Dinlemeyi sesten anlam çıkarma olarak tanımlayalım.Ας προσδιορίσουμε την ακρόαση ως τη δημιουργία νοήματος από τον ήχο.
Dinlemeyi sesten anlam çıkarma olarak tanımlayalım.Визначимо слухання як перетворення звуку в сенс.
Dinlemeyi sesten anlam çıkarma olarak tanımlayalım.Давайте определим слушание как преобразование звуков в смысл.
Dinlemeyi sesten anlam çıkarma olarak tanımlayalım.Нека да дефинираме слушането като извличане на смисъл от звука.
Dinlemeyi sesten anlam çıkarma olarak tanımlayalım.בואו נגדיר הקשבה כהפקת משמעות מצליל.
Dinlemeyi sesten anlam çıkarma olarak tanımlayalım.دعونا نعرف "السمع" وكأنه " إعطاء معنى للصوت "
Dinlemeyi sesten anlam çıkarma olarak tanımlayalım.これを"聴く"の定義としておきます これは心理的な
Eğer sizden bir şey isterse, bu isteği dinlemeyin.Ha szívességet kért magától, akkor utasítsa vissza.
Eğer sizden bir şey isterse, bu isteği dinlemeyin.Και αν βρίσκεται εδώ για να χάρη, να την απορρίψεις αμέσως.
Eğer sizden bir şey isterse, bu isteği dinlemeyin.واذا كانت هنا من اجل معروف فارفضه في الحال
Elbette 4 numaralı kural beni kendime getiriyor: muhalifleri dinlemeyinCe qui m'amène à la règle numéro 4 qui est : N'écouter pas les défaitistes
Her sabah kalkıp hayatını yaşanabilir kılmak için çok fazla çalışan birinin hikayesini dinlemeyi hayal edin.매일 아침 일어나 더 나은 인생을 만들기 위해 정말 정말 열심히 일하는 사람으로부터 당신이 예상하지 못한 이야기를 듣는다고 상상해보세요.
Her sabah kalkıp hayatını yaşanabilir kılmak için çok fazla çalışan birinin hikayesini dinlemeyi hayal edin.דמיינו שאתם שומעים סיפור מפתיע על אדם שקם כל בוקר ועובד קשה מאוד כדי לשפר את חייו.
Her sabah kalkıp hayatını yaşanabilir kılmak için çok fazla çalışan birinin hikayesini dinlemeyi hayal edin.تصور انه يمكنك الاستماع لقصة لا تتوقعها عن شخص يستيقظ كل يوم ويعمل بكل كد وتعب .. لكي يحسن من وضعه المعيشي
Her sabah kalkıp hayatını yaşanabilir kılmak için çok fazla çalışan birinin hikayesini dinlemeyi hayal edin.より良い生活のために懸命に働く人たちは 予想もつかない話をしてくれます お互いの思い込みを砕くストーリーです
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.A ačkoli byl Syn Boží, z toho však, což strpěl, naučil se poslušenství.
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.a appris, bien qu`il fût Fils, l`obéissance par les choses qu`il a souffertes,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.A choć był Synem Bożym, wszakże z tego, co cierpiał, nauczył się posłuszeństwa.
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.ainda que era Filho, aprendeu a obediência por meio daquilo que sofreu;
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.Ámbár Fiú, megtanulta azokból, a miket szenvedett, az engedelmességet;
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.Aunque era Hijo, aprendió la obediencia por lo que padeció
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.Dầu Ngài là Con, cũng đã học tập vâng lời bởi những sự khốn khổ mình đã chịu,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.Dầu_Ngài là Con , cũng đã học_tập vâng lời bởi những sự khốn_khổ mình đã chịu ,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.in se je, dasi Sin, učil po trpljenju pokorščine.
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.Ja niin hän, vaikka oli Poika, oppi siitä, mitä hän kärsi, kuuliaisuuden,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.그가 아들이시라도 받으신 고난으로 순종함을 배워서
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.măcar că era Fiu, a învăţat să asculte prin lucrurile pe cari le -a suferit.
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.og således, endskønt han var Søn, lærte Lydighed af det, han led,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.og således lærte han, skjønt han var Sønn, lydighet av det han led,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.on, hoci bol Syn, naučil sa poslušnosti z toho, čo trpel,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.pur essendo Figlio, imparò tuttavia l'obbedienza dalle cose che pat
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.Så lärde han, fastän han var »Son», lydnad genom sitt lidande;
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.Und wiewohl er Gottes Sohn war, hat er doch an dem, was er litt Gehorsam gelernt.
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.Yesus adalah Anak Allah, tetapi meskipun begitu, Ia belajar menjadi taat melalui penderitaan-Nya
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.καιτοι ων Υιος, εμαθε την υπακοην αφ' οσων επαθε,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.И това ще строим, ако Бог позволи.
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.хотя Он и Сын, однако страданиями навык послушанию,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.Хоч і Син Він був, тільки ж навчивсь послуху через те, що терпів,
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.ואף כי היה הבן למד מענותו לשמוע׃
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.مع كونه ابنا تعلّم الطاعة مما تألم به
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.他 雖 然 為 兒 子 、 還 是 因 所 受 的 苦 難 學 了 順 從
Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.他 雖然為兒子 、 還是 因所 受 的 苦難學 了 順從
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Chúng thích nghe những giai điệu hòa hợp chứ không thích nghe giai điệu không hòa hợp.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Gli piace ascoltare le melodie armoniche piuttosto che quelle disarmoniche.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Ils aiment écouter des mélodies harmonieuses au lieu de mélodies dissonantes.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.그들은 조화가 되지않은 음률대신에 조화가 되는 음률들을 듣는것을 좋아합니다
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Le place să asculte melodii armonice şi nu disonante.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Les gusta escuchar melodías consonantes en vez de las disonantes.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Mereka suka mendengarkan melodi consonant (musik yang stabil) bukan melodi dissonant.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Sie hören lieber konsonante als dissonante Melodien.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Wolą harmonijne melodie od tych pełnych dysonansów.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Ze vinden het leuker om naar harmonieuze dan naar dissonante melodieën te luisteren.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.В мелодии им больше нравится гармония, а не какофония.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Їм подобається слухати милозвучні мелодії, а не какофонічні.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.Обичат да слушат благозвучни мелодии вместо неблагозвучни.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.הם אוהבים להקשיב למנגינות הרמוניות ולא למנגינות צורמניות.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.هم يحبون الاستماع إلى الألحان المتناغمة بدلاً من الألحان النشاز.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.協和的なメロディーに耳を傾けます 子供は生まれつき
Onları dinlemeyin. Sağ kalmak için Babil Kralına kulluk edin. Bu kent neden viraneye çevrilsin?Ðừng nghe chúng nó. Hãy phục sự vua Ba-by-lôn, thì được sống. Sao để thành nầy biến nên hoang vu?
Onları dinlemeyin. Sağ kalmak için Babil Kralına kulluk edin. Bu kent neden viraneye çevrilsin?Ðừng nghe chúng_nó . Hãy phục sự vua Ba-by-lôn , thì được sống . Sao để thành nầy biến nên hoang_vu ?