dirençli ile cümle

dirençli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
İlaç verildiğindeyse dirençli hücreler geri çekilecektir.Ударьте по нему лекарством, и клетки восстановятся снова и адаптируются к нему.
İlaç verildiğindeyse dirençli hücreler geri çekilecektir.Хвърлете му едно лекарство, и резистентните клетки ще израстнат отново.
İlaç verildiğindeyse dirençli hücreler geri çekilecektir.השליכו לעברה תרופה, ותאים חסינים יחזרו לגדול.
İlaç verildiğindeyse dirençli hücreler geri çekilecektir.ﺍﻋﻄﻪ ﻋﻘﺎﺭ ﻣﺎ ﻭﺳﻮﻑ ﺗﻈﻬﺮ ﻟﻚ ﺧﻼﻳﺎ ﻣﻘﺎﻭﻣﺔ ﻟﻪ
İlaç verildiğindeyse dirençli hücreler geri çekilecektir.耐性細胞を成長させるだけです 驚くことに
Kullanılan titanyum çelikten yüzde 42 daha hafif ve üç kat daha güçlü, aşınmaya karşı yüksek dirençlidir.O titânio usado é 42% mais leve e três vezes mais forte do que o aço e é altamente resistente à corrosão.
Kullanılan titanyum çelikten yüzde 42 daha hafif ve üç kat daha güçlü, aşınmaya karşı yüksek dirençlidir.Используемый в ней титан на 42% легче, в три раза крепче, чем сталь и коррозиеустойчив.
Kullanılan titanyum çelikten yüzde 42 daha hafif ve üç kat daha güçlü, aşınmaya karşı yüksek dirençlidir.% يعد التيتانيوم أخف وزنًا بنسبة 42 وأقوى ثلاث مرات من الفولاذ كما أنه شديد المقاومة للتآكل.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Az óceán valóban öngyógyító és toleráns egy bizonyos pontig, de jó őreinek kell lennünk.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Das Meer ist in der Tat sehr widerstandsfähig und bis zu einem Punkt tolerant, aber wir müssen es beschützen.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.De oceaan is inderdaad veerkrachtig en tolerant tot op zekere hoogte, maar we moeten goed op haar passen.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.El océano es, de hecho, resiliente y tolerante hasta un punto, pero debemos ser buenos guardianes.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Havet kan vara riktigt tåligt till en viss punkt, men vi måste vara bra skötare.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.바다는 참으로 회복능력이 있고, 어느 정도는 관대하지만 우리는 그것을 잘 관리해야만 합니다.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.L'océan est, de fait, résilient et tolérant jusqu'à un certain point, mais nous devons être de bons gardiens.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.L'oceano resiste, ma ci tollera fino a un certo punto, ma noi dobbiamo esserne i custodi.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Morje je prav gotovo odporno in strpno, a le do določene mere, zato moramo zanj dobro skrbeti.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Ocean ma odporność i pewną tolerancję, ale musimy dobrze o niego dbać.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Oceanul este, într-adevăr, rezistent și tolerant până la un punct, dar trebuie să fim paznici buni.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Океанът е, наистина, издръжлив и търпелив до определена степен, но ние трябва да сме добри пазители.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.האוקיינוס הוא, אכן, עמיד וסובלני עד לנקודה מסוימת, אבל אנחנו חייבים להיות אפוטרופוס טובים.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.والمحيطات ، في الواقع ، مرن ومتسامح إلى حد ما ، لكن يجب ان نكون اوصياء جيدون
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.私たちはしっかりと管理せねばなりません。 私が海中写真家になったのは
Örneğin,Galveston'daki bu dirençli evHier zie je bijvoorbeeld een weerbaar huis in Galveston.
Örneğin,Galveston'daki bu dirençli evJeden z domów w Galveston przetrwał huragan Ike,
Örneğin,Galveston'daki bu dirençli ev예를 들어, 갤베스톤에는 허리케인 이케에도 살아남은
Örneğin,Galveston'daki bu dirençli evZum Beispiel in Galveston.
Örneğin,Galveston'daki bu dirençli evלדוגמה, בגלווסטון, הנה בית חסון
Örneğin,Galveston'daki bu dirençli evمثلا هذا منزل متكيف في كالفستون
Örneğin,Galveston'daki bu dirençli ev破壊されたにもかかわらず
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Africa sub-Sahariană a fost zona cea mai rezistentă la creştere din lume.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Africa subsahariana ha sido la región del mundo que más ha evadido el crecimiento.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Afrika söder om Sahara är det område i världen som växt minst.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Afrika Sub-Sahara telah menjadi bagian dari dunia yang paling sulit untuk berkembang.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Afrika syd for Sahara har været det område i verden med størst modstand overfor vækst.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Dél-Szaharai Afrika volt az a része a világnak amely legellenálóbb a növekedésnek.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.사하라 사막 이남 아프리카 지역은 세계의 지역 중에서 가장 성장이 더딘 곳이었습니다.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.l'Africa sub-sahariana, è stata finora l'area del mondo più resistente alla crescita.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.l'Afrique sub-saharienne a été la région du monde la plus résistante à la croissance.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Sub-Saharisch Afrika, is het deel van de wereld geweest met de meeste weerstand tegen groei.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Subsaharská Afrika, nicméně, patří k těm částem světa, kde k růstu nedošlo téměř vůbec.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Vùng cận Saharah đã là một nơi khó phát triển nhất thế giới.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Африка південніше Сахари завжди найгірше в світі піддавалася зростанню.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.Территории южнее Сахары были той частью мира, которая наиболее резистентна росту.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.אפריקה שמדרום לסהרה היתה האיזור החסין ביותר נגד צמיחה בעולם.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.جنوب الصحراء الكبرى في أفريقيا كانت المنطقة من العالم الأكثر مقاومة للنمو.
Sahara Çölü altı Afrika'sı dünyanın büyümeye karşı en dirençli bölgesi olageldi.世界の中で最も 成長しにくい地域でした グラフの最初の方からアフリカの
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.150 kali lebih resisten terhadap arus listrik daripada malam garam.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.설탕 점토는 소금 점토보다 150배 이상의 전류에 대한 저항을 가지고 있습니다.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.150-szer nagyobb az ellenállása, mint a sós gyurmának.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.150倍も電気を通しにくいのです だから 一緒にすると
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.Beh, è 150 volte più resistente alla corrente elettrica di quella salata.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.Bueno, tiene una resistencia 150 veces mayor que la salada.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.Dat heeft een 150 keer grotere elektrische weerstand dan dat zoutdeeg.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.É 150 vezes mais resistente à corrente eléctrica do que a salgada.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.Ei bine, are rezistență de 150 de ori mai mare la curentul electric decât aluatul sărat.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.Et bien elle est 150 fois plus résistante au courant électrique que cette pâte salée.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.Jo, den har 150 gånger högre resistens för elektrisk ström, än den salta leran har.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.Nó có điện trở gấp 150 lần so với bột nhào muối.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.Odznacza się 150 razy większym oporem elektrycznym niż ta słona.
İlgili Sayfalar