Ana içeriğe geç
Sözlük

dinlemeye ile cümle

dinlemeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Beni dinlemeye gelmediğini biliyorum.I know you didn't come to listen to me.
Beni dinlemeye gelmediğinizi biliyorum.I know you didn't come to listen to me.
Seni artık dinlemeyeceğim.I won't listen to you anymore.
Sami annesini dinlemeyecek.Sami won't listen to his mother.
Tom annesini dinlemeyecektir.Tom won't listen to his mother.
Çek git! Seni artık dinlemeyeceğim.Go away! I won't listen to you any longer.
Tom Mary'nin söylediği herhangi bir şeyi dinlemeye istekli görünmüyordu.Tom didn't seem to be willing to listen to anything Mary said.
Tom'un dinlemeyeceğini biliyordum.I knew Tom wasn't going to listen.
Kimse seni dinlemeyecek.No one will listen to you.
Dinlemeye gerek görmedim.I didn't need to hear that.
İnsanlar ise Nuh'u dinlemeyerek onunla dalga geçmişlerdir.Abinadi prophesied the destruction of Noah and his people if they did not repent.
Daha da önemlisi dinlemeye değer bir piyanist" ifadeleri kullanılmıştır."Really cool, interesting-sounding pianos" were utilised.
Sonraki gün, Please Move şarkısı Facebook sayfalarında dinlemeye sunuldu.Later that day, "Please Move" was offered for free listening on the band's Facebook page.
Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi.There were six people in the audience.
Şiir, genellikle dalkavukluk yapanları dinlemeye karşı bir tedbir olarak alıntılanmaktadır.The poem has generally been taken as a caution against listening to flatterers.
Ve hepiniz beni dinlemeye devam edersiniz.You'll all stay with me.
Mary rağmen dinlemeye başlamıştı kendini.Mary had begun to listen in spite of herself.
"Hey, bu nesneyi dinlemeye çalışan oldu mu?""Hey, has anybody tried to listen for this thing?
Gelip onu dinlemeyeceklerdi.They wouldn't go listen to him.
İletişim zamanımızın yaklaşık yüzde 60'ını dinlemeye harcıyoruz, ama bunda çok da iyi değiliz.We spend roughly 60 percent of our communication time listening, but we're not very good at it.
Ýliţkinizden konuţmanýzý dinlemeye geliyoruz!Coming to listen to you guys talk about your relationship!
Her neyse, daha sonra dinlemeye devam edebilirsiniz umarım bu sorgu işe yarar.Anyway, you can all enjoy it for yourselves -- hopefully that search will work.
Seni dinlemeyeceđiz, çünkü seni çok seviyoruz.Could you please tell her Ezel?
Dinlemeyenlere uşşa derler.They say "giddy up!" for who don't listen.
Dinlemeyen dört ayaklıdır.Who don't listen are four-legged.
Ötekilerine dinlemeyenlere uşşa derler.For the others, for who don't listen they say "Giddy up!".
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...But it seems like people don't want to hear so much, or listen, or try to have an exchange.
Dinlemeye devam et.Finish listening.
Hande Yener'i seviyoruz. Dinlemeye gideceğizWij gaan elkaar nu in de aars gaan nemen
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.We didn't want to shout; we needed to listen as well.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.I'll hear no arguments from you, Mareecha.
Onlar, ahenkli melodileri dinlemeyi uyumsuz melodileri dinlemeye tercih ederler.They like to listen to consonant melodies instead of dissonant melodies.
Tavanın çöküp çökmeyeceğinden emin değilsiniz, hiçbir konuşmacıyı dinlemeyeceksinizdir.If you're not sure the ceiling will hold up, you won't listen to any speaker.
Malcolm birini gönderip bir radyo getirtti ve radyoyu fişe taktık ve dinlemeye başladık.Malcolm sent somebody to get a radio out of the back and we plugged in the radio and
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.I was starting to be friends and get to know their personal stories.
Kasın 1943'te, kızkardeşim Felice ve ben Beethoven'ın 9.sunu dinlemeye gittikIn November, 1943, my girlfriend Felice and I went to hear Beethoven's Ninth.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.And people would come from all over to hear him speak.
Artık söz dinlemeyen kadın olarak tanınmıştım.Now I was known as "here's a woman that's not going to listen."
Ve sonra insanları dinlemeye başladık.And then we were listening to the people.
En sonunda doktorumun tavisyesini dinlemeye karar verdim.I finally decided it was time to take my doctor's advice.
Evde öğrenim gördüğümden dolayı, bir gün onun konuşmasını dinlemeye gittim.Since I'm home-schooled, I went to go hear him speak one day.
Umarım bu konuşmadan sonra, bilinçli dinlemeye başlarsınız.Hopefully, after this conversation, you'll move into conscious listening.
Devam et peder! Bunlar, dinlemeye gelen arkadaţlar.Onde está Daens, padre?
‹‹RABbin adıyla bize söylediklerini dinlemeyeceğiz!As for the word that you have spoken to us in the name of Yahweh, we will not listen to you.
Uzak tutun benden ezgilerinizin gürültüsünü, Çenklerinizin sesini dinlemeyeceğim.Take away from me the noise of your songs! I will not listen to the music of your harps.
Söz dinlemeyen ulusları öfke ve gazapla cezalandıracağım.››I will execute vengeance in anger, and wrath on the nations that didn't listen."
Söylediklerimi neden anlamıyorsunuz? Benim sözümü dinlemeye dayanamıyorsunuz da ondan.Why don't you understand my speech? Because you can't hear my word.
Bunlar yüzünden Tanrının gazabı söz dinlemeyenlerin üzerine geliyor.for which things' sake the wrath of God comes on the children of disobedience.
Sözünü dinlemeyenler dışında kendi huzur diyarına kimlerin girmeyeceğine ant içti?To whom did he swear that they wouldn't enter into his rest, but to those who were disobedient?
Yine de dinlemeyecek misiniz?"Why do you not pay heed?"
Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.So think of the fate of those who were warned (and took no heed).
Hâlâ dinlemeyecek misiniz?"Why do you not pay heed?"
Hâlâ nasihat dinlemeyecekler mi? [19,98; 7,92; 27,52; 22,45-46]There were indeed signs in this. Will they even then not listen?
Dinlemeye kalksalar kovulup atılırlar.And kept far away.
Dinlemeye kalksalar kovulup atılırlar. Hem onlar için devamlı bir azap vardır.To make them flee, and for them is a never-ending punishment.
Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinede: "Susup dinleyin!" dediler.So when they came in the presence thereof they said: give ear.
Yalan dinlemeye çok meraklı, haram yemeye pek düşkündürler.Listeners are they to falsehood, devourers of the forbidden.
İçlerinden seni dinlemeye gelenler de var.And among them are those who listen to you.
Ey Muhammed! Onlardan seni dinlemeye gelenler de var.Among them some give ear to you.
Onlardan seni dinlemeye gelen de vardır.Among them some give ear to you.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod