diyalog ile cümle
diyalog kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu anlaşma tüm kültürleri sahiplenen uluslararası diyaloğu daha da güçlendirecektir.سوف تقوي هذه الإتفاقية الحوار الدولي الذي يدعي ملكية جميع الثقافات.
Benden insanlarla sıcak diyalog kurmamı istediler.فكانا يصليلن بحرارة قلب من أجل أن يطلبا نسلا..
Diyalog ve İşbirliği İslami Konferansı Gençlik Forumu, (ICYF-DC) İstanbul, Türkiye.منتدى شباب التعاون الإسلامي للحوار والتعاون، إسطنبول، تركيا.
Akdeniz Diyaloğu İsrail ve Kuzey Afrika ülkeleri ile benzer şekilde iş birliği yapmak için 1994'te kuruldu.وقد أنشئ الحوار المتوسطي في عام 1994 للتنسيق مع إسرائيل والبلدان في شمال أفريقيا.
X derin depresyonuna rağmen diyalogları boyunca gülümser.بالرغم من الإحباط العميق لدى X إلا أنه طوال المحادثات كان يضحك .
Kitabın önsözü Diamond'un Papua Yeni Gine'li politikacı Yali ile olan diyaloğuyla başlıyor.يبدأ الكتاب بحوار دايموند مع يالي، السياسي في غينيا الجديدة.
9 Ekim - Nobel Barış Ödülü'ne Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü ödüle layık görüldü.2015 - جائزة نوبل للسلام تمنح للرباعي الراعي للحوار الوطني التونسي.
Diyaloglardan sonra Gaga ve Beyoncé, çölün ortasındaki restorana gidiyorlar.في وقت لاحق، يجلس جو ونينا بصمت في المطعم.
Burada özellikle tatsız olan diyalog ise büyük torunu Chris tuvaletten çıktıktan sonra yaşanır.Especialmente insípido é uma confusão que começa logo depois que seu neto mais velho, Chris sai do banheiro.
Filmde çok az dublaj kullanıldı ve sadece bir çift diyalog yapım sonrası aşaması sırasında değiştirildi.Muito pouco dublagem foi usada no filme, com apenas um par de falas modificadas na pós-produção.
Galileo daha sonrasında "İki Ana Dünya Sistemi Üzerine Diyalog" kitabında bu görüşünü savunmuştur.Galileu escreve, então, seu Diálogo sobre os dois grandes sistemas do mundo.
Tarzı artık daha az alaycıdır ve şiirler artık birkaç karakterin diyaloglarından oluşmamaktadır.O seu estilo tornou-se menos irônico, e os seus poemas não mais teriam vários personagens em diálogo.
Diyaloğun ana konusu, Timaeus un anlatımıyla devam eder.O conteúdo principal do diálogo segue com a exposição de Timeu.
Kültürler arası ve dinler arası diyaloğun teorisyeni ve pratisyenidir.A história cultural entre práticas e representações.
Filmin diyaloğu yoktur.O filme não tem diálogo.
Onun günümüze ulaşmış yazmaları Plato ile diyaloglar yazmasıdır.Seus conhecimentos chegaram ao nossos dias nos escritos de Platão e Teeteto.
Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı.Tem hábitos gregários, formando grandes cardumes.
Belirgin diyaloglar yoktur.Não há requisitos lingüísticos.
Diyaloğun ana konusu, Timaeus un anlatımıyla devam eder.Dan volgt de belangrijkste uiteenzetting van de dialoog, als Timaeus het woord neemt.
Diyalog, Kriton’un Sokrates’e Lykeion’da kimle konuştuğunu sormasıyla başlar.Crito vraagt aan Socrates met wie hij gisteren heeft zitten praten.
Benden insanlarla sıcak diyalog kurmamı istediler.Hij leerde een aantal inwoners wilgenmandjes maken.
Boyle, sonra filmdeki diyalogların üçte birinin İngilizce'den Hintçe'ye çevrilmesine karar verdi.Boyle ging akkoord en vertaalde bijna een derde van de oorspronkelijk Engelstalige dialoog in Hindi.
diyalog : iki ya da daha çok kişinin karşılıklı konuşmasına denir.Een intercom is een manier van spraakcommunicatie tussen twee of meer personen.
Kelimesi kelimesine, yunanca gerçekleşen diyaloğ şu şekildedir: "-Ἐκ γυναικὸς τὰ χείρω."In het Nederlandse taalgebied kan worden gewezen op bijvoorbeeld 'Hier is...
Öteki onu takip eder ve aralarında oyunun en uzun diyaloğu geçer.Ook zweeft hij langer en is hij het op een na snelste karakter van het spel.
Tom Stoppard da diyalogları düzenledi.Ook Keats maakte vertalingen.
Kurtarıcının DiyaloğuKościół Zbawiciela
9 Ekim - Nobel Barış Ödülü'ne Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü ödüle layık görüldü.9 października – Pokojową Nagrodę Nobla otrzymał Tunezyjski Kwartet na rzecz Dialogu Narodowego.
Diyalogda, Sokrates Callias’a oğlu Hipponicus’u eğitim alması için Aspasia’ya göndermesini öğütler.W dialogu Sokrates zaleca Kalliasowi wysłać jego syna Hipponikosa do Aspazji na naukę.
Escape from Monkey Island karakter diyalogları ve çözüm bulmacalarından oluşan bir macera oyunudur.Escape from Monkey Island jest typowym przedstawicielem gatunku gier przygodowych.
diyalog : iki ya da daha çok kişinin karşılıklı konuşmasına denir.Dialog – wypowiedź wielopodmiotowa, rozmowa dwóch lub większej liczby osób.
Filmde çok az diyaloga yer verilmiştir.Na film przeznaczono niewielki budżet.
Kitabın önsözü Diamond'un Papua Yeni Gine'li politikacı Yali ile olan diyaloğuyla başlıyor.Boken börjar med Diamonds hågkomst av en konversation med en papuan vid namn Yali.
9 Ekim - Nobel Barış Ödülü'ne Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü ödüle layık görüldü.9 oktober – Tunisiens nationella dialogkvartett vinner Nobels fredspris.
Diyalog, bir tiyatro oyununun sergilenmesi gibi şekillendirilmiştir.Har dikterna varit tänkta att framföras som ett skådespel?
Diyalogları sırasında üç kere bir duvar bilmecesi hakkında konuşurlar.Under turen får man via högtalarsystemet information om nationalparken på olika språk.
diyalog : iki ya da daha çok kişinin karşılıklı konuşmasına denir.Samtal är ett utbyte av information mellan två eller flera människor.
Baş kahramanın sınıfı mevcut diyalog seçeneklerinin sayısını da etkileyebilir.Клас головного героя може також впливати на кількість доступних опцій діалогу.
İngiliz dilindeki dünyada bu 27 sayfalık belge, konu ve diyalogların ayrıntılı beyanını içeriyor.Цей 27-ми сторінковий документ на англійській мові містить у собі докладний опис сюжету та діалоги.
Barton'ın eserlerindeki bazı diyaloglar da Odets'in Awake and Sing! oyununu akla getirir.Лінії діалогу у роботи Бартона нагадують п'єсу Одетса «Пробудися і співай!».
Öteki filme göre daha diyalog ağırlıklı ve vahşetten uzaktır.Дехто каже, що фільм задовгий, надто вульгарний, чи навіть жорстокий.
Filmin diyaloğu yoktur.У фільмі відсутній діалог.
Bazı gergin diyaloglardan sonra çatışma başlar.Після обрання хранителів починаються декілька тактів обговорень.
Kelimesi kelimesine, yunanca gerçekleşen diyaloğ şu şekildedir: "-Ἐκ γυναικὸς τὰ χείρω."Říkali mi: 'Slečno' - hovořila jsem tehdy německy - chcete sedět s námi?
Birçok filmini senaryosuz, sigara paketi arkasına diyalog yazarak çekti.Některé obrazy maloval na víka krabic od doutníků.
Steuermann üzerinden Arnold Schönberg ve Anton von Webern isimli ustalarla ile de diyaloğa girmeyi başarmıştı.Hlásil se k němu i Arnold Schönberg a Anton Webern.
diyalog : iki ya da daha çok kişinin karşılıklı konuşmasına denir.Interpersonální komunikace je vzájemná komunikace mezi dvěma nebo více jedinci.
Filmin diyaloğu yoktur.Film tedy žádný remake nemá.
Bir sanatçı olarak umarım bu düşünmeye ve diyalog kurulmasına neden olur.Ca artistă, sper că acest lucru să provoace cugetare și dialog.
Diyaloglardan sonra Gaga ve Beyoncé, çölün ortasındaki restorana gidiyorlar.După un schimb de dialoguri, Gaga și Beyoncé călătoresc prin deșert pentru a se opri la un restaurant.
İletişimde bulunan kişiler görsel ya da işitsel işaretler yoluyla diyalog kurabilirler.În interior, spațiile pentru călători vor beneficia de asemenea de un sistem de informații sonore și vizuale.
Brooks, tüm diyaloglarını doğaçlama yaptı.Harris oprește apoi toate comunicațiile.
Doom 3 oyununun senaryosu ve diyalogları Matthew J. Costello tarafından yazılır.A játék történetét és a párbeszédeket Matthew J. Costello írta.
Filmde çok az diyaloga yer verilmiştir.Műsorán kevés rajzfilm szerepel.
Karakter gelişiminde oyun savaş ve diyaloğa önem veriliyor.A harci színdarabok az akcióra és küzdelemre helyezik a hangsúlyt.
Kurtarıcının DiyaloğuA Keresztapa cselekménye
Kücük Hippias diyalogunda Sokrates ve Hippias arasında yalan üzerine tartışma geçer.Ezt a mondatot erősen vitatták a hiphopban és a médiában.
Lugosi bu filmde de hiç diyaloğu olmayan dilsiz bir adamı canlandırıyordu.Lugosi ebben a filmben Istent játszotta el, szintén jellegtelen, semmitmondó játékkal.
Burdayım aşkım!" diyaloğu yaşanmıştır.Nyt vituttaa!" on otettu kappaleeseen.
Benden insanlarla sıcak diyalog kurmamı istediler.Tarkoituksena oli saada Hentusen seuraksi aiempaa aktiivisempaa väkeä.