RAB Musaya, ‹‹Mısırda şaşılası işlerim çoğalsın diye firavun sizi dinlemeyecek›› demişti.I rzekł Pan do Mojżesza: Nie usłucha was Farao, abym rozmnożył cuda moje w ziemi Egipskiej.
RAB Musaya, ‹‹Mısırda şaşılası işlerim çoğalsın diye firavun sizi dinlemeyecek›› demişti.여호와께서 모세에게 이르시기를 바로가 너희를 듣지 아니할지라 그러므로 내가 애굽 땅에서 나의 기사를 더하리라 하셨고
RAB Musaya, ‹‹Mısırda şaşılası işlerim çoğalsın diye firavun sizi dinlemeyecek›› demişti.Mutta Herra sanoi Moosekselle: "Farao ei kuule teitä, että paljon minun ihmeitäni tapahtuisi Egyptin maassa".
RAB Musaya, ‹‹Mısırda şaşılası işlerim çoğalsın diye firavun sizi dinlemeyecek›› demişti.(А Господ беше казал на Моисея: Фараон няма да ви послуша, за да се умножат Моите чудеса в Египетската земя.
RAB Musaya, ‹‹Mısırda şaşılası işlerim çoğalsın diye firavun sizi dinlemeyecek›› demişti.И сказал Господь Моисею: не послушал вас фараон, чтобы умножились чудеса Мои в земле Египетской.
RAB Musaya, ‹‹Mısırda şaşılası işlerim çoğalsın diye firavun sizi dinlemeyecek›› demişti.ויאמר יהוה אל משה לא ישמע אליכם פרעה למען רבות מופתי בארץ מצרים׃
RAB Musaya, ‹‹Mısırda şaşılası işlerim çoğalsın diye firavun sizi dinlemeyecek›› demişti.وقال الرب لموسى لا يسمع لكما فرعون لكي تكثر عجائبي في ارض مصر.
RAB Musaya, ‹‹Mısırda şaşılası işlerim çoğalsın diye firavun sizi dinlemeyecek›› demişti.耶 和 華 對 摩 西 說 、 法 老 必 不 聽 你 們 、 使 我 的 奇 事 在 埃 及 地 多 起 來
RAB Musaya, ‹‹Mısırda şaşılası işlerim çoğalsın diye firavun sizi dinlemeyecek›› demişti.耶和華 對 摩西說 、 法老 必 不 聽 你 們 、 使我 的 奇事 在 埃及 地多 起來
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Chúng tôi không muốn phái hét lên; Chúng tôi cũng muốn nghe nữa.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.단지 소리만 칠 것이 아니라 경청할 필요가 있었기 때문입니다
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Não queriamos gritar; precisávamos de escutar também.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Nem kinyilatkoztatni akartunk; oda is szerettünk volna figyelni másokra.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Non volevamo urlare; dovevamo anche poter ascoltare.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.No queríamos gritar; también necesitábamos escuchar.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Nous n'avions pas envie de crier, il nous fallait aussi écouter.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Nu am vrut să strige; aveam nevoie şi să ascultăm.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Vi ville inte skrika, vi behövde också lyssna.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.We wilden niet alleen maar omroepen, we moesten ook kunnen luisteren.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Wir wollten nicht schreien müssen; wir mussten auch zuhören können.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Δεν θέλαμε να φωνάζουμε αλλά να ακούμε κιόλας.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Ми не хотіли кричати; водночас, прагнули можливості почути.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Мы не хотели кричать и нам нужно было слышать.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.Не искахме просто да говорим. Искахме и да слушаме.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.לא רצינו לצעוק, רצינו גם להקשיב.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.لم نرد الصراخ؛ نحتاج إلى الاستماع كذلك.
Sadece haykırmaya değil, dinlemeye de ihtiyacımız vardı.次に メッセージを国中に
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Aku tidak mau mendengar argumen darimu lagi, Mareecha.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Ich dulde keinen Widerspruch von Dir, Mareecha.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Jag lyssnar inte på dig, Mareecha.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Không bàn cãi nữa, Mareecha.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Mareecha, en aio kuunnella kiistelyäsi.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.N-am nevoie de sfaturile tale, Mareecha.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Não vou ouvir mais os teus conselhos, Mareecha.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Neslyším od tebe žádné argumenty, Mareecho.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Nie pouczaj mnie Maricza.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Non voglio sentire obiezioni, Mareecha.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.No oiré tus razones, Mareecha.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça. Şimdi hemen bana yardım etmelisin.Je tolèrerai aucune opposition de ta part, Mareecha.Tu dois m'aider.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça. Şimdi hemen bana yardım etmelisin.金の鹿に変わり ラーマの興味を引け
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Te csak ne akadékoskodj, Márícsa.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.- Не хочу слушать твои доводы, Марича.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.Няма да слушам повече възражения от теб, Марича.
Senin itirazlarını dinlemeyeceğim, Mariça.אל תתווכח איתי, מריצ'ה.
Şimdi sıra üçüncü grupta. Bunlar ise klasik müziği hiçbir zaman dinlemeyen insanlardır.Estas são as pessoas que nunca ouvem música clássica.
Şimdi sıra üçüncü grupta. Bunlar ise klasik müziği hiçbir zaman dinlemeyen insanlardır.Nu komt de derde groep, die nooit naar klassieke muziek luistert.
Şimdi sıra üçüncü grupta. Bunlar ise klasik müziği hiçbir zaman dinlemeyen insanlardır.Ve třetí skupině jsou pak ti, kdo nikdy vážnou hudbu neposlouchají.
Sonunda Action Yayımcılık buna gönüllü oldu ve bana güvendi, ve de diyeceklerimi dinlemeye hazırdı.자, 한 출판사, 액션 퍼블리싱 (Action Publishing)은, 도약하는것, 나를 신용하는 것, 또 내가 해야만 했던 말들을 듣는 것을 택했습니다.
Sonunda Action Yayımcılık buna gönüllü oldu ve bana güvendi, ve de diyeceklerimi dinlemeye hazırdı.Et forlag, Action Publishing, var villig til at tage chancen, og høre hvad jeg havde at sige.
Sonunda Action Yayımcılık buna gönüllü oldu ve bana güvendi, ve de diyeceklerimi dinlemeye hazırdı.Jedno wydawnictwo, Action Publishing postanowiło zaryzykować i zaufać mi, że mam coś do powiedzenia.
Sonunda Action Yayımcılık buna gönüllü oldu ve bana güvendi, ve de diyeceklerimi dinlemeye hazırdı.Один издатель, Action Publishing, решился совершить такой шаг и поверил мне, и услышал, что я хотела сказать.
Sonunda Action Yayımcılık buna gönüllü oldu ve bana güvendi, ve de diyeceklerimi dinlemeye hazırdı.כעת, מוציא לאור אחד בשם Action Publishing, הביע נכונות והיה מוכן לבטוח בי, ולשמוע את מה שהיה לי לומר.
Sonunda Action Yayımcılık buna gönüllü oldu ve bana güvendi, ve de diyeceklerimi dinlemeye hazırdı.ومن ثم قام أحدى الناشرون بنشر القصص مخاطراً بتلك المخاطرة وواثقاً بي وإستمع لما أريد قوله .
Sonunda Action Yayımcılık buna gönüllü oldu ve bana güvendi, ve de diyeceklerimi dinlemeye hazırdı.勇気を示して 私を信頼し 私が言いたかったことを聞いてくれました そして出版されたのが 私の最初の本「空飛ぶ指」です
Söylediklerimi neden anlamıyorsunuz? Benim sözümü dinlemeye dayanamıyorsunuz da ondan.Apa sebabnya kalian tidak mengerti apa yang Kukatakan? Sebab kalian tidak tahan mendengar ajaran-Ku
Söylediklerimi neden anlamıyorsunuz? Benim sözümü dinlemeye dayanamıyorsunuz da ondan.Hvorfor forstå I ikke min Tale? fordi I ikke kunne høre mit Ord.
Söylediklerimi neden anlamıyorsunuz? Benim sözümü dinlemeye dayanamıyorsunuz da ondan.Hvorfor skjønner I ikke min tale? Fordi I ikke tåler å høre mitt ord.
Söylediklerimi neden anlamıyorsunuz? Benim sözümü dinlemeye dayanamıyorsunuz da ondan.어찌하여 내 말을 깨닫지 못하느냐 이는 내 말을 들을줄 알지 못함이로다
Söylediklerimi neden anlamıyorsunuz? Benim sözümü dinlemeye dayanamıyorsunuz da ondan.Miért nem értitek az én beszédemet? Mert nem hallgatjátok az én szómat.
Söylediklerimi neden anlamıyorsunuz? Benim sözümü dinlemeye dayanamıyorsunuz da ondan.Minkätähden te ette ymmärrä minun puhettani? Sentähden, että te ette kärsi kuulla minun sanaani.