Ana içeriğe geç
Sözlük

dinli ile cümle

dinli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Chopin'in bir parçasını dinliyor, anlıyor ve etkileniyorlar.listening, understanding and being moved by a piece by Chopin.
Noah: Neden mi? Çünkü dersi dinlemiyorlardı oysa kızlar usluca oturup dinliyorlar.They were just not listening to the class while the girls sat there very nicely.
Komşularımız kulak kesildi, bizi dinliyor dünya...You let the world hear us. And you let the neighbors get together. Hey.
Buradaki benim sesimi dinliyor.So this guy's listening to my voice here.
Ben dinliyorum.I'm listening.
Sadece dinliyorlar ve sonra konuşmaya başlıyorlar.They simply listen and then begin to speak.
Ve sessizliğin sesini dinliyorsun.And you listen to the sounds of silence.
Kulağındaki kulaklıklardan çeşitli dilleri dinliyorAnd she's listening to various languages in the earphones that are in her ears.
Annem geldiğinde, saat 4 programını dinliyorduk.We were listening to the 4:00 show when mom came home.
" Her ikimizde dinliyoruz " oldu."We're both listening."
Burada iyimser bir şekilde beni dinliyorsunuz.You are listening to me because you are here, very optimistic.
Bugün ki ilginize minnettarım, çünkü gerçekten değer verdiğinizi göstermek için dinliyorsunuz.I appreciate your attention today, because to show that you truly care, you listen.
Ne dinliyoruz onu! Kızı alalım !Ignore him, take her!
Dinliyoruz bakalım !I'm listening.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.And inside I've just been listening to Nusrat Fateh Ali Khan because he's chaotic.
L.A. Philharmonic'in çaldığı bilgisayar oyunu müziklerini dinliyorlar.listening to the L.A. Philharmonic playing video game music.
Ben- ben sadece seni dinliyordum.I was-- I was following your lead!
Ne var ki ders dinliyorum.Seuss, I'm just here to learn like everybody else...
Afrikadan çıkıp sağa dönenler şimdi japonca çeviriyi dinliyordur.You know, the ones that turned to the right, there are some of those in the Japanese translation.
Bir adamın, nefes alıp bazı sesler çıkarmasını, sabırla dinliyor olacaksınız.Now, why would you do something like that?
Ve ben bu hikayeyi sürekli bir daha dinliyorum.And I hear that story over and over.
"Evet, efendim? "Dinliyor musun?" "Evet""Yes, sir?" "Are you listening?" "Yes I am."
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson was in fact listening to very low-frequency radio emissions caused by nature.
Aslında Galaksi'yi doğala yakın bir ses kalitesinde dinliyorlardı.They were really listening to the galaxy in high fidelity.
Ben dinliyorum ve "Oh aman Tanrım, şuna bakın!" diyorum,I'm listening. I say, "Oh my God, look at that!"
Şuan muhteşem bir icrasını dinliyorsunuz.You've just heard it beautifully played.
Bu sabah bir bilimadamını dinliyordum.I listened to this scientist this morning.
Ağzım açık dinliyordum.Well, I was just on the edge of my seat.
Bir süredir burada, TED'de, zeki ve belagatlı konuşmacıları zevkle dinliyoruz.For several days now, we have enjoyed brilliant and articulate speakers here at TED.
Kutuyu gidip dinliyorlar ama açıp bakmaya korkuyorlar. ...Some go to the box to listen but are afraid to open it [Some kid chatting]
Şüphesiz ki 3-4 yaşlarındaki ben onun yatıştırıcı ses tonunu dinliyordum.And surely, at three and four years old,
Sence dinliyor mudur?You think she's listening?
Yabancılar bana boyun eğiyor, Duyar duymaz sözümü dinliyorlar.The foreigners will submit themselves to me. As soon as they hear of me, they will obey me.
Martanın Meryem adındaki kızkardeşi, Rabbin ayakları dibine oturmuş Onun konuşmasını dinliyordu.She had a sister called Mary, who also sat at Jesus' feet, and heard his word.
Birçoğu, ‹‹Onu cin çarpmış, delidir. Niçin Onu dinliyorsunuz?›› diyordu.Many of them said, "He has a demon, and is insane! Why do you listen to him?"
Pek az öğüt dinliyorsunuz.Yet little do you care to remember.
Yoksa onlara özgü bir merdiven var da onun üzerinde mi dinliyorlar?Or do they have a ladder (climbing which) they can hear (the secrets of heaven)?
Rablerinden kendilerine gelen her yeni hatırlatmayı hep eğlenerek dinliyorlar.Never does a new reminder come to them from their Lord but they listen to it with dalliance.
Biz sizinle birlikteyiz; dinliyoruz."I am verily with you and I hear.
Bu sırada hanımı da, hizmet için ayakta durmuş, onları dinliyordu.And his wife was standing. she laughed.
Yahudilerin bir grubu var ki yalana kulak veriyor, seninle hiç karşılaşmamış bir topluluğu dinliyor.[They are] avid listeners to falsehood, listening to another people who have not come to you.
Şimdi DinliyorNow Listening
O an dinliyor olduğunuz şarkıyı arkadaş listenizle paylaşınCommentTells your buddies what you're listening to
Başka bir soket aynı portu dinliyorQNativeSocketEngineAnother socket is already listening on the same port
Sadece dinliyorlardı.They just listened.
Ben sadece kalbimin sesini dinliyorum.I just follow my heart.
Bütün öğretmenler ve öğrenciler seçimleri izliyor ve dinliyordu.All the teachers and pupils were watching and listening [to the vote].
Toplantıda Barroso, "etnik çeşitlilikte, çok kültürlü ve çok dinli bir Avrupa'yı" değerlendirdi.At the meeting, Barroso discussed "a multi-ethnic, multi-cultural and multi-religious Europe".
Arnavutluk, çok kültürlülük ve çift dinlilik geleneğiAlbania, tradition of multiculturalism and interfaith
Yakın zamanda ölen ve gömülenlerin seslerini duyuyor ve konuşmalarını dinliyor.He hears the voices of the recently deceased and buried, and he listens to their conversation.
Çocuk doktoru bir çocuğun kalp atışını dinliyorTurkish pediatrician listens to a child's heartbeat
Müzik dinliyorum.Ich höre Musik.
Tom müzik dinliyor.Tom hört Musik.
Tom radyo dinliyor.Tom hört Radio.
Thomas'ı dinliyorum.Ich höre auf Thomas.
Ufak bir kadın olup karşınızdaki mazoşistin emirlerini dinliyorsunuz."Infolgedessen beeindrucken ihn die Sühnegeschenke wenig, die ihm Agamemnon anbietet.
Saplantılı şekilde onu dinliyordum."Unerhörtes hörbar machen“.
Enigma’yı dinliyorsunuz.Landwehr: Mythos Enigma.
O müziğin dinleyicisi bulup dinliyor zaten.Musik schöpfen, Musik hören.
Herkes dikkatle dinliyordu.Tous écoutaient avec attention.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod