Ana içeriğe geç
Sözlük

diye ile cümle

diye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Senin mutlu olacaksın diye gülüyorum.I am laughing so that you will be happy.
Büyük anne hamur ona yapışmasın diye oklavanın üstüne un serpti.Grandma sprinkled flour on the rolling pin so the dough wouldn't stick to it.
Manny kızlar ona binecek diye tek boynuzlu bir at olmak istiyor.Manny wants to be a unicorn so girls will ride him.
Simone "Nasılsın? İyi mi?" diye sordu.Simone asked, "How are you? Well?"
O ne diyeceğini bilmiyor.She doesn't know what to say.
Ne diyeceklerini asla bilemezler.They never know what to say.
O ona sıkı bir diyet yapmasını tavsiye etti.She advised him to go on a strict diet.
Kar durana kadar burada kalmanız daha iyi olur diye düşünüyorum.I think it's better you stay here until the snow stops.
O, köpeğini etsiz bir diyetle besler.She feeds her dog a meat-free diet.
Sanırım bir diyet yapmayı düşünmemin zamanıdır.I think it's time for me to consider going on a diet.
Çocuğum "Kinpiragobo" diyemiyor, onun yerine herzaman "Kinpirabogo" diyor.My kid can't say "Kinpiragobo", he always says "Kinpirabogo" instead.
Ukrayna'da bir diyet kola 2₴.A diet Coke in Ukraine costs ₴2.
Sinek, telsiziyle "ben çorbanın içindeyim." diye bildirdi."I am in the soup," reported the fly through its walkie-talkie.
Annem beni daha sağlıklı bir diyet yemeye teşvik etti.My mother tried to encourage me to eat a healthier diet.
Ailesinin dengeli bir diyet yaptığından emin.She makes sure that her family eats a balanced diet.
Dengeli bir diyet yemenin sizin için yararlı olduğunu hepimiz biliyoruz.We all know that eating a balanced diet is good for you.
Bir diyet yapmayı denemek isteyebilirsin.You might want to try going on a diet.
Diyebilirim ki o haklı.I dare say that he's right.
O onun göz yaşlarını görmesin diye yüzünü geri çevirdi.She turned her face away so he wouldn't see her tears.
Tom'un diyeti proteinden yoksun.Tom's diet is deficient in protein.
Tom üniversiteye girebilsin diye çok çalıştı.Tom studied hard so he could get into college.
Tom ne diyeceğini asla biliyor gibi görünmüyor.Tom never seems to know what to say.
Tom düşük-yağlı, yüksek-proteinli diyet yapıyor.Tom is on a low-fat, high-protein diet.
Tom üç aydır diyette.Tom has been on a diet for three months.
Tom ne diyeceğini bilmiyordu.Tom didn't know what to say.
Tom birçok insanın sağlıklı bir diyet dediğini yedi.Tom ate what many people call a healthy diet.
Tom Mary'ye otobüsle eve gidebilsin diye biraz para ödünç vermek zorunda kaldı.Tom had to lend Mary some money so she could take the bus home.
Tom Mary'nin evet diyeceğini düşünmüyor.Tom doesn't think Mary will say yes.
Tom Mary'ye ne diyeceğini bilmiyordu.Tom didn't know what to say to Mary.
Tom Mary'ye yalancı diye bağırdı.Tom called Mary a liar.
Tom Mary'ye korkak diye bağırdı.Tom called Mary a coward.
Herkes gittikten sonra biz konuşabilelim diye neden bir süre oyalan mıyorsun?Why don't you hang around a while after everyone else leaves so we can talk?
Düşük kalorili bir diyet benimsemek yaşam sürenizi artıracaktır.Adopting a low calorie diet will increase your lifespan.
Ben ona "bu yasadışı bir taksi mı?" diye sordum."Is that an illegal taxi?", I asked him.
Tom o kadar iyi bir öneriye sadece hayır diyemedi.Tom just couldn't say no to an offer that good.
Tom diyet yapmaya ve biraz zayıflamaya karar verdi.Tom decided to go on a diet and lose some weight.
Tom okula giderken Mary diye birine çarptı.Tom bumped into a Mary on his way to school.
Tom ihtiyacı olur diye bıçağını getirdi.Tom brought his knife just in case he needed it.
Doktor Tom'a daha dengeli bir diyet yemesi gerektiğini söyledi.The doctor told Tom he needed to eat a more balanced diet.
Planıma hayır diyecek cesareti yok.He doesn't have the guts to say no to my plan.
Öğrenci "256'nın karekökü on altıdır" diye yanıtladı.The student answered, "The square root of 256 is sixteen."
Tom diyet yapmak zorunda.Tom has to go on a diet.
O, küvetten çıktı ve "Eureka!" diye bağırdı.He got out of the bathtub and shout "Eureka!"
Sen dışardayken Bay Brown diye biri geldi.A Mr. Brown came to see you when you were out.
Bay Sato diye biri sizi görmek için bekliyor.A Mr. Sato is waiting to see you.
Siz dışardayken Bay Smith diye biri geldi.A Mr. Smith came while you were out.
Sen dışardayken Bay Jones diye biri geldi.A Mr. Jones came while you were out.
Bay Jones diye biri sizinle görüşmek için geldi.A Mr. Jones has come to see you.
Sizi Bay Kimura diye birisi arıyor.A Mr. Kimura is calling you.
Bay Marconi diye biri seni görmek istiyor.A Mr. Marconi wants to see you.
Bay Miller diye biri seninle görüşmek istiyor.A Mr. Miller wants to see you.
Bay Ono diye birisi sizinle görüşmek için aradı.A Mr. Ono called to see you.
Siz dışarıdayken Bay Sato diye biri ziyaret etmek için geldi.A Mr. Sato came to visit while you were out.
Sen dışardayken Bay Smith diye biri seni görmeye geldi.A Mr. Smith came to see you while you were out.
Siz dışarıdayken Bay West diye biri aradı.A Mr. West called while you were out.
Dün Bay Willims diye biri sizi görmek için geldi.A Mr. Williams came to see you yesterday.
O "Kendini nasıl hissediyorsun?" diye sordu."How do you feel?" he asked.
"Yardım edin!" diyen bir ses duydum. Güldüm.I heard a voice saying "Help me!". I laughed.
Tom sadece tartışma olsun diye tartışan kişi türü.Tom is the type of person who likes to argue just for the sake of arguing.
Ona bir içki daha almak ister mi diye soracağım.I'll ask whether he wants another drink.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod