Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.学生は 受け身な座学では 物足りないのです もっと授業に参加したいのです
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.A ľudia prichádzali odvšadiaľ, aby si ho vypočuli.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Az emberek pedig özönlöttek mindenfelől, csak hogy hallják a beszédét.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Dan orang akan datang dari mana-mana untuk mendengarkannya berbicara.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.E as pessoas vinham de todo o lado para ouvi-lo falar.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.E la gente veniva da ogni dove per sentirlo parlare.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Et les gens venaient de partout pour l'entendre parler.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Folk kom från alla möjliga håll för att höra honom tala.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.In ljudje so prihajali od vsepovsod, da bi ga poslušali.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.여러 곳에서 그분의 설교를 들을려고 오셨습니다.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.läheltä ja kaukaa kuuntelemaan häntä.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Lidé se scházeli zdaleka, aby ho slyšeli mluvit.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Mensen kwamen van overal om hem te horen spreken.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Người ta đến từ khắp mọi nơi để nghe ông nói.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Og folk kom fra nær og fjern for at høre ham tale.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Şi oamenii veneau de peste tot ca să îl audă vorbind.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Und die Leute kamen von überall, um ihn sprechen zu hören.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Y las personas venían de todas partes para oírlo hablar.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Zewsząd schodzili się ludzie, by słuchać, jak przemawia.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Και οι άνθρωποι έρχονταν από παντού να τον ακούσουν να μιλάει.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.И хората се стичаха от всякъде да чуят проповедта му.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Люди приходили звідусіль, щоб послухати його.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.Люди приходили со всей округи, чтобы послушать его.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.אנשים היו מגיעים מכל עבר כדי להאזין לדרשותיו.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.وكان الناس يأتون من كل مكان لكي يسمعوه و هو يتحدث.
Birçok yerden insanlar onu dinlemeye gelirlerdi.祖父の話を聞くために集まっていました しかし 祖父の問題は
Bir dakika uzunluğunda. İrlanda'ya ait hareketli bir dans, ve onun espiri anlayışıyla dinlemek istiyorum.Dura un minuto. è una danza irlandese, e voglio che sentiate il suo humor.
Bir dakika uzunluğunda. İrlanda'ya ait hareketli bir dans, ve onun espiri anlayışıyla dinlemek istiyorum.Trwa minutę. to irlandzki gigue, chcę żebyście wychwycili jego humor.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Il y a rien de pire que d'écouter quelqu'un qui essaie de décrire une idée complètement débile.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.형편 없는 비디오 게임 아이디어를 듣고 있어야 하는 것보다 더 끔찍한 일은 없습니다.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Není nic horšího než muset poslouchat někoho, kdo se vám snaží nabídnout opravdu špatný nápad na hru.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Nie ma nic gorszego niż słuchać kogoś próbującego sprzedać wam naprawdę zły pomysł na grę.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Non c'è niente di peggio che dover ascoltare qualcuno che prova a piazzarti una pessima idea di videogioco.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Semmi sem rosszabb annál, mint amikor valaki el akar neked adni egy rossz játékötletet.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Δεν υπάρχει τίποτα χειρότερο από το να ακούς κάποιον να προωθεί μία πολύ κακή ιδέα για παιχνίδι.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Нема нічого гірше, ніж вислуховувати того, хто намагається "втулити" вам справді погану ідею гри.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.Няма нищо по-лошо от това да слушаш как някой се опитва да ти пробута лоша идея за видеоигра.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.אין משהו גרוע יותר מאשר להקשיב למישהו שמנסה למכור לך רעיון ממש גרוע למשחק מחשב.
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.فلا يوجد أسوء من أن تضطر إلى سماع أحدهم يحاول عرض فكرة سيئة جدا للعبة تلفزيونية
Birinin çok kötü bir bilgisayar oyunu fikrini size anlatmaya çalışmasını dinlemekten daha kötü bir şey yok.聞くに堪えないものはありません -会場(笑)
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Alguien dijo: "Tienes que escuchar esto".
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Anh ta nói, "Bạn nhất định phải nghe".
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Azt mondta, "Ezt hallanod kell."
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Cineva mi-a zis: "Trebuie să asculți asta".
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Houve alguém que me disse: "Tens de ouvir isto."
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Iemand zei: "Dit moet je horen."
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Jemand sagte: "Du musst dir das anhören."
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Jen mi řekli: "To si musíš poslechnout."
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "주변에서 "이걸 꼭 들어봐야 한다"고 말해 줬고,
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Ktoś powiedział, "Musisz to posłuchać."
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Mi è stato detto, 'Devi assolutamente sentire questo.'
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Nekdo mi je rekel:
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Nogen sagde, "Du bliver nødt til at lytte til det her."
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Quelqu'un a dit, "Il faut que tu écoutes ça."
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Seseorang berkata, "Anda harus mendengar ini."
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Κάποιος μου είπε, "Πρέπει να το ακούσεις αυτό".
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "В письме говорилось: "Ты должен это послушать".
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Някой каза, "Трябва да чуеш това."
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Хтось сказав: "Ти маєш послухати це".
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "מישהו אמר, "אתה חייב להקשיב לזה."