dinlemek ile cümle
dinlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.Acesta este unul din acele lucruri care s-au desprins din liniște, această ascultare reciprocă.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.A to je jedna z těch věcí, které pocházejí z ticha, naslouchání jeden druhému.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.C'est une des choses qui viennent du silence, l'écoute mutuelle.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.Dat is een van die dingen die uit de stilte tevoorschijn kwamen, het naar elkaar luisteren.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.Ed è una di quelle cose che nascono dal silenzio, l'ascolto reciproco.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.És ez az egyik dolog, ami a csend eredménye volt, egymás meghallgatása.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.I to jedna z tych rzeczy, które wynikają z ciszy, słuchanie się wzajemnie.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.Jednou z vecí, ktorá vychádza z mlčania, je počúvať jeden druhého.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.이 또한 침묵에서 나올 수 있는 것입니다. 서로의 말에 귀 기울이는 것 말이죠.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.Och det var en av de saker som tystnaden belyste, lyssnadet mellan personer.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.Uma das coisas que vêm do silêncio, ouvirmo-nos uns aos outros.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.Und das ist eines der Dinge, die aus meinem Schweigen folgten, das Einander-Zuhören.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.Y es una de esas cosas que surgen del silencio, escuchar a los demás.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.И това е едно от нещата, които се появиха от тишината, как да се изслушваме един друг.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.Это одна из тех вещей: которым я научился, пребывая в молчании — умению слушать друг друга.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.וזה אחד מהדברים שיצאו מתוך השתיקה, ההקשבה אחד לשני.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.وهذا بعض ما ينتج عن السكوت، استماعنا لبعضنا البعض.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.お互いに耳を傾けることです 本当に、とても重要です-
Venüs Projesi hakkındaki eleştrilerinizi dinlemek istiyoruz.Acogemos sus críticas al Proyecto Venus.
Venüs Projesi hakkındaki eleştrilerinizi dinlemek istiyoruz.Apreciem critica Proiectului Venus.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Also lebe ich, um zuzuhören.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Deci, eu trăiesc pentru a asculta.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Élek hallgatni.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Eu vivo para ouvir.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Ik leef om te luisteren.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Jadi saya hidup untuk mendengarkan.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Jeg lever for at lytte.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Je vis donc pour écouter.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Proto žiji, abych poslouchal.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Quindi vivo per ascoltare.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Så jag lever för att lyssna.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Takže žijem, aby som počúval.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Vì thế mà tôi sống để nghe.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Vivo para escuchar.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Żyję po to żeby słuchać.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Ζω για ν' ακούω.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Отже, я живу, щоб слухати.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Така че аз живея, за да слушам.
Yani hayatım dinlemekle geçiyor.Я живу, чтобы слушать.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.Aşa că nu poţi doar să asculţi muzică, trebuie cumva s-o şi creezi.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.Het volstaat niet om naar muziek te luisteren, je moet ze maken.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.음악을 그저 듣지만 말고 스스로 만들어 보세요
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.Man kann Musik nicht bloß hören, man muss sie auch irgendwie machen.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.Nie można jedynie słuchać muzyki, trzeba ją też jakoś tworzyć.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.No es suficiente con escuchar música, tienes que hacerla de algún modo.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.Non puoi semplicemente ascoltare la musica, devi anche farla, in qualche modo.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.On ne peut pas juste écouter de la musique, il faut en jouer.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.Οπότε δε μπορείτε μόνο να ακούτε μουσική, πρέπει να τη δημιουργείτε κιόλας κάπως.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.Недостаточно просто слушать музыку, её нужно создавать.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.Не може само да слушате музика, трябва някак вие да я създавате.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.כך שאינך יכול רק להאזין למוסיקה, אתה צריך איכשהו ליצור אותה.
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz. Onu bir şekilde yaratmanız gerek.لذا لا يكفي أن تستمع إلى الموسيقي لابد من صنعها بطريقة ما
Yani, müziği sadece dinlemek yeterli olmaz.何らかの方法で音楽を創る必要があるんですよ
Yiyecekler, ama doymayacaklar, Zina edecekler, ama çoğalmayacaklar. Çünkü RABbi dinlemekten vazgeçtiler.De skal ete og ikke bli mette, de skal drive utukt og ikke utbrede sig; for de har holdt op å akte på Herren.
Yiyecekler, ama doymayacaklar, Zina edecekler, ama çoğalmayacaklar. Çünkü RABbi dinlemekten vazgeçtiler.De skal spise, men ikke mættes bole, men ej blive fler; thi de har sveget HERRN og holder fast ved Hor.
Yiyecekler, ama doymayacaklar, Zina edecekler, ama çoğalmayacaklar. Çünkü RABbi dinlemekten vazgeçtiler.Ellos comerán, pero no se saciarán; fornicarán, pero no se multiplicarán; porque dejaron de escuchar a Jehovah
Yiyecekler, ama doymayacaklar, Zina edecekler, ama çoğalmayacaklar. Çünkü RABbi dinlemekten vazgeçtiler.Esznek majd, de meg nem elégesznek; fajtalankodnak, de nem szaporodnak, mert megszüntek az Úrra vigyázni.
Yiyecekler, ama doymayacaklar, Zina edecekler, ama çoğalmayacaklar. Çünkü RABbi dinlemekten vazgeçtiler.I budou jísti, a však se nenasytí, smilniti budou, ale nerozmnoží se; nebo nechtějí pozoru míti na Hospodina.
Yiyecekler, ama doymayacaklar, Zina edecekler, ama çoğalmayacaklar. Çünkü RABbi dinlemekten vazgeçtiler.저희가 먹어도 배부르지 아니하며 행음하여도 수효가 더하지 못하니 이는 여호와 좇기를 그쳤음이니라
Yiyecekler, ama doymayacaklar, Zina edecekler, ama çoğalmayacaklar. Çünkü RABbi dinlemekten vazgeçtiler.Książęta Judzcy stali się jako ci, którzy granice przenoszą; wyleję na nich popędliwość moję jako wodę.