Ama şu anda kim dinlemeye kalksa kendisini gözetleyen bir alev/ışık bulur."But he who listeneth now findeth a flame in wait for him;
Doktorları, şarkıcının şimdiden müzik dinlemeye başladığını söyledi.The singer has already started to listen to music again, his doctors said.
Ancak birisi alternatif sunmak isterse dinlemeye her zaman açığız."But if one wants to propose alternatives, we are always open to listen."
Şiir, genellikle dalkavukluk yapanları dinlemeye karşı bir tedbir olarak alıntılanmaktadır.The poem has generally been taken as a caution against listening to flatterers.
Birçok Müslüman müzik dinlemeye çok alışkındır.Many Muslims are very familiar to listening to music.
Sonra dinlemeye başladılar.Then, they began to listen.
Müzik dinlemeye çok zaman harcadım.Ich habe viel Zeit mit Musikhören verbracht.
Biraz ormana gidip kafamı dinlemeye ihtiyacım var.Ich brauche ein bisschen Waldeinsamkeit.
Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi.Es nahmen 600 Teilnehmer an der Konferenz teil.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Aber auch im Konzert waren seine Werke zu hören.
Yüksek sesle müzik dinlemeye dayanamıyorum.Je ne supporte pas d'écouter de la musique forte.
Diğerleri yemeğe üşüşürlerken onun anlattıklarını dinlemeye zor fırsat bulurlar.En train de se jeter sur la nourriture, les autres l'écoutent difficilement raconter son histoire.
Saraybosna'da, yüzyıllar öncesinde kalan büyük bir aşkın öyküsünü dinlemeye başlarlar.Lors d'une cérémonie de candomblé, il va revivre une histoire d'amour vieille de deux siècles.
Tom dinlemeyecek.Tom no va a escuchar.
Taraftarı olduğu beyzbol takımı Red Sox'un maçlarını kısa sürelerle dinlemeye başlar.Рэй следила, насколько это возможно, за Бостонской бейсбольной командой "Ред Сокс".
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Он состоялся, но люди просто слушали концерт.
Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi.حضر 100 مدعوا للمؤتمر.
Glenn öldüresiye dövülür ve yan hücrede Vali tarafından vahşice tecavüz edilen Maggie'yi dinlemeye zorlanır.Glenn foi espancado e forçado a ouvir o Governador brutalmente estuprar Michonne em um cômodo ao lado.
Bazen bir hayalet de hikâyeyi dinlemeye gelip davetlileri korkutur.Temerosos, os ouvintes perguntam quando isso acontecerá e se haverá sinais.
İnsanlar ise Nuh'u dinlemeyerek onunla dalga geçmişlerdir.Nuh heeft zijn volk gewaarschuwd, maar zij werden om hun zonden verdronken.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Zo ook in het hier besproken werk Het concert.
Müzik dinlemeye The Beatles'ın dünya çapındaki ünüyle başladı.Postanowił zająć się muzyką, gdy usłyszał The Beatles.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Koncerty były też nużące dla słuchaczy.
Kızım beni dinlemeyecek.Moja córka nie chce mnie słuchać.
Müdür arabaya bindiğinde ses kayıt cihazındaki konuşmaları merak eder ve dinlemeye başlar.Då han sätter sig i bilen startar han bandspelaren och lyssnar ett ögonblick.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Han fortsatte dock att vara aktiv som konsertsångare.
Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.' "A komu je přikázáno se do nich podívati, ten se nazývá Vidoucím."
Burada müşterilerin dikkatini çeken Karsu, ilgiyle karşılandı ve onu dinlemeye gelenlerin sayısı arttı.Přibíhá zajíc a vzrušeně sděluje, čeho byl svědkem; přicházejí i další zvířátka, aby si to vyslechla.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Előadásait hallgatósága állva ünnepelte.
Diğerleri yemeğe üşüşürlerken onun anlattıklarını dinlemeye zor fırsat bulurlar.A partin mindenki elhűl, mikor meglátja.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Hän oli myös taitava erittelemään kuulemiaan konsertteja.
Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi.Kokouksessa oli läsnä vain kolme henkilöä.
Sonraki gün, Please Move şarkısı Facebook sayfalarında dinlemeye sunuldu.Seuraavana päivänä hän pyysi julkisesti anteeksi tekoaan Facebook-tilillään.
Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi.Ingen af de seks deltog i mødet.
W. Wundt’un dersleri o kadar popülerdi ki bir keresinde dersini dinlemeye gelen 600 kişi vardı.Eddington havde haft 600 tilhørere under hele forelæsningsrækken.
Taraftarı olduğu beyzbol takımı Red Sox'un maçlarını kısa sürelerle dinlemeye başlar.Dette famøse salg sendte Red Sox ud i en kriseperiode.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Medlemmene stilte i sivilt til konserter og liknende.
Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.' "Ahmad) ^ “Barangsiapa yang mendengar tentang Dajjal hendaklah ia menjauh darinya.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Ia pun meninggalkan Rangga untuk menonton konser.
Tüm iyi niyeti ile insanlara yardımcı olmaya, onlarla sohbet edip onları dinlemeye çalışmaktadır.Ia juga baik dengan kaum hawa dan berlaku dermawan kepada bawahannya.
İnsanlar ise Nuh'u dinlemeyerek onunla dalga geçmişlerdir.またネウロが人間ではないことを知る人物の一人(ただし魔人の存在を知っているかどうかは不明)。
Saraybosna'da, yüzyıllar öncesinde kalan büyük bir aşkın öyküsünü dinlemeye başlarlar.これらのサガは、その編纂の以前の幾世紀において伝説的な物語から歴史的なスウェーデンでの出来事までを連続的に語っている。
Bazen bir hayalet de hikâyeyi dinlemeye gelip davetlileri korkutur.肝心事の情報には、ゲストを招いてのトークを繰り広げることもある。
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.コンサートなどで演奏の合間に出演者が話をすること。
Tüm iyi niyeti ile insanlara yardımcı olmaya, onlarla sohbet edip onları dinlemeye çalışmaktadır.家境貧寒,然好助人,人稱“好施與”。
Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi.但只有郑和成出席了聽證會。
Saraybosna'da, yüzyıllar öncesinde kalan büyük bir aşkın öyküsünü dinlemeye başlarlar.參見維基文庫中 提及前4年的原始文獻
W. Wundt’un dersleri o kadar popülerdi ki bir keresinde dersini dinlemeye gelen 600 kişi vardı.칼 린네의 강의는 인기가 있어 300여명의 학생들을 대상으로 강의를 하곤 했다.
Okumaya, not tutmaya, dersleri dinlemeye ve öğrendiklerini tartışmaya eğilimlidirler.Възприемат по-лесно като четат, си водят записки, слушат лекции, участват в дискусии и дебати.
Metal müzik dinlemeye Slayer ve Pantera gibi gruplar dinleyen ağabeyi sayesinde başlamıştır.O heavy metal sa začal zaujímať prostredníctvom svojho brata, ktorý počúval kapely ako Slayer a Pantera.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Skupina ako taká fungovala iba na koncertoch.
Okumaya, not tutmaya, dersleri dinlemeye ve öğrendiklerini tartışmaya eğilimlidirler.Žiaci sa učia vidieť, popisovať, zaznamenávať, klásť otázky, triediť informácie a nachádzať vzťahy.
Okumaya, not tutmaya, dersleri dinlemeye ve öğrendiklerini tartışmaya eğilimlidirler.Preučevali smo, brali in se pogovarjali, kolikor nam je bilo mogoče.
O beni neden dinlemeyecek?Kodėl jis manęs neklausys?
O beni neden dinlemeyecek?Kodėl ji manęs neklausys?
Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.Bằng có ai không nghe theo lời ta mà đấng tiên tri nhân danh ta nói, thì ta sẽ hạch ai đó.
Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.Bằng có ai không nghe theo lời ta mà đấng tiên_tri nhân_danh ta nói , thì ta sẽ hạch ai đó .
Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.E de qualquer que não ouvir as minhas palavras, que ele falar em meu nome, eu exigirei contas.
Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.És ha valaki nem hallgat az én ígéimre, a melyeket az én nevemben szól, én megkeresem azon!
Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.Et si quelqu`un n`écoute pas mes paroles qu`il dira en mon nom, c`est moi qui lui en demanderai compte.