Ana içeriğe geç
Sözlük

dinlen ile cümle

dinlen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Öğle vakti filler ağaçlar altında dinlenir ve ayakta kestirebilirler.La prânz, elefanții se odihnesc sub copaci și pot adormi stând în picioare.
Günün sıcaklığında grup bir arada saklanarak dinlenir.În timpul zilei, la anumite intervale, grupul se odihnește.
Mola yerinde kervan dinlenmeye çekilir.Iese pe uscat pentru a se odihni.
Bir su kanalı (diğer adı Cetvel-i Sim) piknik alanı, Kâğıthane dinlenme alanı olarak tesis edildi.Un canal de apă, o zonă de picnic, s-au stabilit ca zonă de agrement.
Bu koro da haftada iki kez, pazar ve salı akşamları dinlenebilir.Întâlnirile în lăcașuri au loc de două ori pe săptămână, în serile de marți și duminică.
Bir müddet dinlenmeye bırakılır.Se decide o pauză temporară.
Plağın geri kalanı 16⅔ devir/dak hızında dinlenebilen ses kayıtlarıdır.Restul înregistrării este audio, destinat pentru a fi redat la 16⅔ rotații pe minut.
Ayrıca internetten de dinlenebeilmektedir.Discursul de ură pe Internet este, de asemenea, o problemă.
Ancak dinlenme tesisi yeterli değildir.Odihna la pat nu este de ajutor.
Yatak, üzerinde uyumak ya da dinlenmek için kullanılan mobilya.Dormitorul este o cameră sau un loc folosit în principal pentru somn sau odihnă.
Dinlenmek şarttır.Chiar am avut nevoie de pauză.
Lobi dinlence yeri.Este un popular loc de odihnă al localității.
İkisi de öyle bitkindiler ki, bir ay boyunca dinlendiler.Cei doi sunt împreună timp de aprox. un an, după care se despart.
Gerçi, evlerinde sürekli çeşitli müzikler dinlenirdi.Acasă la familia lui erau organizate regulat seri muzicale.
Bunun yerine 3 gün kadar olduğu yerde kalıp birliklerini toplayıp dinlendirmeyi seçerler.Echipele aleg singure daca se odihnesc si cat.
Dinlendirici, öyle değil mi?E odihnitor, nu-i aşa?
Yorgunum. Dışarı çıkmadan biraz dinlenmem lazım.Sunt obosit. Trebuie să mă odihnesc puțin înainte de a ieși afară.
Dinlenmeye ihtiyacımız var.Avem nevoie de odihnă.
Ayın 28. günü bir dinlenme günü olurdu.A hónap 28. napja pihenőnap volt.
Anne Canavar şimdilik dinleniyor olabilir ama Lady Gaga'nın canlı müzikal muhteşemliği hala parlıyor," yazdı.Az Anyaszörny mostanra talán nyugdíjba vonult, de Lady Gaga puszta zenei zsenialitása továbbra is tündököl”.
3 Eylül gecesi tüm filo Læsø adası açığında demir attı ve mürettebata dinlenme izni verildi.Szeptember 3-án az egész flotta Læsø szigeténél vetett horgonyt és a hajók legénysége kipihenhette magát.
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.Az illetőnél lehet ugató köhögés és rekedtség, de nyugalmi állapotban nincs stridor (sipoló légzés).
Biraz dinlendikten sonra tekrar savaşa başladılar.Miután pihentek egyet, ismét harcba keverednek.
Geleneksel olarak Middle Sunday (Ortadaki Pazar günü) karşılaşma yapılmaz ve dinlenmeye ayrılır.Hagyományosan nincs meccs a két hét közötti vasárnapon („Middle Sunday”).
Ekibin sözü dinlenen, sevecen, akıl “Dayı”sıydı.A visszahúzódó, csendes Ami a csapat „agya”.
Buğday şarapları genellikle bir süre meşe fıçılarda dinlendirildikten sonra şişelenir.A bort általában több hónapos héjon tartás után fejtik le belőle.
Bu yüzden bir süre dinlendirilmelidir.Ezután lepihen egy kis időre.
Ekip başarılı bir görevin ardından sabahı dinlenerek geçirdiler.A legénység kora délután pihenni tért.
Tespit edilen bölge yukarıda tutularak dinlenmeye alınır.Az általuk felvert por leülepedésig célszerű leállni.
Şişlendikten sonra 1 saat kadar şişte dinlendirilir.Egy óra pihenés után indulnak tovább.
Dinlenmek şarttır.Ott fogok pihenni.
Düz bir zemine oturmak dinlenme konforu açısından yetersizdir.Távol eső fekvése miatt kiválóan alkalmas a nyugodt pihenésre.
Bir müddet dinlenmeye bırakılır.Pihenésre kikapcsolódásra alkalmas.
Dokuzuncu gece dinlenmek için durakladılar.Este kilenckor utasították a foglyokat a lefekvésre.
Hauriou'ya göre güç devletin kendi egemenliğinde dinlenir.A feröeri autonómiatörvény szerint Feröer önálló nemzeti közösség a királyságon belül.
Ancak dinlenme tesisi yeterli değildir.Nem hiszem, hogy a hosszabb pihenő segíthetne.
Turnede değilken evde dinlenmeyi sever.A szabadban szeret tartózkodni, lakásban nem érzi jól magát.
YouTube üzerinde şarkı, birkaç saat içinde iki milyon dinlenme yakaladı.A második kislemez, a Love Song videóját két nap alatt kétmillióan látták a YouTube-on.
Mahallelinin dinlenme ve karar alma yeri Erdal Bakkal'dır.A park gondozásáért és fenntartásáért még ma is a tanács felel.
Gündüz ormanda dinlenir.Nappal mozog az erdő talaján.
Günümüzde yazlık balık kampı ve dinlenme alanı olarak kullanılmaktadır.Napjainkban a területet az enyészeté, szabadidős tevékenységre használják.
Gündüzleri dinlenir, çoğunlukla gece avlanırlar.Többnyire nappal vadászik, ritkábban éjszaka is.
Eğrek: Dinlenme yeri.Helye: Pihenésre szánt helyeken.
Sessiz sakin dinlenmeye uygundur.A táj különösem alkalmas a csendes pihenésre és kikapcsolódásra.
Hajdunanas içinde Rétalja dinlenme yeriA Rétaljai pihenőhely Hajdúnánáson
Bu ve benzeri tabelalar dinlenme yerlerini gösterirIlyen és ehhez hasonló táblák jelzik a pihenőhelyeket
İkisi de öyle bitkindiler ki, bir ay boyunca dinlendiler.Molempia osapuolia kuulusteltiin, minkä jälkeen seurasi lähes kuukauden mittainen tauko.
Ordu ilk olarak Sivas'ta dinlendi.Hänen joukkonsa jäivät aluksi vielä Sisiliaan.
Ne zaman dinleneceksin?Milloin aika virtaa pois?
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.Olimme vain väsyneitä ja todellakin loman tarpeessa.
Ayrıca istasyon danışmanı'nın ofisi ve otobüs şoförleri için dinlenme odaları da bulunmaktadır.Rakennuksessa oli myös taukotila linja-autonkuljettajille sekä henkilökunnan asuntoja.
İnternet üzerinden dinlenebilmektedir.Kaikki irti internetistä.
Kanaldan ve internet üzerinden dinlenebilmektedir.Kanavaa voi kunnella myös internetin kautta.
Sebt, haftalık bir dinlenme günü ya da ibadet zamanıdır.Pyhäpäivä on sunnuntai tai kirkollinen juhlapäivä.
Lobi dinlence yeri.Kylpylähotelli Rauhalahti Leväsen kaupunginosassa.
Buğulu, hoş ve dinlendirici bir jazz sesine sahiptir.Luvassa kaunista säätä ja iloista jazzmieltä!
Öğle vakti filler ağaçlar altında dinlenir ve ayakta kestirebilirler.Keskipäivällä ne hakeutuvat puiden ja pensaiden suojaan lepäämään.
Abraham dinlenmek ister ancak Glenn yola devam etmek istemektedir.Yrittää vähän kapinoida, jos vain Glenda antaa luvan.
Postabdomen, dinlenme sırasında yana doğru kıvrık durur.Juomisen jälkeen hän lepää palmupuun alla.
İyileşmesi için altı ay kadar dinlenmek zorunda kaldı.Hän joutui olemaan hoidossa puoli vuotta, jonka jälkeen hän parantui.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
dinlen ile cümle - Sayfa 23 - dinlen kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App