Ana içeriğe geç
Sözlük

direk ile cümle

direk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu şirketin departman direktörü.He is the department director at this company.
Herkes departman direktörüyüm diyor.Everyone claims to be a department director.
Şurada direksiyonda birisi var.That's a person down there by the wheel.
Direkt olarak böyle yazabiliriz.We could have just written it like that.
Direk yukarı çıkan bir kenarımız var. .And then we have the side on the right, the side that goes straight up and down.
Ya kanseri direkt olarak hedef alan diğer tedaviler?How about more targeted therapies for cancer?
Bilgisayardan bitleri direk olarak okuyabiliyordu.And he saw everything in terms of -- he could read the binary code straight off the machine.
Kutum, kartım, "erkek kutusu" kartım direkt olarak tehlikedeydi.Now my box, my card, my man box card, was immediately in jeopardy.
Depo alanı direk duvarın içine inşa edilmiş.)The storage is built right into the wall.)
Bu adalar direk gezegenin merkezinden pompalanırThese islands are plumbed directly into the heart of the earth
Çevresindeki yolcu ile direkt olarak etkileşecek.It will communicate directly with the passenger in its environment.
Başka bir teknik ise insanları direk sorgulama.Another technique is directly questioning people.
Sonunda en gözde öğrencim, direk gözlerimin içine baktı ve şöyle dedi, "Okuma bölümü berbattı."Finally, my favorite student, she looks me straight in the eye, and she says, "The reading sucked."
Soldaki Litik yolu, virüsler direk girer ve kontrolü ele geçirir.On the left is what we call the lytic way, where the viruses go right in and take over the cells.
Yada direk bir kağıda yazın.Or you should write it down on a piece of paper.
Hyperscore a direk olarak girebilmek için kızılötesi izleyiciyi kullanıyor.So he can use his infrared tracker to go directly into Hyperscore.
Basılı iş direkttir.Prints are direct.
Bu şekilde direkt çalışmak insanı özgürleştiriyor.It's very freeing to work so directly.
Şirketler bazı hisseleri direk piyasaya satarlar.They will sell some shares directly to the market.
Bu para da direk şirkete gider.And that money goes directly to the company.
Ben sana direkt soru sormadıkça cevap verme.Don't you answer me, unless I ask you a direct question.
Bu aslında glikolizde ve Krebs döngüsünde direkt olarak ATP üretmemiz oluyor. . .This is actually what happens when the ATP is produced directly in glycolysis in the Krebs cycle.
Burası daha direk olduğu için bunu tercih ettik.Hem - something more direct that should have less legs.
Eşi ise oldukça yapılı, hatta tıknaz diyebiliriz ve direk bize bakıyor.Where he looks so stocky and looks at us straight on
Bekleyebilir ve direk Kongreye gidebilirsiniz, ki sabırsız olmanız gerektiği halde.So you could wait and go through Congress, although you should be very impatient.
Mali İşler Direktörü (CFO) büyük olasılıkla ekonomik alıcıdır.The chief financial officer is more than likely the economic buyer.
Bilişim Direktörü (CIO) büyük ihtimalle karar alıcıdır.The ClO is more than likely the decision maker.
Ama eğer bir hırsız alarmıysa, denizanasına direk olarak saldırmasını beklemezsiniz.But if it's a burglar alarm, you wouldn't expect it to attack the jellyfish directly.
Direk reel ekonomiye kredi açıyor olurlardı.They would lend it directly to Main Street.
Onlara sanat direktörü olmak için orada çalışmaya karar verdim.I decided to be -- to work for them as an art director.
Direkt olarak bu formülü kullanabilir miyiz? Hayır!Can we use this equation directly?
Direksiyona kurulurdum ve garaj yolunda o yeni modelin tadını çıkarırdım, çok güzeldi.I'd jump behind the wheel and take the new model around the driveway, and it was a blast.
6 artı (-3) yani direkt 6-3 ve sonra eksi kere eksi, artı 9x.So 6 plus -3, or just 6-3, and then a minus times a minus plus 9x.
Ama direk bakarsanız, sadece bir sürü rakam ve bağlantısız olaylar.But if you look at it directly, it's just a lot of numbers and disconnected facts.
Direk sonuca atlıyorsun!You're jumping to conclusions!
Direk sağ beynim ile çalışıyorum.I work direct with the right brain.
Direk ya da dolaylı yollardan Avrupa'nın önemli bir bölümü onun kontrolü altındadır. .I have, I'm in either direct control or indirect control of a significant part of Europe.
Ve buradan direk o sonuca ulaşabiliriz.And you might be able to go straight from that.
Bu bankanın direktörü, hala gülümserken. gülüşmelerThis was the director of the bank when he was still smiling. (Laughter)
Bunu direkt olarak hesaplayabiliriz.Now, we could just do it kind of the brute force way.
Buradan direk talep eğrisine gittim.So their other competitors thought:
Web sayfamızdan onlara direkt olarak ulaşmayı basit bir hale getirdik.So we targeting them
Bu yaklaşım o kadar iyi işliyor ki beyne direkt olarak tamamen yapay mesajlar yazabiliyoruz.The approach works so well that we can write purely artificial messages directly to the brain.
Elinden gelenin en iyisini yapabilir,kendi düşüncelerine dayalı direk tavsiye verebilrsin.You can do your best and give direct advice based on your own opinions.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.And it wasn't about me, and it wasn't a punishment for taking the wheel and driving a few miles.
Direksiyona bu kadar yakın durmamalısın, biraz mesafe bırak.Also, you shouldn't be so close to the steering wheel, keep some distance.
Direksiyona böyle yapışırsan önünü göremezsin, biraz mesafe bırak.If you're so stuck here, you won't be able to see in front, keep a distance.
Ama direksiyonu sıkı tut demiştin.But you said to hold the steering wheel tightly.
Direk konuşmanızı değil de, önce elinizi kaldırmanızı isterim.I don't want you to just start talking, but raise your hand.
Sonunda arka kapıdan çıktığımızda, elektrik direkleri sokakta yanıyordu. MO:When we finally got out the back door, transformers were burning in the street.
Hatta direk hidrojen protonu diyelim.So you have all of these hydrogen protons.
Bu direkt olarak bizim tanımımızdan gelir.It just comes straight out of the definition.
Ayrıca perakende satışlarda, direkt müşteri hizmetlerinde.Ayrıca perakende satışlarda, direkt müşteri hizmetlerinde.
KFC ve kafe gibi yerlerde bizim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.KFC ve kafe gibi yerlerde senin benim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.
Ama direkt olarak değil.But it wasn't direct.
Daha direkt bir etkileşim kurmayı öğrenmek istiyordum.I wanted to learn about being more direct in interaction.
Direk ona soracağım ! Birader ...I'll ask him directly! brother ...
Şöyle yapardık... Aslında, size direk göstereyim.We would...Well, actually let me show you.
Şu ana kadar, makineler ile olan iletişimimiz hep kasıtlı ve direk yapılarla kısıtlandı.Up until now, our communication with machines has always been limited to conscious and direct forms.
Böcekler ve diğer türler poleni alabilir, ihtiyacı olan yere direk olarak ulaştırabilir.The insects and other species can take the pollen, transfer it directly to where it's required.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod