Ana içeriğe geç
Sözlük

dinleyici ile cümle

dinleyici kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Dinleyicilerimizin tüm dikkatini toplamayı beceremedik ne yazık ki.それは素晴らしいでした。 停止しない、してください。
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Dobbiamo convincere il nostro pubblico che quello di cui parliamo è importante.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Kita harus meyakinkan penonton kita bahwa apa yang kita ceritakan itu penting.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.우리는 청중을 몰입시켜야합니다. 우리가 무엇을 말하려는지에 대해서 말이죠.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Meg kell győznünk a közönségünket, hogy amiről beszélünk az számít.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Musíme presvedčiť poslucháčov, že na tom, o čom rozprávame, záleží.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Musíme přesvědčit posluchačstvo, že na tom, co říkáme, záleží.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Musimy przekonać naszych słuchaczy, że to, o czym mówimy, jest ważne.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Nous devons convaincre notre auditoire que ce dont nous parlons est important.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Svoje občinstvo moramo prepričati, da je to, o čemer govorimo, pomembno.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Temos de convencer a nossa audiência que o que a gente está a dizer é importante.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Tenemos que convencer al público de que lo que estamos diciendo es importante.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Trebuie să ne convingem publicul că subiectul poveștii e important.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Vi måste övertyga vår publik om att det vi talar om har betydelse.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.We moeten ons publiek overtuigen dat waar we over praten van belang is.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Wir müssen unser Publikum überzeugen, dass das, worüber wir sprechen, wichtig ist.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Πρέπει να πείσουμε το κοινό μας ότι μιλάμε για σημαντικά θέματα.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Ми повинні переконати своїх слухачів, що ми говоримо серйозні речі.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Мы должны убедить аудиторию в том, что то, о чём мы говорим, важно.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.Трябва да убедим аудиторията, че това за което говорим, има значение.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.עלינו לשכנע את הקהל שלנו שהדברים עליהם אנו מדברים חשובים.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.يجب أن نقنع الجمهور أننا نتحدث عن امور هامة.
Dinleyicilerimizi önemli konulardan bahsettiğimize ikna etmemiz gerekir.思わせる必要があるのです どれが省略すべき詳細な情報か
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.A tény, hogy a közönség közvetlenül egymáshoz tud beszélni.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.Der Fakt dass das Publikum direkt miteinander reden kann.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.El hecho de que la audiencia puede hablar directamente unos con otros.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.Este faptul ca audienta poate sa vorbeasca una cu alta.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.Fakt, že obecenstvo může nyní hovořit přímo mezi sebou.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.Het publiek kan onderling met elkaar praten.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.왜냐하면, 프로보다는 아마추어들이 훨씬 많기 때문이죠.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.Le fait que le public peut parler directement au public.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.Občinstvo lahko sedaj med seboj direktno komunicira.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.O facto de que a audiência pode falar diretamente uns com os outros.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.Questo perché ci sono molti più dilettanti che professionisti.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.Το γεγονός ότι οι ακροατές μπορούν να μιλήσουν απευθείας μεταξύ τους.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.То, что члены аудитории могут общаться напрямую друг с другом.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.Фактът, че публиката може да говори пряко помежду си.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.העובדה שהקהל יכול לדבר ישירות זה עם זה.
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.ولأن هناك كثير من عدم النضج مقابل الأحترافية
Dinleyicilerin artık doğrudan birbirleriyle konuşabilecekleri gerçeğinde.プロよりもアマチュアの数の方がずっと多く
Dinleyicilerin biraz sessiz olmaları gerekli. [güler]관객은 조용히 해야 합니다.
Dinleyicileriniz dalgınlaşır, çünkü kendi kendilerine şöyle der,Pierden su audiencia porque se dirán:
Dinleyicileriniz dalgınlaşır, çünkü kendi kendilerine şöyle der,Ваша аудитория будет потеряна, потому что они скажут себе:
Dinleyicileriniz dalgınlaşır, çünkü kendi kendilerine şöyle der,「このバカ ただ読んでるよ
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25% da audiência era branca.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25% du public était blanc.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25% hadirin berkulit putih.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.청중의 25%가 백인이었습니다.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25%의 관중이 백인이였습니다.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25% những người xem là da trắng.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25 odstotkov poslušalcev je bilo belih.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25 per cento del pubblico era bianco.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25 procent af tilskuerne var hvide.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25 procent av publiken var vita.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25 procent słuchaczy było białych.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25 procent van het publiek was blank. Dr.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25 Prozent des Publikums waren weiß.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25 % publika bolo bielych.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25% publika bylo bílé pleti.
Dinleyicilerin yüzde 25'i beyazdı.25 τοις εκατό του κοινού ήταν λευκοί.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod