Ana içeriğe geç
Sözlük

dinlemeyi ile cümle

dinlemeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve yürüyüşü seviyor.Hän harrastaa lukemista, musiikkia ja vaeltamista.
Joyce kızının yalvarışlarını dinlemeyi reddeder.Juliet kieltäytyy tarjouksesta vitsaillen ex-miehestään.
Müzik dinlemeyi severim, özellikle caz.Pidän musiikin kuuntelusta ja erityisesti jazzista.
Müzik dinlemeyi severim, özellikle de caz.Pidän musiikin kuuntelusta ja erityisesti jazzista.
Fakat bu Haçlılar onun öğütlerini dinlemeyip kendi bildiklerini yapmaya koyuldular.つんぼう(つんぼ) - 耳の聞こえない者は落語を聴きに来ない。
Fakat bu Haçlılar onun öğütlerini dinlemeyip kendi bildiklerini yapmaya koyuldular.然此諸人豈盡奊詬無節,忍負陛下哉,亦有所懲而不敢耳。
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi severdi.他喜欢登山、飞行、航海、骑自行车和音乐。
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve yürüyüşü seviyor.興趣是听音乐、散步。
Fakat bu Haçlılar onun öğütlerini dinlemeyip kendi bildiklerini yapmaya koyuldular.관군은 이시애에게 대궐에 나아가 자수(自首)할 것을 권하였으나 듣지 않았다.
Gizlice dinlemeyi sevmiyor.하지만 본인이 귀엽다는 소리를 듣는 건 싫어한다.
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve yürüyüşü seviyor.היא אהבה לקרוא, בעיקר על בגדים ונסיעות.
Masal dinlemeyi sever.Rad se igra in posluša pravljice.
Ama süvari birlik komutanı General Johannes emir dinlemeyip Arminium'da kaldı.Siiski keeldus ratsaväe komandör Johannes allumast ülemjuhataja käsule ja jäi Ariminumi.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Aber ich wollte ihn nicht hören. Und er segnete euch und ich errettete euch aus seinen Händen.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Ale nechcel som počuť Baláma, lež naopak: musel vám znova a znova žehnať, a tak som vás vytrhol z jeho ruky.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Ale nechtěl jsem slyšeti Baláma, pročež stále dobrořečil vám, a tak vysvobodil jsem vás z ruky jeho.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.A nisem hotel poslušati Balaama, zato vas je tembolj blagoslovil, in otel sem vas iz njegove roke.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Dar n'am vrut să ascult pe Balaam: el v'a binecuvîntat, şi v'am izbăvit din mîna lui Balac.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.De nem akarám meghallgatni Bálámot, ezért áldva áldott vala titeket, és megszabadítálak titeket az õ kezébõl.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.I nie chciałem słuchać Balaama; przetoż błogosławiąc błogosławił wam, a tak wybawiłem was z rąk jego.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.내가 발람을 듣기를 원치 아니한 고로 그가 오히려 너희에게 축복하였고 나는 너희를 그 손에서 건져 내었으며
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.ma io non volli ascoltare Balaam; egli dovette benedirvi e vi liberai dalle mani di Balak
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Mais je ne voulus point écouter Balaam; il vous bénit, et je vous délivrai de la main de Balak.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Men jag ville icke höra på Bileam, utan han måste välsigna eder, och jag räddade eder ur hans hand.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.men jeg vilde ikke bønhøre Bileam, og han måtte velsigne eder; således friede jeg eder af hans Hånd.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Men jeg vilde ikke høre på Bileam, og han måtte velsigne eder, og jeg frelste eder av hans hånd.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.pero yo no quise escuchar a Balaam. Antes bien, él os bendijo repetidamente, y yo os libré de su mano
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.porém eu não quis ouvir a Balaão; pelo que ele vos abençoou; e eu vos livrei da sua mao.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.αλλ' εγω δεν ηθελησα να ακουσω τον Βαλααμ μαλιστα δε και σας ευλογησε, και σας ηλευθερωσα εκ των χειρων αυτου.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Но Аз не склоних да послушам Валаама, и той даже ви благослови; и Аз ви избавих от ръката му.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.но Я не хотел послушать Валаама, – и он благословил вас, и Я избавил вас из рук его.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.ולא אביתי לשמע לבלעם ויברך ברוך אתכם ואצל אתכם מידו׃
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.ولم اشأ ان اسمع لبلعام فبارككم بركة وانقذتكم من يده.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.我 不 肯 聽 巴 蘭 的 話 、 所 以 他 倒 為 你 們 連 連 祝 福 。 這 樣 、 我 便 救 你 們 脫 離 巴 勒 的 手
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.我 不 肯 聽 巴蘭的話 、 所以 他 倒為 你 們連連 祝福 。 這樣 、 我 便 救 你們脫離 巴勒的手
Ama onlara dikkatini vermiyor. O, okumayı ve genelde klasik müzik dinlemeyi seviyor.Aber,er beachtet sie nicht.Er mag es gerne zu lesen und hört Klassische Musik.
Ama onlara dikkatini vermiyor. O, okumayı ve genelde klasik müzik dinlemeyi seviyor.Nhưng anh ấy không để ý đến các cô gái khác.
Ama onlara dikkatini vermiyor. O, okumayı ve genelde klasik müzik dinlemeyi seviyor.אבל הוא לא שם לב לזה. הוא נהנה מלקרוא ולשמוע מוזיקה קלאסית
Ama onlara dikkatini vermiyor. O, okumayı ve genelde klasik müzik dinlemeyi seviyor.ولكنه لا يعرهم أى إهتمام. إنه يستمتع بالقراءة و الموسيقى الكلاسيكية
Ama onlara dikkatini vermiyor. O, okumayı ve genelde klasik müzik dinlemeyi seviyor.テニスもとっても上手くて たくさんの試合に勝ってるんです
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.A TED és a mi jelentőségünk valójában az, hogy megtanítja a valódi odafigyelést.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Consider că esenţa a ce facem noi şi esenţa TED e de a învăţa să ascultăm, de a avea dorinţa să ascultăm.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Ik denk dat onze relevantie en die van TED erin bestaat om dit te omarmen en om te leren om te luisteren.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.I myślę, że ważnym jest zarówno dla nas, jak i dla TED'a, aby nauczyć się uważnie słuchać.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Jag tror att vår och TEDs relevans handlar om att ta till vara på det och i grund och botten lära att lyssna.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.이것은 바로 본질적으로 경청하는 방법을 배우고 포용하는 것이야 말로 우리와 TED가 함께 지향하는 중요한 점이라고 생각합니다.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Y creo que nuestra relevancia y la de TED es en realidad lograrlo y aprender a escuchar, esencialmente.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Я думаю, наша задача и задача TED заключается в том, чтобы охватить всё это и в сущности научиться слушать.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.ואני חושב שהרלוונטיות שלנו ושל TED היא באמת בלהכיל את זה וללמוד איך להקשיב, בעיקרון.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.وأنا أظن أننا نحن و"تيد" لنا صلة وثيقة لتبني هذه الفكرة وتعلم كيفية الاستماع، بشكل أساسي.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.それを受入れ どのように聞くかを学ぶことが 重要でしょう 私たちは聞き取り方を学ぶ必要があるのです
Ben de "Hayır hayır, ben dinlemeyi öğreniyorum.E eu: "Não, estou a aprender a escutar.
Ben de "Hayır hayır, ben dinlemeyi öğreniyorum.Et j'ai dit "Non, non, j'apprends à écouter -- vous choisissez.
Ben de "Hayır hayır, ben dinlemeyi öğreniyorum.Ik weer: "Nee, nee, ik leer luisteren.
Ben de "Hayır hayır, ben dinlemeyi öğreniyorum."Nein, nein, ich bin dabei zu lernen, wie man zuhört -- ihr entscheidet.
Ben de "Hayır hayır, ben dinlemeyi öğreniyorum."Nem, nem, megtanulok hallgatni --
Ben de "Hayır hayır, ben dinlemeyi öğreniyorum."Nie, nie, ja sa učím počúvať.
Ben de "Hayır hayır, ben dinlemeyi öğreniyorum."No, no, io sto imparando ad ascoltare -- sta a voi.
Ben de "Hayır hayır, ben dinlemeyi öğreniyorum.А я сказала: "Нет, нет, я учусь слушать.
Bu kaptan gemideki herkesin hayatını riske atmak pahasına şarkıyı dinlemeyi seçiyor.Acesta e deci un căpitan care pune în pericol viaţa întregului echipaj al navei ca să poată asculta un cântec.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod