"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar."è fantastico, ma a cosa serve?"
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar.Eso mola, pero ¿para qué sirve?
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar."Ini keren, tapi untuk apa?"
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar."Jest super, ale gdzie się może przydać?"
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar.이거 좋은데, 근데 이걸 어디다 써?
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar."Leuk, maar wat heb je eraan?"
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar.Tuyệt đấy, nhưng nó giúp được gì?
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar."Классная штука, но для чего она нужна?"
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar.Това е наистина страхотно, но каква полза от него?
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar.זה באמת נהדר, אבל למה זה טוב?
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar.حقا هذا رائع ولكن لأي شيء هو صالح؟
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar.逆に私はこう聞きます。電球は何のために使うの?
Bu durumda diyorlar ki, tamam, size yıllık bazda %5 faiz ödüyor olalım.Και αυτοί θα λέγανε τότε ότι θα σας δώσουν 5% ετησίως.
Bu durumda diyorlar ki, tamam, size yıllık bazda %5 faiz ödüyor olalım.Ale wtedy rząd da ci 5% na rok.
Bu durumda diyorlar ki, tamam, size yıllık bazda %5 faiz ödüyor olalım.A oni řeknou, potom vám dáme 5% ročně.
Bu durumda diyorlar ki, tamam, size yıllık bazda %5 faiz ödüyor olalım.E eles dizem: "oh, então nós vamos te pagar 5% ao ano".
Bu durumda diyorlar ki, tamam, size yıllık bazda %5 faiz ödüyor olalım.Ja he sanovat, ohoh, no sitten maksamme sinulle 5 %:n vuosikoron.
Bu durumda diyorlar ki, tamam, size yıllık bazda %5 faiz ödüyor olalım.そして、あなたは5%の金利を1年間に受け取ります。
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,Deci aceşti doi tipi stau şi ascultă semnalul, iar oamenii încep să vină în birou şi să zică:
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,Diese zwei Typen sitzen da und horchen auf das Signal als Leute in das Büro kommen und sagen:
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,I Ci dwaj kolesie siedzą, słuchając tego sygnału, a ludzie zaczęli się schodzić do tego biura i mówić:
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,그래서 그 두 친구는 사무실에 앉아서 그 신호를 듣고 있었는데 사람들이 그 사무실에 모여들면서 하는 말이
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,Och de här två killarna sitter och lyssnar på signalen, och folk börjar komma in på kontoret och fråga,
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,Rồi 2 chàng trai ngồi lắng nghe tín hiệu, và mọi người bắt đầu đến phòng làm việc của Weiffenbach và nói,
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,Tak tam tito dva mladíci sedí, poslouchají signál, a kolegové chodí do jejich pracovny a říkají:
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,Tak títo dvaja chlapíci sedia a počúvajú tento signál, a ľudia začínajú prichádzať do kancelárie a hovoriť,
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,Οπότε οι δυο τους κάθονταν και άκουγαν τα σήματα, και άρχισαν να έρχονται και άλλοι στο γραφείο και να λένε,
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,Итак, эти два парня сидят и слушают сигнал, а люди начинают заходить к ним в кабинет и говорить,
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,Отже, ці два хлопця сидять і слухають сигнал, а люди починають заходити до них в кабінет і казати,
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,Така че тези две момчета седяли там и слушали този сигнал, и хората започнали да идват в офиса и да казват,
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,וכך שני הברנשים האלה יושבים שם ומאזינים לאות, ואנשים מתחילים להיכנס למשרד ולומר,
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,لذلك كان اثنين من هؤلاء الرجال يجلسون هناك للإستماع إلى هذه الإشارة ، ويبدأ الناس يأتون إلى المكتب ويقولون :
Bu iki adam, ofiste oturup sinyali dinlerken, ofise insanlar gelmeye başlıyor ve diyorlar ki,研究室に人が集まりだして 「いいね!聞かせて?すごいよ」なんて言われました
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Patrzeli się na nie i powiedzieli:
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Pozreli si ich a povedali:
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:그들은 공룡들을 살펴보며 말하기를 "어떤 것은 17개의 이빨이 있고 이 가장 큰 것은 12개의 이빨이 있습니다.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:De såg på dem och de sade, "En har 17 tänder, och den största har 12 tänder.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Eles estavam a olhar para eles e disseram:
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Guardandoli hanno detto, "Uno ha 17 denti, e quello più grande ha 12 denti.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Họ xem xét chúng và nói, "Một con có 17 răng và con lớn nhất có 12 răng.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Los observaban y decían:
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Prohlédli si je a řekli: "Jeden má 17 zubů a ten největší má 12 zubů."
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Ránéztek a koponyákra és azt mondták, "Az egyiknek 17 foga van, a legnagyobbnak pedig csak 12.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Se uitau la ei şi au spus, " Unul are 17 dinţi, şi cel mare are 12 dinţi.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Sie untersuchten die Tiere und sagten, "Einer hat 17 Zähne, und der größte hat nur 12 Zähne.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Ze keken naar ze en zeiden:
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Они взглянули на них и сказали:
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Те ги разгледаха и казаха:
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:הם מסתכלים עליהם והם אומרים " לאחד יש 17 שיניים ולגדול יותר יש רק 12.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:نظروا اليهما وقالوا," احدهما لديه 17 سناً والكبير لديه 12 سناً
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:「一方は歯が17本あり 大きい方は12本ある これは全くナンセンスで
Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar, Karanlığa ‹Işık yakındır› diyorlar.Cambiano la notte in giorno, la luce - dicono - è più vicina delle tenebre
Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar, Karanlığa ‹Işık yakındır› diyorlar.Chúng lấy đêm trở làm ngày ; Trước sự tối_tăm , chúng nói rằng ánh_sáng hầu gần .
Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar, Karanlığa ‹Işık yakındır› diyorlar.Chúng lấy đêm trở làm ngày; Trước sự tối tăm, chúng nói rằng ánh sáng hầu gần.
Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar, Karanlığa ‹Işık yakındır› diyorlar.Ellos convierten la noche en día: "La luz está cerca de las tinieblas.
Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar, Karanlığa ‹Işık yakındır› diyorlar.Et ils prétendent que la nuit c`est le jour, Que la lumière est proche quand les ténèbres sont là!
Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar, Karanlığa ‹Işık yakındır› diyorlar.그들은 밤으로 낮을 삼고 빛이 어두운데 가깝다 하는구나
Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar, Karanlığa ‹Işık yakındır› diyorlar.Men natten vill man göra till dag, ljuset skulle vara nära, nu då mörker bryter in.
Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar, Karanlığa ‹Işık yakındır› diyorlar.Natten gør jeg til Dag, Lyset for mig er Mørke;
Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar, Karanlığa ‹Işık yakındır› diyorlar.Natt gjør de til dag, lyset, sier de, er nærmere enn det mørke som ligger like for mig.