Woody'nin ailesi dinlenirken, Ross ziyarete gelir.El resto de la familia de Woody, incluyendo Ross, van a visitarlo.
Menajer, güçsüz düşen Donghae’ye dinlenmesi için programının iptal edildiğini söyler.El mánager le dice al debilitado Donghae que su agenda han sido cancelada a fin de que descanse.
10 dk dinlendirilir.DNP - Descanso dos veces.
Yom Kipur'un bir dinlenme günü olmasını kanunlaştırmıştır.Yom Kipur Yom Kipur es un día de arrepentimiento.
Eğrek: Dinlenme yeri.Cubichnia: Pistas de reposo.
Daha sonra kendisinin dilinden rahatsızlıkları dinlenir.Para poco más tarde redimirse cortándose a sí mismo la lengua.
Bu gölde zaman zaman göç eden ördeklerin dinlendikleri izlenmektedir.Mi mascota especial que descansa bajo el mar estará preparada pronto.
Radyo Özgür internet üzerinden dinlenebilmektedir.Esta tecnología permite el acceso satelital libre a Internet.
Bu yüzden bir süre dinlendirilmelidir.Después de esto decidió descansar por un tiempo.
Haftanın altı günü çalışılır ve yedinci günü (Şabat günü) dinlenmeye ayrılır.El séptimo día todos están agotados y un descanso se anuncia.
1 saat dinlendirilir.Fase de reposo.
Tabiat parkında, günü birlik dinlence ihtiyaçlarını karşılayacak piknik üniteleri mevcuttur.Por la mañana, las calles de La Haya se preparan para recibir el desfile real.
Benetice'de bir de dinlenme tesisi bulunur.Hay un campo en la recreación en Benetice.
Bu köylüyü de içselliğinden kurtatıp bir gün olsun dinlenme fırsatı verir.Este es un lugar para descansar y pasar un día inolvidable.
Anne, dinlenirken yavrusunu bir saat kadar temizler.El premio era que una doncella limpiaría su casa por un día mientras ella se relajaba.
Günün sıcaklığında grup bir arada saklanarak dinlenir.A menudo el grupo se refugia y descansan juntos durante las horas del día de más calor.
Her çalışanın ortak eğlence ve dinlenme merkezlerine giriş hakkı vardır.Las compañías tienen derecho a participar en todas las actividades y encuentros.
Çamkoru Tabiat parkı ziyaretçilerin eğlenme ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılar.Esta parte del jardín botánico invita a todos los visitantes a la tranquilidad y relajación.
Dinlenmek şarttır.Descansa ahora.
Burada kısa süre dinlenelim. Bacaklarım yorgun ve ben daha fazla yürüyemiyorum.Riposiamoci qui per un po'. Le mie gambe sono stanche e non posso proseguire oltre.
Uzun bir günden sonra Tom kanepede dinlenmeyi sever.Dopo una lunga giornata Tom ama riposarsi sul divano.
Tom biraz dinlenmeli.Tom dovrebbe riposare un po'.
Tom'un biraz dinlenmesi gerekiyor.Tom ha bisogno di riposarsi un po'.
Tom'un biraz dinlenmeye ihtiyacı var.Tom ha bisogno di riposarsi un po'.
Sanırım şimdi dinlenebiliriz.Credo che adesso possiamo riposarci.
Tom üst katta dinleniyor.Tom si sta riposando al piano di sopra.
Dinlenmem gerekiyor.Ho bisogno di riposare.
Tom biraz dinlenmeye başlıyor.Tom sta iniziando a rilassarsi un po'.
Dinlenmenin onun üzerinde harika bir etkisi vardı.Il riposo ebbe su di lui un effetto meraviglioso.
Tom ve Meryem yüzen evde bir hafta geçirip dinlendiler.Tom e Mary si sono rilassati trascorrendo una settimana in una casa galleggiante.
Bir dakika dinlenmeliyiz.Dovremmo riposarci un attimo.
Yaptığı işten o gün dinlendi.Si decise in quel giorno di eseguire i restauri.
İlk ayda 1000’den fazla ziyaret aldılar, 20,000’nin üzerinde Myspace player’den dinlendiler.Nel primo mese la band ha ricevuto oltre 1000 visite e oltre 20,000 ascolti nel Myspace player.
İleri vakalarda dinlenme sırasında da gözlenebilir ve sürekli gözlenebilir.Negli stadi avanzati si verifica anche durante il riposo e può essere presente costantemente.
Böylece playofflara iyileşmiş ve dinlenmiş olarak girdi.Come ha fatto allora Joker a guarire?
Perşembe, tam bir dinlenme ve tatil yeridir.Il lunedì è una giornata di riposo e di preparativi.
Günün sıcaklığında grup bir arada saklanarak dinlenir.Il gruppo spesso si ripara e riposa insieme durante la calura del giorno.
Samara'da nehir yerel vatandaşlar ve turistler için favori dinlenme yerlerinden biridir.Il fiume Samara, infatti, è una delle mete preferite sia dagli abitanti della città che dai turisti.
Dinlenmek şarttır.Cervi a riposo.
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.In realtà era stanco e voleva solo riposarsi un po'.
Dinlendirme süresi diğer bira türlerine göre oldukça uzundur.Il trago è relativamente più largo rispetto alle altre specie simili.
Sessiz ve dinlenilecek bir yayladır.Un quartiere soleggiato e tranquillo.
Ne zaman dinleneceksin?Quando l'apprenderebbero?
Göl etrafında birçok kamu kurum ve kuruluşuna ait eğitim ve dinlenme tesisleri mevcuttur.Sono tuttora presenti ed operanti alcune botteghe dedite alla lavorazione del legno.
"Yılın en çok dinlenen albümleri".Il miglior disco dell'anno, di gran lunga".
Dokuzuncu gece dinlenmek için durakladılar.Alle 21.30 andò nella stanza per riposare.
Dinlenmek için herhangi bir tesis yoktur.Non ho un momento di riposo.
(Oynadığı karakter Bonnie Bennett ile ortak noktaları sorulduğunda) "Hiçbir zaman dinlenmedim.La celebre frase della signora Boynton ("Non dimentico mai nulla.
Yavru eğer dinlenmek istiyorsa annesinin ön bacaklarına dayanır.Il Bambino, mentre tiene un giglio nella mano, appoggia la fronte sulla guancia di sua madre.
"Lush Life" Spotify üzerinde 500 milyon çevrim içi dinlenmeye ulaştı.I 4 brani hanno superato i 500mila streaming su Spotify.
Hamak; uyumak ve dinlenmek için kullanılan, ağ ya da kumaştan yapılan bir çeşit yataktır.L'amaca (IPA: ) è una forma primordiale di giaciglio utilizzata per dormire e riposarsi.
Günümüzde hala dinlenmektedir.Al giorno d'oggi è disabitato.
Ekibin sözü dinlenen, sevecen, akıl “Dayı”sıydı.Il serio, tranquillo e "oscuro" della squadra.
Abraham dinlenmek ister ancak Glenn yola devam etmek istemektedir.Quando Glenn si risveglia, costringe Abraham a fermarsi.
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.La caratteristica tosse abbaiante e la raucedine possono essere presenti, ma non c'è stridore a riposo.
Jhanalar aynı zamanda Arahantların dinlenmek amacıyla geçtikleri durumlardır.Nelle stesse ore i congiurati sono pronti a passare all'azione.
Albümündeki tüm şarkılar hit oldu, şarkıların hepsi üst kalitede idi, dinlendikçe daha da çok seviliyordu.Molte delle sue canzoni furono molto cantante dal pubblico come Plus on est de fous, plus on rit.
Gerektiğinde 4-6 hafta dinlendikten sonra tedaviye devam edilebilir.La lesione può persistere per 3-6 settimane se non viene trattata.
Kışı dinlenme odalarında geçirirler.Cosa succede nel corso delle vacanze invernali?
Yaşlı bir adam ağacın altında dinleniyordu.Старик отдыхал под деревом.