Tom düşük karbonhidrat diyeti uyguluyor.Tom follows a low-carb diet.
Tom düşük karbonhidrat diyeti izliyor.Tom follows a low-carb diet.
ESP diye bir şey yoktur.There's no such thing as ESP.
Mahallemizde Tom diye bir çocuk vardı.There used to be a boy in our neighborhood named Tom.
Bunu beğenmeyeceksin diye korkmuştum.I was afraid you wouldn't like that.
Bundan hoşlanmayacaksın diye korktum.I was afraid you wouldn't like that.
Üç haftadır diyetteyim.I've been on a diet for three weeks.
Yeni bir diyete başladım.I have begun a new diet.
Kendini kontrol etmek kolaydır diyen olmadı.No one said self-control was easy.
RAB Tanrı Adem'e, "Nerdesin?" diye seslendi.And the Lord God called Adam, and said to him: Where art thou?
RAB Kayin'e, "Niçin öfkelendin?" diye sordu, "Niçin surat astın?"And the Lord said to him: Why art thou angry? and why is thy countenance fallen?
Kayin, "Cezam kaldıramayacağım kadar ağır" diye karşılık verdi.And Cain said to the Lord: My iniquity is greater than that I may deserve pardon.
Neredeyse keşke seninle Boston'a gidiyor olsaydım diyeceğim.I almost wish that I were going to Boston with you.
Kalkmışsındır diye umuyordum.I was hoping that you were awake.
Uyanıksındır diye umuyordum.I was hoping you were awake.
Tom da buradadır diye umuyordum.I was kind of hoping that Tom would be here.
Burası Almanya. İnsanlar burada Müslüman oldu diye işinden kovulmuyor.This is Germany and people don't get fired for converting to Islam.
Yaptığı diyetle kilo verdi.Her diet resulted in weight loss.
Öğretmen kendini fark etsin diye sık sık bilinçli olarak hata yapardı.He would often make mistakes purposely just so the teacher would notice him.
Yaptığı akşam yemeğini beğendiğimi söylemiştim ama bu sadece nezaket olsun diyeydi.I said I liked what he had made for dinner, but I was only being polite.
Mutlu muyum diye sorma.Don't ask me if I'm happy.
Yaz geliyor diye çok mutluyum.I'm very happy that summer is coming.
"Korsan taksicilik mi yapıyorsun?" diye sordum ona."Do you drive an unlicensed taxi?" I asked him.
Bebeğimin sütannesi aynı zamanda aile diyetisyenimiz.My baby's wet nurse is also my family's dietitian.
Sessiz kaldım diye kabul ettiğimi sanmayasın.Don't mistake my silence for agreement.
Tom'a hayır diyemem.I can't say no to Tom.
Tom bize merhaba diyebilir.Tom might say hello to us.
Birlikte daha fazla zaman geçirebilelim diye programımı ayarladım.I arranged my schedule so we can spend more time together.
Biri gecenin köründe arabayla evin önünden geçerken "Şerefsiz ibneler!" diye bağırdı.Someone drove by the house yelling "Cocksuckers!" in the middle of the night.
Neden değişiklik olsun diye dışarıda yemiyoruz?Why don't we eat out for a change?
Tom garanti girerim diye düşündüğü vasat okulların bile hiçbirine giremedi.Tom didn't even get into any of his safety schools.
Diyette verdiğim kiloları yoyo gibi hemen geri alıyorum.I'm a yo-yo dieter.
Diyecek söz bulamıyorum.I'm lost for words.
Şak diye bırakman gerekiyor.You need to quit cold turkey.
Umarım birazdan diyeceklerim kimseyi rahatsız etmez.I hope what I'm about to say doesn't offend anyone.
Ne diyeceğimi biliyorsun.You know what I'm going to say.
Tersi her zaman doğru olacak diye bir kural yok.The reverse is not always true.
Yakuza lideri arabadan inince herkes eğilip "Oss!" diyerek onu selamladı.When the yakuza boss got out of the car, everyone bowed and greeted him by saying, "Osu!"
Bunu diyen yalan söylüyordur.Whoever says that is lying.
Deniz veganlığı balık içeren bir diyettir.Seaganism is a fishy diet.
Ona ne diye mesaj attım ki?Why did I even message him?
B planı diye bir şey yok.There is no plan B.
"Tom gelecek mi?" "Gelir diye düşünüyorum.""Will Tom come?" "I would think so."
Tom, Mary'ye hayır diyemedi.Tom couldn't say no to Mary.
Tom, Mary'ye hayır diyemiyordu.Tom couldn't say no to Mary.
Cookie, Tom kendisine "kedicik" diye hitap edince yüzünü tırmaladı.Cookie scratched Tom in the face when he called him "kitty".
Yağmur yağacağını sanmıyorum ama yağarsa diye bir şemsiye alacağım.I don't think it'll rain, but I'll take an umbrella in case it does.
Grafik tasarım yapıyorum, ama kendime sanatçı diyemem.I make graphics, but I wouldn't call myself an artist.
"Hadi buradan çıkalım," diye fısıldadı Tom sessizce."Let's get out of here," Tom whispered quietly.
Tom "Hayır, orada olmayacağım," diye yanıtladı."No, I won't be there," Tom replied.
Tom tereddüt etmeden "Evet, sana bu konuda yardımcı olabilirim," diye yanıtladı."Yes, I can help you with that," Tom replied without hesitation.
Tom kendinden emin bir şekilde "Evet, bunu yapabilirim," diye yanıt verdi."Yes, I can do that," Tom replied confidently.
Tom sessizce "Hayır" diye yanıtladı."No," Tom replied quietly.
"Aşk Kaç Beden Giyer diye Beyonce'ye sormuş"."Aşk Kaç Beden Giyer diye Beyonce'ye sormuş".
Ktesippos ise sinirlenip yalancı diye karşılık verir.A creature full of falsehood, hatred, and strife!"
"Jehan Barbur diye bir kız"."Jehan Barbur diye bir kız".
"Simge: 'Mutlu olsun diye Serdar ne isterse yaptım'"."Simge: 'Mutlu olsun diye Serdar ne isterse yaptım'".
Bâkî heves!) diye yanıt vermiştir.'No,' he replied.
Büyüyünce, bir milyar Çinli vatandaşı savunmak istiyorum!" diye yanıtlamıştır.When I grow up, I want to defend my one billion Chinese countrymen!"
"Ünlüyüm diye gezmiyorum"."Ünlüyüm diye gezmiyorum".