Bunlar, ‹‹Rab gerçekten dirildi, Simuna görünmüş!›› diyorlardı.як говорили: Що встав Господь справді і явив ся Симонові.
Bunlar, ‹‹Rab gerçekten dirildi, Simuna görünmüş!›› diyorlardı.האמרים אכן קם האדון מן המתים ונראה אל שמעון׃
Bunlar, ‹‹Rab gerçekten dirildi, Simuna görünmüş!›› diyorlardı.وهم يقولون ان الرب قام بالحقيقة وظهر لسمعان.
Bunlar, ‹‹Rab gerçekten dirildi, Simuna görünmüş!›› diyorlardı.說 、 主 果 然 復 活 、 已 經 現 給 西 門 看 了
Bunlar, ‹‹Rab gerçekten dirildi, Simuna görünmüş!›› diyorlardı.說 、 主 果然 復活 、 已 經現給 西門 看了
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Als ik dit aan mijn vrienden laat zien, vertellen ze me soms:
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Când le arăt prietenilor mei asta, uneori îmi spun:
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Du coup quand j'ai montré ça à mes amis ils m'ont parfois dit
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Então, em discussões com os meus amigos, eles às vezes dizem-me,
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Když tohle ukážu svým kamarádům, většinou mi říkají:
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Kiedy pokazuję to znajomym, czasem mówią mi,
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,이렇게 친구에게 이것을 보여줬을 때, 때때로 그들은 저에게 말했었죠,
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Perciò, quando mostro queste cose ai miei amici, a volte mi hanno detto:
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Por eso cuando le muestro esto a mis amigos a veces me han dicho:
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Takže keď som toto ukázal mojim priateľom, občas mi povedali:
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Úgyhogy mikor ezt megmutatom a barátaimnak, néha azt mondják nekem:
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Wenn ich meinen Freunden dies gezeigt habe, haben sie mir manchmal gesagt,
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Όταν το δείχνω αυτό στους φίλους μου, μερικές φορές μου λένε,
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Когда я показывал это моим друзьям, иногда они говорили мне:
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Коли я показую це своїм друзям, часом вони кажуть:
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,Така че, когато покажа това на моите приятели, понякога те ми казват,
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,אז כשאני מראה את זה לחברים שלי, לפעמים הם אומרים לי
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,عندما أُري أصدقائي هذا، احياناً يقولون لي،
Bunu arkadaşlarıma gösterdiğimde bazen bana şöyle diyorlar,こんなことを言われます あきらめた方がいいんじゃない?
Bunu asla ispatlayamam. Diyorlar ki ay'ın kendine ait bir ışığı yok. O güneşin ışığını yansıtıyor.Dicen que la luna no tiene luz propia, que sólo está reflejando la luz del sol
Bunu asla ispatlayamam. Diyorlar ki ay'ın kendine ait bir ışığı yok. O güneşin ışığını yansıtıyor.On dit que la lune n'a pas de lumière par elle-même, elle reflète seulement la lumière venue du soleil.
Bunu düşünmüştüm!" diyorlar."Да! Я так и думала!"
Bunu yapmanın kuralı nedir?" bana şöyle diyorlar:Care-i regula pentru a face asta?" şi ei ar fi zis,
Bunu yapmanın kuralı nedir?" bana şöyle diyorlar:¿Cuál es la regla para hacer esto?" y me dirían,
Bunu yapmanın kuralı nedir?" bana şöyle diyorlar:Hvad er reglerne for at lave dette?" - og de ville sige, -
Bunu yapmanın kuralı nedir?" bana şöyle diyorlar:Jakimi zasadami się to rządzi?", oni odpowiadali
Bunu yapmanın kuralı nedir?" bana şöyle diyorlar:Qual é a regra para fazer isto?" E eles dir-me-iam:
Bunu yapmanın kuralı nedir?" bana şöyle diyorlar:"Qual'é l'algoritmo? Qual'é la regola?" E loro dicevano,
Bunu yapmanın kuralı nedir?" bana şöyle diyorlar:"Was ist der Algorithmus? Was liegt dem zugrunde?" und sie sagten:
Bunu yapmanın kuralı nedir?" bana şöyle diyorlar:"Wat is het algoritme? Wat is de regel om dit te maken?" Ze zeiden:
Bunu yapmanın kuralı nedir?" bana şöyle diyorlar:Какво е правилото за изработване на това?" И те казват:
Bunu yapmanın kuralı nedir?" bana şöyle diyorlar:По каким правилам это делалось?" и они бы сказали:
Bu onurlu bir savaş" diyorlar."Chúng ta sắp thắng rồi. Đây là một cuộc chiến tranh cao cả."
Bu onurlu bir savaş" diyorlar.E avançando um pouco, você sabe, especialmente a parte sobre ", prestes a vencer"
Bu onurlu bir savaş" diyorlar.Toto je vznešená válka.
Bu özel bir kuş türü. Bu bir şahin. Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.To niezwykły gatunek, wschodni sokół czerwononogi, jak widać.
Burada bazı kadınlar "Evet! Bunu düşünmüştüm!" diyorlar.이 부분에서 여성분들이 "맞아! 나도 그렇게 생각해!"
Burada bazı kadınlar "Evet! Bunu düşünmüştüm!" diyorlar.Kyparna är produkter... här kände några kvinnor "Ja!
Burada bazı kadınlar "Evet! Bunu düşünmüştüm!" diyorlar.Parcă aud unele femei zicând:
Burada bazı kadınlar "Evet! Bunu düşünmüştüm!" diyorlar.(يتضح هنا أن بعض النساء يؤمن بذلك)
Burada bazı kadınlar "Evet! Bunu düşünmüştüm!" diyorlar.ウェイターは 男性は女性よりも重要だと
Buraya geldiklerinde bize: 'bu teklifi kabul etmezseniz, bir traktör gelip evinizi yıkacak' diyorlarعندما يأتون هنا، يقولون لنا دائماً. "إذا لم تتقبلوا هذا العرض، ستأتي الجرافات وتدمر منزلك".
Buraya negatif bir sayı da koyamam. x'in hiç bir değeri diyorlar.저는 이 부등식에 음수를 넣을 수 없습니다. 제 말은, x값이 존재하지 않는다는 겁니다.
Buraya negatif bir sayı da koyamam. x'in hiç bir değeri diyorlar.Не мога да сложа отрицателно число там. Искам да кажа, че ние нямаме стойности за x.
Buraya negatif bir sayı da koyamam. x'in hiç bir değeri diyorlar.لا يمكنني ان اضع عدد سالب هنا اعني، انه لا يوجد قيم لـ x
'Bu sadece İsviçre'ye özgü bir sorun.' diyorlardı."Das ist ein typisches Problem in der Schweiz."
'Bu sadece İsviçre'ye özgü bir sorun.' diyorlardı."Detta är ett unikt schweiziskt problem."
'Bu sadece İsviçre'ye özgü bir sorun.' diyorlardı."Dit is een uniek Zwitsers probleem."
'Bu sadece İsviçre'ye özgü bir sorun.' diyorlardı."É um problema tipicamente suíço."
'Bu sadece İsviçre'ye özgü bir sorun.' diyorlardı."Ez egy tipikus svájci probléma."
'Bu sadece İsviçre'ye özgü bir sorun.' diyorlardı."스위스에서만 일어나는 특이한 문제입니다." 라는 말을 듣습니다.
'Bu sadece İsviçre'ye özgü bir sorun.' diyorlardı."Se on sveitsiläinen ongelma."
'Bu sadece İsviçre'ye özgü bir sorun.' diyorlardı."Toto je jedinečný švajčiarsky problém."
'Bu sadece İsviçre'ye özgü bir sorun.' diyorlardı."To typowo szwajcarski problem".
'Bu sadece İsviçre'ye özgü bir sorun.' diyorlardı."Това е швейцарски проблем."