durdur şunu hemen, diyorlardı."Mau làm nó dừng lại."
Durdur şunu hemen, diyorlardı.Me decián: "Haz que se detenga".
Durdur şunu hemen, diyorlardı.Sie sagten, mach dass es anhält.
Durdur şunu hemen, diyorlardı.Spuneau: "Fă să se oprească acum.!"
Durdur şunu hemen, diyorlardı.Говорили: "Останови это".
Durdur şunu hemen, diyorlardı.Казваха: Накарай я сега да спре.
Durdur şunu hemen, diyorlardı.הם אמרו, תעצור את זה מיד.
Durdur şunu hemen, diyorlardı.كانوا يقولون: أوقفه الآن!
Durdur şunu hemen, diyorlardı.私は「動いているという事がポイントなんです」と言い
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Am auzit spus că înecul e moartea cea mai paşnică ce o poţi avea.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Egyszer azt hallottam, hogy a fulladás a lehető legbékésebb halál.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.He oído decir que el ahogarse es la muerte más pacífica que hay.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Ich habe gehört, dass Ertrinken der friedlichste Tod ist, den es gibt.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Ik heb al eens horen zeggen dat verdrinking de meest vreedzame dood is die je kan overkomen.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.J'ai entendu dire que la noyade était la mort la plus paisible qu'on puisse avoir.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Já ouvi dizer que o afogamento é a morte mais pacífica que se pode ter.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.누가 이런 말을 했다더군요. 익사는 사람이 가질 수 있는 가장 평화로운 죽음이라고..
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Počul som, že utopenie je tou najpokojnejšou smrťou, ktorej sa vám môže dostať.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Saya telah mendengar bahwa tenggelam adalah cara untuk mati yang paling damai.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Slišal sem, da je utopitev najbolj mirna smrt, ki jo lahko doživiš.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Słyszałem kiedyś, że utonięcie to najspokojniejsza śmierć.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.So che si dice che affogare è la morte più pacifica che si possa avere.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Và tôi nghe nói, chết đuối là cái chết êm ả nhất.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Λένε ότι ο πνιγμός είναι ο πιο ειρηνικός θάνατος που μπορείς να έχεις.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Чувал съм да казват, че удавянето е възможно най-мирната смърт.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Я слышал, что утопление - это самая cпокойная смерть какая только может быть.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Я чув, що потонути, це найспокійніша зі смертей.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.אבל הצלחתי איכשהו למשוך עצמי למעלה ומהר ככל שאפשר
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.لقد سمعت من قبل أن الغرق هو أكثر الطرق السلمية تحصل بها على الموت
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.伴わない死に方だと聞いたことがありますが そんなの
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Ey ülke, insanlar sana insan yiyen, ulusunu çocuksuz bırakan ülke diyorlar.Así ha dicho el Señor Jehovah: "Por cuanto te dicen: 'Tú devoras hombres y privas de hijos a tu nación'
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Ey ülke, insanlar sana insan yiyen, ulusunu çocuksuz bırakan ülke diyorlar.Assim diz o Senhor Deus: Visto como vos dizem: Tu devoras os homens, e tens desfilhado a tua nação;
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Ey ülke, insanlar sana insan yiyen, ulusunu çocuksuz bırakan ülke diyorlar.Így szól az Úr Isten: Mivelhogy mondják néktek: emberevõ vagy és gyermektelenné teszed népedet:
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Ey ülke, insanlar sana insan yiyen, ulusunu çocuksuz bırakan ülke diyorlar.나 주 여호와가 말하노라 그들이 너희에게 이르기를 너는 사람을 삼키는 자요 네 나라 백성을 제한 자라 하거니와