Ana içeriğe geç
Sözlük

diye ile cümle

diye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Son sayfada Mary, "Gemi batıyor." diye yazdı.On the last page, Mary wrote: "The ship is sinking."
Claudia, Paoloya "Francesca'yı seviyor musun?" diye sordu.Claudia asked Paolo, "Do you love Francesca?"
Bunu nispet olsun diye mi yaptın?Did you do it out of spite?
Tony "o nedir?" diye sordu.'What is that?' asked Tony.
Angela Merkel, Barack Obama'yı aradığında Obama zaten ne diyeceğini biliyordu.When Angela Merkel rang Barack Obama, he already knew what she was going to say.
Tom "Yangın" diye bağırdı."Fire!" Tom cried.
Tom "Yangın var!" diye bağırdı.Tom shouted, "There's a fire!"
Mary, "işe yaramadı." diye düşündü ve John'u aramaya gitti."It didn't work," thought Mary, and went to call John.
Tom ne diyecekti?What would Tom say?
Dinle beni bak sana ne diyeceğim, yo.Check this out, yo.
Tom Mary'nin evet diyeceğine dair büyük bir olasılık olduğunu düşünüyor.Tom thinks there's a good chance that Mary will say yes.
Tom Mary'nin muhtemelen evet diyeceğini düşünüyor.Tom thinks Mary will probably say yes.
Ne diyecektin?What would you say?
Bay Sakaki diye biri seni görmeye geldi.A Mr. Sakaki has come to see you.
Bana bir şavurma ve bir diyet kola ver.Give me a shawarma and a diet cola.
Tatilden sonra, muhtemelen yine bir diyete gitmem gerekecek.After the holidays, I'll probably need to go on a diet again.
Diyete başlamalıyım.I need to go on a diet.
Hep birlikte bir diyete gitmeliyiz.We should all go on a diet together.
Tom aynı görüntünün daha büyük versiyonunu görebilsin diye minyatür çizim üzerine tıkladı.Tom clicked on the thumbnail so he could see a larger version of the same image.
Tom sadece kendisi ve diğerleri anahtarlarla odaya girebilsinler diye kapıyı kilitledi.Tom locked the door so only he and others with keys can get into the room.
Tom yan dairede şarkı söyleyen Mary diye biri tarafından uyandırıldı.Tom was awoken by a Mary singing in the next apartment.
Bizi duyamasınlar diye kapıyı kapadım.I closed the door so that they couldn't hear us.
O biraz fazla kilolu olduğu için diyette.She's on a diet because she is a little overweight.
Sana Tom diyebilir miyim?May I call you Tom?
Düşük karbonhidrat diyetlerine inanmıyorum.I don't believe in low-carb diets.
Karım sıkı diyette.My wife keeps to a strict diet.
Mary, Tom'un yerde ağlıyor olduğunu görünce "Neler oluyor?" diye sordu."What's going on?", asked Mary when she saw Tom crying on the floor.
Yorumcular "Bu korkunç bir başarısızlıktı!" diye bağırdılar."That was a terrible miss!" cried the commentators.
Değişiklik olsun diye süslü bir restoranda yemek yemek güzel olurdu.It would be nice to eat at a fancy restaurant for a change.
Tom genellikle diyet kök bira içer.Tom usually drinks diet root beer.
Komşular içeriyi göremesin diye perdeleri ört.Close the curtains so the neighbors can't see in.
Ben diyeceğimi dedim.I'm all done talking.
Tom diyetteydi, bu yüzden tatlı için yediği tek şey bir çilekti.Tom was on a diet, so all he ate for dessert was one strawberry.
O ısırmasın diye köpeği zincirlesek iyi. olur.I had better chain up the dog so that he won't bite.
Bak sana ne diyeceğim, Tom, sen onu al.Tell you what, Tom, you take it.
Bak sana ne diyeceğim, Tom, buna sahip olabilirsin.Tell you what, Tom, you can have it.
Tom, bahçede serbestçe dolaşabilsinler diye tavuklarını dışarı salıverdi.Tom let his chooks out so they could roam free in the garden.
"Sana öyle söylemiştim." diyen insanlardan hoşlanmıyorum.I don't like people who say "I told you so."
Biri Tom'a diyete gitmesi gerektiğini söylemek zorunda.Someone has to tell Tom he should go on a diet.
Size diyebilirim ki Tom'un yerinde olsam Boston'a gitmem.I can tell you that if I were in Tom's place, I wouldn't go to Boston.
O, kılıcını sallarken bana yardım edin! diye tekrarladı.Help me! he repeated while waving his sabre.
Ben seninim diye sessizce fısıldadı.I am yours, she whispered quietly.
Yaşlı filozof "Hayat günah olmadan var olabilir mi?" diye sordu."Can life exist without sin?" asked the old philosopher.
Çocuk "Dikkat et, bir yılan!" diye bağırdı.The child shouted, "Watch out, a snake!"
Çok şişman olduğu için bir diyete girmeli.She must go on a diet because she is too fat.
Kilo kaybetmek için diyete başlamak zorundayım.I have to go on a diet to lose weight.
Şair, ben çok güçlü bir sözcük tarafından öldürüldüm! diye söyledi."I was killed by too powerful a word!" said the poet.
Sana bir diyet soda alabilir miyim?Can I get you a diet soda?
Tom'un diyete girmesi gerektiğini düşünüyorum.I think Tom should go on a diet.
Bana Tom diyebilirsin?You may call me Tom.
Hayır diyemezsin.You can't say no.
Tom sıkı bir vegan diyeti izler.Tom follows a strict vegan diet.
Tom'un evet diyeceğini düşünüyor musun?Do you think Tom will say yes?
Tom'un hayır diyebileceğini düşünüyor musun?Do you think Tom might say no?
Alçak! Ne yapıyorsun, diye bağırdım.Scoundrel! I cried, what are you doing?
Kulağıma "Seni seviyorum" diye fısıldayıp ardından beni yanağımdan öptü.He whispered "I love you" into my ear and then kissed me on the cheek.
"İmdat!" diye bağırdı."Help!" he shouted.
İstersen bana Tom diyebilirsin.You can call me Tom if you want.
Bu gecelik bu kadar yeter diyelim, değil mi?Let's call it a night, shall we?
Tom'a ne diyeceğim?What am I going to say to Tom?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod