Diyetim için önümüzdeki iki ay artık tatlı yiyemem.For my diet, I can't eat any more sweets for the next two months.
Çocuklar "Bir hikaye! Bir hikaye!" diye bağırdı ."A story! a story!" shouted the children.
Çocuklar daha iyi bir hayat sürsün diye Boston'a taşındık.We moved to Boston so the kids would have a better life.
Neredeyse başka herkes hayır diyecektir.Almost everybody else will say no.
Ne diyeceğimi bilmiyorum.I'm kind of at a loss for words.
Ona ne diyeceğini biliyorum.I know what you'll say to that.
Diyetini ödemek zorundayım.I just have to face the music.
Birinin "İmdat!" diye bağırdığını duydum.I heard someone yell "Help!"
Nasıl hayır diyeceğimi bilmiyordum.I didn't know how to say no.
Dürüstçe hayır diyebilirim.I can honestly say no.
Ben onu şaka olsun diye yaptım.I did it on a lark.
Diyetinizi değiştirin.Change your diet.
Diyette kim var?Who's on diet?
Tom bana "Alice önceki gün Mary'yi gördü mü?" diye sordu.Tom asked me, "Did Alice see Mary the day before yesterday?"
Thomas bana "Alice önceki gün Mary'yi görmedi mi?" diye sordu.Thomas asked me, "Didn't Alice see Mary the day before yesterday?"
Tom bana önceki gün Alice Mary'yi nerede gördü?" diye soracak.Tom will ask me, "Where did Alice see Mary the day before yesterday?"
Tom bana, "Alice önceki gün Mary'yi görmedi." diyecek.Tom will tell me, "Alice didn't see Mary the day before yesterday."
Onun kulağına "Seni seviyorum" diye fısıldadı."I love you," he whispered into her ear.
Elbette, nasıl hayır diyebilirdim?Of course, how could I say no?
Gece yarısında, vampir diyette olduğunu unuttu.At midnight, the vampire forgot he was on a diet.
Sakıncası yoksa beni Harry diye çağır.Call me Harry, if you don't mind.
"Ben okula geri dönüyorum" diye duyurdu."I'm going back to school," she announced.
Diana "Oh, Anne, çabuk gel" diye gergin biçimde yalvardı."Oh, Anne, do come quick," implored Diana nervously.
Bana danışmadan nasıl evet diyebilirsin?How could you say yes without consulting me?
Artık içki içmeyeceğim diye kendi kendime söz vermiştim.I promised myself I wouldn't drink anymore.
O toplantıya katılmanız sizin için gerçekten iyi olur diye düşünüyorum.I think it would be really good for you to attend that meeting.
İşimiz bitti diye düşünmüştüm.I thought we were done.
Hala bir diyette misin?Are you still on a diet?
Ben hayır diyemem.I can't say no.
Herkes beni Tom diye çağırır.Everyone calls me Tom.
Tom neden bir diyette?Why is Tom on a diet?
Bu hafta sonu Boston'a gitmek eğlenceli olabilir diye düşündüm.I thought it might be fun to go to Boston this weekend.
Tom ne diyecek?What'll Tom say?
Hayır diyebilirdim.I could've said no.
Mary hiç kimse ağlamasını görmesin diye kendini banyoda kilitledi.Mary locked herself in the bathroom so that no one would see her cry.
Tom, diyet yapmam gerektiğini düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought I should go on a diet.
Kızgınlıkla "Hey, suyumu kirlettiniz!" diye bağırdı.He shouted angrily, "Hey! You contaminated my water!"
Devrim diye bir şey yoktur.There is no such thing as devolution.
Tom "Hayır!" diye bağırdı."No!" yelled Tom.
Mary "Hayııır!" diye bağırdı."Nooo!" yelled Mary.
Anne, en onurlu tavrıyla "Sorunun ne olduğunu açıklar mısın?" diye sordu."Will you explain what the trouble is?" asked Anne, in her most dignified manner.
"Biraz pasta ister misin?" "Hayır, teşekkürler, ben diyetteyim."Want some cake?" "No, thanks, I'm on a diet."
Meyve suyu diyetindeyim.I'm on a juice diet.
Mary ne diyecek?What will Mary say?
Annen ne diyecek?What will your mom say?
Sağlıklı ve dengeli bir diyet hepimiz için çok önemlidir.A healthy and balanced diet is very important for all of us.
Tom'un bize ne diyeceğini merak ediyorum.I wonder what Tom is going to tell us.
Tom'un ne diyeceğini merak ediyorum.I wonder what Tom is going to say.
Hiç kimse aptal diye çağırılmaktan hoşlanmaz.No one likes to be called stupid.
Onu yapmak bizim görevimiz diye düşündük.We thought it was our duty to do that.
Dürüst bir politikacı diye bir şey var mı?Is there such thing as an honest politician?
Gerçek bir arkadaş diye bir şey yoktur.There is no such thing as a real friend.
Nasıl hayır diyebilirdim?How could I say no?
Yarın diyetime başlayacağım.I'll start my diet tomorrow.
Tom diyette mi?Is Tom on a diet?
Bir diyette değil misin?Aren't you on a diet?
Tom'un onu eğlence olsun diye yaptığını düşündün mü?Do you think Tom did that just for kicks?
Hâlâ diyette değil misin?Aren't you still on a diet?
Sami artık hiçbir şey diyemez.Sami can't say anything now.
"Atlayın" dediğimde insanlar "Ne kadar yükseğe?" diye soruyorlarWhen I say, "Jump!" people ask, "How high?"