Yüzyıllar boyunca asimilasyona direndiler ve geleneksel yaşam tarzlarını korudular.Gjennom århundrer motstod de assimilasjon og fastholdt sin tradisjonelle livsstil.
Monck hiçbir direnişle karşılaşmadan Londra'ya girer.Monck marsjerte inn i London uten at noen hindring.
Artık silahlı direniş zamanı gelmişti.Nederlagets time var kommet.
Önce hapse atılan Kahir, tahttan feragat etmemekte direnmesi üzerine gözlerine mil çekilerek kör edildi.Vi så hans stjerne da den gikk opp ved morgengry, og er kommet for å hylle ham.»
Küçük bir direnişle karşılaştı.De møtte liten motstand.
Bundan sonra Taliban güçleri direnişin kalbi olan güney Afganistan'da Kandahar civarına geri püskürtüldü.Samtidig var Taliban blitt drevet tilbake til sitt maktsentrum i det sørøstlige Afghanistan, omkring Kandahar.
1945 - II. Dünya Savaşı: Küçük bir Japon direnişi kaldıysa da Iwo Jima Muharebesi sona erdi.1945 – Andre verdenskrig: Slaget om Iwo Jima ender, men noen få japanske grupperinger gjør fremdeles motstand.
Küçük sabotaj eylemlerini teşvik etti ve Çek direnişi ile temas kurdu.Her støttet han mindre sabotasje og hadde kontakter innen den tsjekkiske motstandsbevegelsen.
Buna rağmen Osmanlı direnişi devam etti.Likevel fortsatte den polske motstandsbevegelsen.
Yerel Taliban liderleriyse bu planın tersini iddia etti ve gelen kuvvetlere karşı direniş yemini etti.Lokale Talibanledere var imot disse planene og kalte til motstand.
Yangına direnci yüksektir.Tippeligakamp for Brann.
John Connor makinelere karşı insan direnişinin lideri konumundadır.John Connor, sønnen til Sarah, leder en menneskelig motstandskamp mot maskinene.
Howe ise, Washington’u atlatarak, direnişle karşılaşmadan Philadelphia’ya girdi.26. september utmanøvrerte Howe til slutt Washington og marsjerte inn i Philadelphia uten motstand.
Bu direniş hareketi sabotaj eylemleri şeklinde gerçekleşti.Disse reaksjonene kom etter omfattende sabotasjehandlinger fra motstandsbevegelsen.
Alman direnci neredeyse tümüyle çöktü.Dette resulterte i at det tyske forsvaret nesten totalt kollapset.
Kral da direnişin imkânsız olduğunu anladı.Både kongen og regjeringen innså at fortsatt motstand var nytteløst.
Böylece taşıyıcı atlının direnci kırılır.Motstanderens brikke blir da slått.
Ruslar nehri büyük bir direnişle karşılaşmadan aştı.Russiske styrker rykket inn i landet uten å møte motstand.
8 Nisan günü V. Aleksios'un ordusu Haçlıları cesaretsiz kılan kuvvetli bir direnç ortaya koydu.Den 8. april kjempet Alexios V Dukas’ hær og ga fra seg hard motstand som avskrekket korsfarerne.
Direniş hareketinde yer almış ve Fransız Özgürlük Ordusu'na girmiştir.Han greide å rømme og gikk inn i den franske motstandsbevegelsen.
Direnç çeşitleri,özellikleri Direnç Hesaplama AracıSe Tabell over spesifikk motstand
Belçika atları uyumlu ve dirençli bir yapıdadır.Belgiske fårehunder har en kraftfull og muskuløs kroppsbygning.
Fakat Sovyet direnişi çok kuvvetliydi.Livet i Sovjetunionen viste seg imidlertid å være hardt.
1930 yılında Tibet ordusu herhangi büyük bir direnişle karşılaşmadan Garzê'yi işgal etti.I 1930 invaderte en tibetansk hær Garze og erobret området uten å møte særlig motstand.
Nazilerin Hollanda'yı işgalinden sonra Hollandalı direniş örgütüne üye oldu.Familien følte seg trygg til Nederland ble invadert.
Bu grup daha sonra cezaevi direniş hareketinin çekirdeğini oluşturacaktır.Bildet blir senere en inspirasjon i motstandskampen.
R ise iletkenin direncidir ve birimi ohm’dur.Formelsymbolet for resistans er R og SI-enheten er Ω {\displaystyle \Omega } (Ohm).
Mevzilenmiş olan direnişçiler ilerleyen birliklere zayiat verdirse de ilerleyişi durduramaz.Selv om angriperne klarer å omringe pinnsvinstillingene, fortsetter de å kjempe.
1996 yılında Çeçen direnişçiler ve Ruslar arasında ateşkes imzalanmıştır.2008 fortsatt spredt krigføring mellom russiske styrker og tsjetsjenske opprørere.
Yine de Sovyet direnci halen güçlüydü ve savaşın nereye varacağı belirsizdi.Sovjetisk motstand var imidlertid fortsatt sterk, og utfallet av slaget var høyst usikkert.
İlk büyük çaplı direniş Ulusal Kurtuluş Cephesi (EAM] tarafından örgütlenir.Den høyeste utmerkelse som deles ut av The Salvation Army (Frelsesarmeen, internasjonalt).
Böylece savunmacılar, direnmeyi sürdürebildiler.Imens fikk forsvarerne tid til å områ seg.
Bu sıralarda dağlarda direniş devam ediyordu.I Bergen fortsatte forberedelsene.
Bu duruma karşı ilk direniş 1963 yılındaki büyük grevde yaşandı.Initiativ til sterkere fellesforvaltning ble tatt i 1963.
Direniş sırasında Maurizio olarak biliniyordu.Corneliussen var involvert i motstandsarbeidet under krigen.
Anlaşıldığı kadarıyla birlikleri daha fazla direniş göstermemiştir.Det viste seg imidlertid at disse troppene ikke var villige til å kjempe videre.
Bu sabit yine direnç ve kapasite değerlerine bağlıdır.Det eneste som er igjen er håpet om deres mot og deres bestandighet.
Büyük Tebnin kalesi 10 gün direndi.Det egyptiske keiserdømmet ble gjenopprettet i 10 dager.
İlaca direnç, lepra uzmanlarını uğraştıran önemli bir konudur.Det er borgerlige saker, som krever behandling av sakkyndige.
Daha çok direnmeliyiz.Men vi kommer sterkere igjen.
Ancak az da olsa bir grup direnmeye devam eder.Da begynner noen få eller nesten alle å bevege seg rundt.
Hiç direniş ile karşılaşmadılar.I begynnelsen møtte de ingen opposisjon.
Yüzyıllar boyunca asimilasyona direndiler ve geleneksel yaşam tarzlarını korudular.Selama berabad-abad mereka menolak asimilasi dan mempertahankan gaya hidup tradisional mereka.
Lombardlar genellikle hiçbir direniş görmeden kuzey İtalya'yı işgal etmişlerdi.Bangsa Lombard menduduki utara Italia, sebagian besar tanpa perlawanan.
Hitler, imkânsız bir görev olan Tuna Nehri'ni geri alma konusunda direndi.Hitler memaksakan suatu tugas yang tidak mungkin untuk menduduki kembali sungai Danube.
Direnç eğitimi de faydalıdır ve en etkili yöntem, her iki egzersiz türünün birlikte yapılması olabilir.Latihan tahanan juga bermanfaat dan kombinasi kedua jenis latihan ini mungkin paling efektif.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Mereka yang berpakaian sebagai wanita pada malam itu menolak diperiksa oleh polisi.
Burada, bitkiler, topraktaki yüksek metal seviyesine karşı direnç geliştirmişlerdir.Pada kasus ini, tanaman berevolusi menjadi resistan terhadap kadar logam yang tinggi dalam tanah.
Bu aynı, barışçı lider kendisinin ve halkının tutuklanmasına karşı direniş göstermedi.Pemimpin yang penuh damai ini pula membiarkan dirinya dan rakyatnya ditahan tanpa perlawanan.
Clara hâlâ uyanmamak için direnir.Aurora tetap tidak bangun.
Panium ve Heraklea'da, Thomas'ın adamları Şubat 824 tarihinde bir deprem olana kadar direndiler.Di Panium dan Heraclea, pasukan Tomažbertahan sampai gempa bumi melanda pada 824 Februari.
1930 - 1940 yılları arasında Lefebvre, felsefe profesörü olarak çalıştı ve 1940'ta Fransız Direnişine katıldı.Sejak 1930-1940 Lefebvre menjadi professor filsafat, pada 1940 bergabung dengan Gerakan Perlawanan.
Direnişlerin sonuncusu Mora'nın kuzeybatısındaki Salmeniko'da yaşandı.Daerah terakhir yang bertahan adalah Salmeniko, di barat laut Morea.
Tasarım olarak blok zinciri, veri değişikliklerinin engellenmesini karşı dirençli yapılmıştır.Secara desain, blockchain resistan terhadap modifikasi data.
Bu durumun kısmen insulin direncini azaltıcı etkilerine bağlı olduğu düşünülmektedir.Hal ini sebagian diperkirakan karena pengaruhnya terhadap adanya efek menurunkan resisten terhadap insulin.
1945 - II. Dünya Savaşı: Küçük bir Japon direnişi kaldıysa da Iwo Jima Muharebesi sona erdi.1945 - Perang Dunia II: Pertempuran Iwo Jima berakhir namun perlawanan Jepang masih berlanjut.
Kartacalılar, direnmeye ve Roma Ordusu'nun daha fazla tahribat yapmasına izin vermemeye kararlıydılar.Pasukan Kartago berniat menghalau dan mencegah pergerakan lebih lanjut pasukan Romawi.
Empedans (öz direnç) ifadesi ilk olarak Temmuz 1886'da Oliver Heaviside tarafından kullanıldı.Istilah 'induktansi' sendiri pertama kali digunakan oleh Oliver Heavside pada Februari 1886.
R dirençtir.P adalah tekanan.
Amsterdam’da ve Hollanda’nın birçok yerinde, Yahudiler Hollanda direnişinin içinde yer aldı.Di Amsterdam dan wilayah lainnya di Belanda, banyak orang Yahudi yang aktif dalam melawan Nazi.