Ana içeriğe geç
Sözlük

diye ile cümle

diye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onlara şişman domuzlar diye hitap ettim.I called them fat pigs.
Ona şişman domuz diye hitap ettim.I called him a fat pig.
Dan Linda'ya "O bir uyarı mıydı?" diye sordu."Was that a warning?" Dan asked Linda.
Nöbetçi "ayağa kalk" diye bağırdı."On your feet," shouted the guard.
Echo "Ah, o neden beni duymuyor" diye düşündü."Oh, why doesn't she hear me," Echo thought to himself.
"Bana bak" diye bağırdı Echo, "Bana bak Anne, uçuyorum!""Look at me," shouted Echo, "Look at me, Mother, I'm flying!"
Babam "saatim çalındı." diye bağırdı.”My watch has been robbed.”exclaimed my father.
Tom onun hakkında ne diyecek?What's Tom going to say about that?
Muhtemelen nasıl hayır diyebilirim?How could I possibly say no?
Neden sadece hayır diyemedin?Why couldn't you just say no?
Tom Mary kaçabilsin diye polisin dikkatini dağıtmaya çalıştı.Tom tried to distract the police so Mary could escape.
Değişiklik olsun diye neden farklı bir şey denemiyorsun?Why not try something different for a change?
Kim arıyor diyeyim?Who should I say is calling?
Hayalet diye bir şey yoktur.There are no such things as ghosts.
Sırf hayaletleri göremiyorsun diye, bu onların var olmadığı anlamına gelmez.Just because you can't see ghosts, it doesn't mean that they're not there.
Bilmek ilgini çekebilir diye düşündüm.I thought you might be interested in knowing.
Ne diye sana yalan söylemek durumunda kalayım ki?What reason could I possibly have to lie to you?
Beni fark edecek diye çok tedirgin oldum.I was so nervous that she would catch sight of me.
O, sessiz ol diye fısıldadı."Quiet," he whispered.
Tom bana Mary'nin diyette olduğunu söyledi.Tom told me that Mary was on a diet.
Şimdi çocuklara ne diyeyim?What should I tell the kids now?
Tom Meryem'e, uğrayıp bir film izlemek ister mi diye sordu.Tom asked Mary if she wanted to come over and watch a movie.
Ketojenik diyet, epilepsi için çok etkili bir tedavi olarak görünmektedir.The ketogenic diet appears to be a very effective treatment for epilepsy.
Bay Itoh diye biri seni görmek istiyor.A Mr. Itoh wants to see you.
Pazı, vitaminler, mineraller, protein ve diyet lifi açısından zengindir.Swiss chard is rich in vitamins, minerals, protein, and dietary fibre.
Sadece heyecan olsun diye mi bunu yaptın?Did you do it just for kicks?
Sadece heyecan olsun diye yaşlı bayanı öldürdü.He killed the old lady just for kicks.
Sadece heyecan olsun diye masum kanı döktü.He shed innocent blood just for kicks.
Diyet söz konusu olduğunda irade gücüm yok.I have no will power when it comes to dieting.
Keşke diyette kalmaya devam etmek için irade gücüm olsa.I wish I had the will power to stay on a diet.
Deniz ürünleri yedin mi? Diyelim ki, kabuklu deniz hayvanı.Have you eaten seafood? Shellfish, let's say.
Bir diyete bağlı kalman gerekiyor.You need to stick to a diet.
Senin diyete girmen gerekiyor.You need to go on a diet.
Kaza pat diye oldu.The accident happened suddenly.
"Hangi kelime?" diye sordum."Which word?" I asked.
Dışarı çıktığımda onu göremedim. "Gitmiş olmalı" diye düşündüm.I couldn't see him when I went out. I thought "She must have gone".
Hava Diyeti: Mış gibi yapmak varken neden yiyesiniz!The Air Diet: Why Eat When You Can Pretend!
Tom diyetini değiştirdi.Tom changed his diet.
Diyet önemlidir.Diet is important.
Polis: "Ellerini havaya kaldır!" diye bağırdı.The police officer yelled, "Put your hands in the air!"
Herkes evet diye oy verdi.Everybody voted yes.
Tom "bu sıkıcıydı" diye ekledi."It was boring," Tom added.
Civciv cik cik diye ses çıkarır.The chick peeps.
Şeytan "Bu çok eğlenceli" diye düşündü."This is very amusing," thought the devil.
Seyirci en az bir tam dakika boyunca "Bravo!" diye bağırdı.The audience shouted "Bravo!" for at least a full minute.
Tom, paçaları ıslanmasın diye onları sıvadı.Tom rolled up his pant legs so they wouldn't get wet.
"Küçük Timothy, "Yaşasın! Biz bir maceraya gidiyoruz!" diye bağırdı."Yippee! We're going on an adventure!" shouted little Timothy.
Ne diyecektim?What was I going to say?
Tom'un bana bakış tarzı çok güzeldi, ben sadece "hayır" diyemedim.The way Tom looked at me was so adorable, I just couldn't say "no."
Bu cümle, dünyanın sonuna kadar hayatta kalacak mı diye kendime sorarım.I ask myself if this sentence will survive till the end of the world.
Şans diye bir şey yoktur.Luck doesn't exist.
Fransızcada nasıl "teşekkür ederim" diyeceğimi hatırlayamıyorum.I can't remember how to say "thank you" in French.
Buradan hoşlanmayacaksın diye endişe ediyordum.I was worried you wouldn't like it here.
Tom en azından teşekkür ederim diyebildi.Tom could at least have said thank you.
Oldukça dengeli bir diyet yediğimi düşünüyorum.I think I eat a fairly balanced diet.
Tom hayır diyemeyecek.Tom won't be able to say no.
Sokak kapısı pat diye açıldı.The front door burst open.
Değişiklik olsun diye özgün ol.Be original for a change.
Tom hayır diyebilirdi.Tom could've said no.
Tom nasıl hayır diyebilir?How could Tom say no?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod