Ana içeriğe geç
Sözlük

diye ile cümle

diye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Annem değişiklik olsun diye yürüyüşe çıkmamı tavsiye etti.My mom advised me to take a walk for a change.
São Paulo şehrinin adı İspanyolca'da "San Pablo" diye de yazılır.The name of the city of São Paulo is written in Spanish also as "San Pablo".
O, çocuklar izleyebilsin diye yavaşça yürüdü.He walked slowly so the children would be able to follow.
O, başarısız olmasın diye çok çalıştı.He studied hard so he wouldn't fail.
Ben "Evet, onu istiyorum" diye yanıtladım.I answered, "Yes, I want it."
Diyelim ki senden bahsediyorum.Let's say I'm talking about you.
Milli diyet tartışmasının yayınını dinledin mi?Did you listen to the broadcast of the National Diet's debate?
Biz Amerika Birleşik Devletleri'ne "Hayır" diyebilir miyiz?Can we say "No" to the United States?
Polis "Silahınızı teslim edin" diye söyledi."Hand over your gun", said the policeman.
O "Beni seviyor musun?" diye sordu.He asked, "Do you love me?"
Öyle diyen biri bir yalancıdır.Anyone who says so is a liar.
Bir Esperantistle tanışmak ve bütün günü "bu nedir?" diyerek geçirmek istiyorum.I would love to meet an Esperantist and spend the whole day saying, "What is this?".
Bir Esperantistle tanışmayı ve bütün günü "Bu nedir?" diyerek geçirmeyi istiyorum.I'd love meeting an Esperantist and spending the whole day saying, "What's this?".
Kilo vermem lazım, bu yüzden diyet yapacağım.I have to lose weight, so I'm going on a diet.
O, "Ben seni çok içten seviyorum." diye itiraf etti."I care very deeply for you," she confessed.
Bebeği uyandırmayalım diye sessizce konuştuk.We talked quietly so we wouldn't wake the baby.
Onun hakkında ne diyebilirim?What can I say about him?
Partide Bay Kimura diye biriyle tanıştım.I met a Mr. Kimura at the party.
Soğuk almayayım diye bir ceket giydim.I wore a coat so I wouldn't catch a cold.
Senin öyle diyebileceğini hiç düşünmedim.I never imagined that you would say that.
Bay Ito diye birisi seni görmek istiyor.A Mr. Ito wants to see you.
Tom'un arkadaşları onu Bay Para Çantası diye çağırdı.Tom's friends called him Mr. Money Bags.
Bay Smith diye biri sizinle görüşmek için geldi.A Mr. Smith has come to see you.
Geç kalmayalım diye bir taksiye bindik.We took a taxi so we wouldn't be late.
Diyene de bakın.Look who's talking.
Treni kaçırmayayım diye evden erken çıktım.I left home early so I wouldn't miss the train.
Onu "Zed" mi yoksa "Zi" diye mi telaffuz ediyorsun?Do you pronounce it "Zed" or "Zee"?
Başka ne diyeceğimi bilmiyorum.I don't know what else to say.
Ne diyebilirim?What can I say?
Ne diyeceğini bilmiyordu, bu yüzden sessiz kaldı.He didn't know what to say, so he remained silent.
Ne diyeceğini bilmediği için, sessiz kaldı.Since he didn't know what to say, he remained silent.
Tatoeba diye bir internet sitesi var.There is a website called Tatoeba.
Mary kocasına "Saçımı nasıl buldun?" diye sordu."How do you like my hair?", asked Mary to her husband.
Temel Japon diyeti ağırlıklı olarak pirinç ve balıktan oluşur.The basic Japanese diet consists mainly of rice and fish.
Tom "hayıır!" diye bağırdı."Noo!" cried Tom.
Tom ne diyeceğini şaşırdı.Tom was at a loss for words.
Tom ne diyeceğini bilemedi.Tom was at a loss for words.
Tom kesinlikle öyle umuyorum diye cevapladı."I certainly hope so." replied Tom.
Joseph on beş dilde 'seni seviyorum' diyebilir.Joseph can say "I love you" in fifteen languages.
Lütfen bana Bob diyebilirsin.You can call me Bob please.
Horoz sabahleyin "kukuriku" diye öter.The rooster crows, "Cock-a-doodle-doo!" in the morning.
Acaba evrende yalnız mıyız diye merak ediyorum.I wonder if we're alone in the universe.
Her sabah kendime neden diye soruyorum.Every morning I ask myself why.
Yarın diyete başlıyorum.Tomorrow, I start the diet.
Sen hiç diyete gitmeleri için çocuklarını teşvik ettin mi?Have you ever encouraged your children to go on a diet?
Kadın diyet yapacağına, sigarayı bırakacağına ve fiziksel egzersiz yapacağına söz verdi.The woman promised to go on a diet, to stop smoking, and to do physical exercises.
Taraftarlar "Bastır Ukrayna!" diye bağırdılar."Go Ukraine!", screamed the fans.
Diyete girmek zorundayım.I have to go on a diet.
Belçikalı diye bir şey yok, yalnızca Valonlar ve Flamanlar var.There is no such thing as a Belgian, there are only Walloons and Flemish.
Hiç kimse bizi duyamasın diye kapıyı kapattım.I closed the door so no one could hear us.
Laurie diyet kola sevmez.Laurie doesn't like Diet Cola.
Avusturya Almanca'da "Österreich" diye söylenir.Austria is called "Österreich" in German.
Özbekistan Özbekçede "O'zbekiston" diye adlandırılır.Uzbekistan is called "O'zbekiston" in Uzbek.
Şu anda diyetteyim.I’m on a diet right now.
Şu an diyetteyim.I’m on a diet at the moment.
Finceyi sadece o kızı sevdin diye mi öğrendin?Did you learn Finnish just because you loved her?
Bize Rus diye hitap ediyorlar.They call us Russians.
Tom dengeli bir diyet yemez.Tom doesn't eat a balanced diet.
Belki odamı temizlemesem iyi olur diye düşündüm.I thought maybe I'd better not clean my room.
Belki hemen eve gitmesem iyi olur diye düşündüm.I thought maybe I'd better not go home right away.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
diye ile cümle - Sayfa 6 - diye kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App