Ana içeriğe geç
Sözlük

dinleme ile cümle

dinleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Avete presente: come stare sul letto con la finestra aperta, ad ascoltare la pioggia leggera.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Bạn biết cảm giác nằm dài trên giường với cửa sổ mở, và lắng nghe tiếng mưa rơi ở bên ngoài?
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Vous savez comment c'est, quand on est couché, avec la fenêtre ouverte, à écouter la pluie tomber dehors.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Wszyscy znamy uczucie, kiedy, leżąc przy otwartym oknie, słuchamy delikatnego deszczu.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Ya conocen qué es estar acostados en la cama con la ventana abierta escuchando afuera a la suave lluvia.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.מכירים את ההרגשה, לשכב במיטה כשהחלון פתוח, בהקשבה לגשם הקל שבחוץ?
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."A música é uma questão de escutar." E eu:
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Em biết đó, âm nhạc chính là lắng nghe."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili.""Jak ty to sobie wyobrażasz? W muzyce podstawą jest słuch."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Lo sai, la musica è ascoltare".
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Musik handlar ju om att lyssna."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Muziek gaat om luisteren."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Stii, muzica este strans legata de ascultare."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Tudod, a zenét hallgatni kell."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Tu sais, la musique est une question d'écoute."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Vieš, hudba je o počúvaní."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Víte, hudba je o poslouchání." ,,Ano, s tím souhlasím.
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Weißt du, Musik muss man hören."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Ya sabes, la música es acerca de escuchar."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Адже в музиці головне - чути."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Ведь в музыке главное — слышать ."
Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."Знаеш, музиката е, за да се слуша."
Bilmiyorum. Sanırım bunu tekrar dinlemek, tam olarak bir şey kanıtlamaz.Anh không biết nữa, Anh đoán nghe lại nó, cũng không chứng minh được điều gì.
Bilmiyorum. Sanırım bunu tekrar dinlemek, tam olarak bir şey kanıtlamaz.Ik weet het niet, ik denk nu dat het luisteren naar, niet echt precies iets bewijst.
Bilmiyorum. Sanırım bunu tekrar dinlemek, tam olarak bir şey kanıtlamaz.Já nevím, řekl bych, že to nic nedokazuje. -
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.A srác, aki fogadta a hívásokat, nekem is adott fülhallgatót, hogy hallgassam.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Der Typ hatte ein doppeltes Headset, an dem ich mithören konnte.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Een jongen had een extra headset voor me om mee te luisteren.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Họ đã cho tôi mượn một cặp tai nghe khác để lắng nghe.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Il tizio aveva un secondo auricolare perché potessi ascoltare.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.직원의 헤드셋과 똑같은 내용을 들을 수 있었죠
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Le gars avait un deuxième casque pour que je puisse entendre.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.O tipo tinha uns auscultadores duplicados para eu ouvir.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Ten gość miał zapasowe słuchawki, żebym mógł słuchać.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Tipul a avut doua casti pentru mine sa ascult.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Un tipo tenía doble auricular, para yo poder escuchar.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Ο τύπος είχε ένα ακριβώς ίδιο ακουστικό γι" εμένα, ώστε να ακούω.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Мне дали наушники, чтобы я мог слышать всё, что происходит на линии.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.Човекът имаше допълнителни слушалки, с които слушах.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.לאיש היו אוזניות כפולות בשבילי להאזין.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.الرجل سخَّر لي سماعة ثانوية لكي أستمع الى المكالمات.
Bir adam dinlemem için bana kulaklık verdi.「この電話での会話は 品質保証のため 録音されることがあります」
Bir araya gelip konuşacağız. Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi."Queres vir até cá e ouvir?"
Bir araya gelip konuşacağız. Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.¿quieres venir y escucharnos?"
Birbirimizi hiç dinlemediğimiz bir dünya gerçekten çok korkunç bir yer.En värld där vi inte alls lyssnar på varandra, är verkligen en skrämmande plats.
Birbirimizi hiç dinlemediğimiz bir dünya gerçekten çok korkunç bir yer.아무도 다른 이의 말에 귀 기울여 듣지 않는 세상이죠. 무서운 세상입니다.
Birbirimizi hiç dinlemediğimiz bir dünya gerçekten çok korkunç bir yer.Un monde dans lequel nous ne nous écoutons pas les un les autres, est un endroit terrifiant.
Birbirimizi hiç dinlemediğimiz bir dünya gerçekten çok korkunç bir yer.Если мы совсем не будем слушать друг друга, мир станет ужасным местом.
Birbirimizi hiç dinlemediğimiz bir dünya gerçekten çok korkunç bir yer.עולם בו אין אנו מקשיבים כלל איש לרעהו, הוא בהחלט מקום מפחיד ביותר.
Birbirimizi hiç dinlemediğimiz bir dünya gerçekten çok korkunç bir yer.في عالم لا يستمع فيه أحدٌ إلى الآخر جيداً انه مكان مخيف جداً حتماً
Birbirimizi hiç dinlemediğimiz bir dünya gerçekten çok korkunç bir yer.今日の世界はとても恐ろしい場所なんです そこで皆さんには
Bir çok insan diyor ki, "Bunu nasıl yapıyorlar?" İnsanların benim aramalarımı dinlemelerini istemiyorum."Nhiều người hỏi họ làm thế nào rằng họ không muốn người khác nghe cuộc nói chuyện của họ
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.유치원부터 고등학교 과정과 대학 과정의 많은 학생들이 단지 교실에 앉아 누군가가 얘기하는 것을 듣고 싶어하는게 아닙니다.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Mange studerende, i grundskolen og på universiteterne, ville ikke bare sidde der og høre på nogen tale.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Muchos estudiantes de educación básica y universitarios, no quieren solo sentarse ahí y escuchar a alguien.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Muitos alunos, no ensino básico e nas universidades, não querem sentar-se ali e ouvir alguém falar.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Wielu studentów, w szkole i na uczelni, nie chce tylko siedzieć i słuchać.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Многие школьники и студенты не хотят просто сидеть и слушать лектора.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.סטודנטים רבים, בבתי הספר ובאוניברסיטאות, לא רוצים סתם לשבת שם ולהקשיב למישהו מדבר.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.العديد من الطلاب في مراحل التعليم العام وفي الجامعات، لا يرغبون فقط بالجلوس والاستماع الى شخص ما يتحدث.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod