Günümüzde hala dinlenmektedir.ولا زال يعاد طبعه لحد اليوم.
Radyo Özgür internet üzerinden dinlenebilmektedir.عادت إذاعة صوت السلام كإذاعة عبر الإنترنت فقط عبر الموقع الإلكتروني تحريرها.
Bu yüzden bir süre dinlendirilmelidir.و أخذت استراحة من العمل لفترة من الوقت.
"Yüzde Yüz Severim" şarkısı o senenin en çok dinlenen şarkısı olmuştur.اختيرت أغنية "الصَّمت الذي يبقى" كأفضل أغنية في ذلك العام.
Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu.ومعظم أوقاته شغلها بالكتب قراءة ونسخا.
Ancak dinlenme tesisi yeterli değildir.ليس لمعامل الانكسار وحدة تميزه.
Bir "buz patenci", ekvator üzerinde yörüngede ve dönerek yıldızlara göre dinlenme, kollarını uzatır.إن "متزلجا جليديا" ، في مدار فوق خط الاستواء و تدويريا في راحة بالنسبة للنجوم ، يمد ذراعيه.
Aynı zamanda uydu üzerinden dinlenebilmektedir.كما أنها تطويهما أيضًا أثناء فترة الراحة.
Görev grubu nehri geçtikten sonraki bir günü dinlenmek ve zaman geçirmek için kullandı.في اليوم التالي كانوا يستعدون لرحلة العودة إلى أسفل النهر.
Dinlenmiş pilav bunun üzerine dökülür ve yerleştirilir.يتم سلق الأرز ثم تبخيره.
Sebt, haftalık bir dinlenme günü ya da ibadet zamanıdır.وآخر يوم في الأسبوع يكون يوم الأحد ويدعى يوم العفو أو المغفرة.
Hamak; uyumak ve dinlenmek için kullanılan, ağ ya da kumaştan yapılan bir çeşit yataktır.السرير (الجمع: أَسِرَّة وسُرُر) هو قطعة من قطع الأثاث تستخدم للنوم أو للراحة.
Aynı yılın sonunda ABBA, müzikal çalışmalarını bir süreliğine askıya alma kararı aldı ve dinlenmeye çekildi.في نهاية عام 1982، قررت الفرقة أن تتوقف لفترة من الراحة.
Sonrasında 1 dakika boyunca dinlenmek zorundadır.وخلا الكرسي بعده لمدة شهراً واحداً.
Bu kayıtlar onun dinlenebilen son performansıdır.أصبحت الكنيسة مكانه الأخير للاستراحة.
Audioslave, mutlaka dinlenmesi gereken bir albüm.هذه بذرة مقالة عن ألبوم بحاجة للتوسيع.
Pek çokları için bu dinlenme ve Diriliş Günü’nün anısına toplu ibadet günüdür.Muitos versículos do Alcorão contêm o motivo da eminência do Dia da Ressurreição.
Anne Canavar şimdilik dinleniyor olabilir ama Lady Gaga'nın canlı müzikal muhteşemliği hala parlıyor," yazdı.A Mother Monster pode estar aposentada por enquanto, mas o brilho musical de Lady Gaga ainda continua".
Orman birçokları tarafından Tokyo'nun merkezinde rekreasyon ve dinlenme alanı olarak görülür.A floresta é vista por muitos como uma área de recreação e relaxamento no centro de Tóquio.
Hüsrev, Herakleios'u Albanya'da rahatça dinlenmesinden memnun değildi.Cosroes não estava contente em deixá-lo descansar tranquilamente na Albânia.
Abraham dinlenmek ister ancak Glenn yola devam etmek istemektedir.Abraham quer descansar, mas Glenn quer continuar caminhando para Terminus.
Rick onlara katılmak ister ama Michonne, Rick'in dinlenmeye ihtiyacı olduğunu söyler.Rick oferece seus serviços, mas Michonne diz que ele precisa descansar.
Günün sıcaklığında grup bir arada saklanarak dinlenir.O grupo muitas vezes abriga-se e descansa junto, durante o calor do dia.
1822’de sinirsel rahatsızlıklar geçirmiş ve bu raharsızlıklar sonucu dinlenmek için yolculuğa çıkmıştır.Em 1822, uma séria doença nervosa o atacou e ele foi obrigado a fazer uma viagem para poder descansar.
Gündüz ormanda dinlenir.Durante o dia repousa no solo.
Dinlendirme işlemi öğütme işlemlerinden önce veya sonra yapılmaktadır.Ele recita o Alcorão antes e depois de suas partidas.
"No One", 3.08 milyar dinleyici ile 2008'de ABD radyolarının en çok dinlenen şarkısı oldu."No One" foi também a música mais ouvida nas rádios em 2008 nos EUA, com 3.080 milhões de ouvintes.
Perşembe, tam bir dinlenme ve tatil yeridir.Na sexta é o dia de descanso e eu descanso do meu jeito.
Rahatlatıcı ve dinlendirici özelliğiyle tanınan bir müziktir.Era uma música suave, agradável e relaxante.
More Life yayımlandığı gün Spotify ve Apple Müzik üzerinde dinlenme rekorları kırdı.Mundialmente, no dia do lançamento, More ife quebrou recordes de streaming no Spotify e na Apple Music.
Ne zaman dinleneceksin?Quando despertarão para isso?
Şişlendikten sonra 1 saat kadar şişte dinlendirilir.Depois, repousa durante uma hora para absorver o tempero.
Akhilleus ise o sırada barakasında dinlenmektedir ve olup bitenlerden haberi yoktur.Hegel distingue entre a quantidade pura indeterminada, e a quantidade determinada (o QUANTUM).
Dinlenmek ve doğayla iç içe yaşamak isteyenler için iyi bir fırsattır.É ideal para quem quer descansar e renovar as energias.
1 saat dinlendirilir.Deixe repousar por uma hora.
Nineler, dedeler anlatırlarken dinlenenler.Mão Morta, Narradores da Decadência.
Vali'nin haftasonları dinlenmesi için bir yapı da yapay gölün yakınına inşa edildi.Uma casa de fim de semana para o prefeito também foi construída perto do lago.
Gece tanıdıkların evleri gizlice dinlenir.Varrer a casa à noite expulsa a tranquilidade.
Ardından Apple Music ve TIDAL'da dinlenilmeye sunuldu.Posteriormente, foi disponibilizada em formato digital na iTunes Store e em streaming na Apple Music e Tidal.
Radyo Özgür internet üzerinden dinlenebilmektedir.A rádio tem estação online que pode ser ouvida pela internet.
Festivalde sanatçılar dinlenir, eğlenceler yapılır, halk oyunları oynanır ve tanışmalar sağlanır.No Dia Nacional das Crianças, elas cantam, organizam jogos e recebem presentes.
Dinlenmek şarttır.Descanso é recomendado.
Aksi takdirde dinlenemez.Ela não descansa.
Özellikle Mamaia kuzeyde sahil dinlenme yeridir.É usual o nudismo, na zona norte da praia.
Bunlardan "No One", 2007'de ABD'nin en çok dinlenen şarkısı oldu.Esse foi um dos, senão "O" primeiro longa produzido nos Estados Unidos.
"Lush Life" Spotify üzerinde 500 milyon çevrim içi dinlenmeye ulaştı.O single também já recebeu mais de 50 milhões de streams na plataforma Spotify.
Dinlenmek en iyisidir.O melhor é descansar.
O zaman, dinlenenlerin %57,9'u Lula'nın hapis cezasını lehinde, %33,10'u ise aleyhinde olduğunu söyledi.Outros 17,2% deixaram de responder a essa pergunta.
Döneminde Kureyş kabilesinde içine düştüğü maddi bunalımlara rağmen hep sözü dinlenenlerden olmuştur.Door te wijzen op de beloning in het hiernamaals zouden onderdrukten zich schikken in hun lot.
Öz olarak taşların dizilişine bakıldığı zaman doğadan dinlendirici bir şekil ortaya çıktığı görülmektedir.Maar doordat de waarnemer meedraait lijkt voor hem dat het slingervlak met de klok mee gaat (rechtsom).
Dinlendirme işlemi öğütme işlemlerinden önce veya sonra yapılmaktadır.Eerder geopenbaarde ayat worden door latere openbaringen opgeheven of vervangen.
1906’da Zakopane’ye yerleşti, Tatra dağlarında bir dinlenme yerinde huzurlu anlar geçirdi.In 1906 vestigde hij zich in Zakopane, een vakantiedorp in het Tatragebergte.
Gece olduğunda dinlenecek bir yer bulurlar.Waar kan ik je 's nachts voor wakker maken?
Peynirler, 2-3 ay dinlenmeye bırakılır.De kaas rijpt 2-3 maanden.
Bu mahkemeden önceki duruşmalarda dinlenen yirmi altı kişi bu mahkemede suçlu kabul edilmiştir.Alle zesentwintig gedaagden voor deze rechtbank werden veroordeeld.
Kendisinin en iyi trompet kayıtları Hot Five ve Hot Seven kayıtlarında dinlenebilir.Het summum van zijn trompetwerk uit zijn vroege jaren is te horen op zijn Hot Five en Hot Seven platen.
Abraham dinlenmek ister ancak Glenn yola devam etmek istemektedir.Arnie wil verder reizen, maar de familie Dalstra wil dat hij blijft.
İki taraf da dinlenip toparlanmayı dört gözle bekliyordu.Beide zijden hadden rust nodig.
Kanaldan ve internet üzerinden dinlenebilmektedir.Het kanaal zond uit via het internet.
Çalışmalarını da bazen küvette dinlenirken yapıyordu.Hij schijnt zelfs regelmatig een bad te houden.