Ana içeriğe geç
Sözlük

diyorlar ile cümle

diyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar."Stem op ons, wij vestigen een theocratie."
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar."Stem på os, så danner vi et teokrati."
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar."Stimmen Sie für uns, wir werden eine Theokratie etablieren."
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar."Volte nás, zavedeme theokracii."
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar."Votate per noi, fonderemo uno stato teocratico."
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar."Votaţi-ne pe noi, vom pune bazele unei teocraţii".
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar."Votem em nós, vamos instaurar uma teocracia".
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar."Ψηφίστε εμάς, θα φέρουμε θεοκρατία".
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar."Гласувайте за нас, ние ще установим теокрация."
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar."Голосуйте за нас, мы устроим теократию."
"Bize oy verin, biz teokrasiyi getireceğiz" diyorlar.つまりこうした社会では 民主主義は
Borç aldığım kredilerin vadeleri geldiğinde, elimde nakit olması en iyisi diyorlar. .Až budou tyhle úvěry, které dlužím, splatné, raději bych měl nějakou hotovost.
Borç aldığım kredilerin vadeleri geldiğinde, elimde nakit olması en iyisi diyorlar. .いくらかの現金を保持している方が良いです。 そうでなければ、他のA銀行の様になるだけです。
Boston'da ona, "New York Red" [New Yorklu Kırmızı] diyorlardı.In Boston nannte man ihn "New York Red".
Boston'da ona, "New York Red" [New Yorklu Kırmızı] diyorlardı.보스턴에서 그들은 그에 게 "뉴욕 레드 전화.
Boston'da ona, "New York Red" [New Yorklu Kırmızı] diyorlardı.Pour rendre son message clair, Malcolm utilisé sa propre vie comme une leçon pour tous les noirs américains.
Boston'da ona, "New York Red" [New Yorklu Kırmızı] diyorlardı.Στη Βοστόνη τον έλεγαν "Ο Κόκκινος της Νέας Υόρκης".
Boston'da ona, "New York Red" [New Yorklu Kırmızı] diyorlardı.في بوسطن، أسموه "أحمر النيويورك".
Böylece çalışabilecek yaşta olan insanlara bakıyorlar, ve buna işgücü diyorlar.Siten he näyttävät kuuluvan alaryhmään, joka on kyllin vanha ollakseen työssä, ja sitä kutsutaan työvoimaksi.
Böylece çalışabilecek yaşta olan insanlara bakıyorlar, ve buna işgücü diyorlar.Sledují podmnožinu lidí dostatečně starých, aby pracovali a tu nazývají pracovní síla.
Böylece çalışabilecek yaşta olan insanlara bakıyorlar, ve buna işgücü diyorlar.Więc szukany jest podzbiór ludzi w wieku produkcyjnym i nazywa się ich siłą roboczą.
Böylece çalışabilecek yaşta olan insanlara bakıyorlar, ve buna işgücü diyorlar.Отже, дивляться на підмножину людей, які достатньо дорослі, щоб працювати, і називають їх робочою силою.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Acest om, Joel Salatin, e numit fermier alienat deoarece cultivă împotriva sistemului.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".A este hombre, Joel Salatin, lo llaman granjero loco porque cultiva en contra del sistema.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Cet homme, Joel Salatin, ils l'appellent un fermier fou parce qu'il cultive sans tenir compte du système.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Den här mannen, Joel Salatin, kallas för en galen bonde eftersom han odlar emot systemet.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Denne mand, Joel Salatin, bliver kaldet en vanvittig landmand fordi han dyrker imod strømmen.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Deze man, Joel Salatin, ze noemen hem een gekke boer omdat hij tegen het systeem in kweekt.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Diesen Mann hier, Joel Salatin, nennen die Leute einen verrückten Bauern, weil er anders als andere anpflanzt.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Este homem, Joel Salatin, chamam-lhe um agricultor lunático porque cultiva contra o sistema.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Ezt az embert, Joel Salatint holdkóros gazdálkodónak hívják, mert úgy termel, hogy a rendszer ellen dolgozik.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".이 분은 조엘 살라튼씨 이구요, 괴짜 농부라고 불려요. 왜냐면 시스템을 거스르는 방식으로 농사를 짓기 때문이에요.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Orang ini, Joel Salatin, dipanggil petani gila karena ia menanam dengan cara yang berbeda.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Quest'uomo, Joel Salatin, lo chiamano agricoltore pazzo perché coltiva le piante contro il sistema.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Tego pana, Joela Salatina, nazywają szalonym rolnikiem, ponieważ uprawia wbrew systemowi.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Tenhle muž, Joel Salatin, říkají mu šílený farmář, protože pěstuje proti systému.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Toto je Joel Salatin, ktorého volajú bláznivý farmár, lebo pestuje rastliny inak ako celý systém.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Този човек, Джоел Салатин, е наричан фермер лунатик, защото той отглежда семена противно на системата.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Цей чоловік, Джоел Салатин, якого називають божевільним фермером тому що він вирощує продукти проти системи.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".Этот человек, Джоел Салатин, его называют сумасшедшим фермером, потому что он ведет хозяйство против системы.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".האיש הזה, ג'ואל סלטין, מכנים אותו חקלאי משוגע כי הוא מגדל בניגוד למערכת.
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".هذا الرجل يدعى جويل سالاتين .. يدعونه المزارع المجنون لانه يزرع بصورة مخالفة للطرق المتبعة ..
Bu adam, Joel Salatin, ona çılgın çiftçi diyorlar çünkü sisteme karşı "yetiştiriyor".現状の食産システムと逆行した農業を行っているからです 私は自宅で学習をしているので
Bu arada, hayatın boyunca kafana vuranlar da bunlar... Sana diyorlar... Şuna inanacaksın diyorlar...En passant c'est le même club qui vous bourrent le crâne toute la journée, et ils vous disent quoi croire.
Bu arada, hayatın boyunca kafana vuranlar da bunlar... Sana diyorlar... Şuna inanacaksın diyorlar...Ma comunque è lo stesso club con cui ti martellano la testa tutto il giorno,e ti dicono a cosa credere.
Bu arada, hayatın boyunca kafana vuranlar da bunlar... Sana diyorlar... Şuna inanacaksın diyorlar...Nur so nebenbei, das ist auch derselbe Club der ihnen vorschreibt, was sie sagen und glauben sollen.
Bu arada, hayatın boyunca kafana vuranlar da bunlar... Sana diyorlar...Είναι ο ίδιος όμιλος που χρησιμοποιείται για εισχωρήσουν στο μυαλό σας και να σας πουν τι θα πιστέψετε.
Bu arada, hayatın boyunca kafana vuranlar da bunlar... Sana diyorlar...Между другото, това е същият клуб, който по цял ден ви набива в главата в какво да вярвате.
Bu arada, hayatın boyunca kafana vuranlar da bunlar... Sana diyorlar...何を信じるべきかを、メディアを通じて伝えている
Bu bir Punnett. Görünürde bazı ülkelerde, bu nesneye gerçekten de punnett diyorlar.Takovému košíčku se anglicky také říká punnett.
Bu bir şahin. Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Amur Falconとも呼ばれています
Bu bir şahin. Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Es ist ein Falke, aus offensichtlichen Gründen der östliche Rotfußfalke genannt.
Bu bir şahin. Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.독수리입니다. 동부붉은다리독수리라고 합니다.
Bu bir şahin. Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.Это сокол, точнее кобчик.
Bu bir şahin. Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.זהו בז. הוא נקרא בז אדום-רגל מזרחי, כמובן.
Bu bir şahin. Adına da doğulu kızıl-ayak şahini diyorlar, göründüğü gibi.إنه طائر الباز. يُسمى الباز ذي الأقدام الحمراء الشرقي، كما هو واضح.
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar.Asta-i de-adevăratelea mișto, dar la ce poate servi?
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar.C'est vraiment chouette, mais à quoi ça sert?
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar."Das ist wirklich cool, aber zu was ist es zu gebrauchen?"
"Bu çok güzel, ama ne işe yarar ki?" diyorlar.Det er virkelig fedt, men hvad kan man bruge det til?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod