Ana içeriğe geç
Sözlük

dinleme ile cümle

dinleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama tabiki dinlemezler.Mas, claro, eles não ouvem.
Ama tabiki dinlemezler.Men de lyssnade förstås inte.
Ama tabiki dinlemezler.Naturalmente loro hanno fatto orecchie da mercante.
Ama tabiki dinlemezler.Nhưng dĩ nhiên, chính quyền không hề lắng nghe.
Ama tabiki dinlemezler.Pero, claro, no escucharon.
Ama tabiki dinlemezler.Persze nem hallgattak erre.
Ama tabiki dinlemezler.Tapi tentu saja, mereka tidak mendengar.
Ama tabiki dinlemezler.Αλλά φυσικά, δεν ακούνε.
Ama tabiki dinlemezler.Но, конечно, их не слушали.
Ama tabiki dinlemezler.Но, разбира се, те не слушаха.
Ama tabiki dinlemezler.אבל כמובן אף אחד לא הקשיב.
Ama tabiki dinlemezler.ولكن النظام بالطبع لم يكن ليستمع لمطالبنا
Ama tabiki dinlemezler.本当に驚くべき事でした
Ana fikir şu; dinleme pozisyonunuzu dinlediğiniz şeye uygun şekilde değiştirebilirsiniz.우리가 어떤걸 경청할때 취하는 자세들이죠 어떤 얘길 듣느냐에 따라서 우리의 태도가 바뀌죠.
Ana fikir şu; dinleme pozisyonunuzu dinlediğiniz şeye uygun şekilde değiştirebilirsiniz.la idea de poder cambiar la posición de escucha hacia donde mejor se escuche.
Ana fikir şu; dinleme pozisyonunuzu dinlediğiniz şeye uygun şekilde değiştirebilirsiniz.l'idea è quella di spostarsi nella posizione di ascolto più adatta a ciò che state ascoltando.
Ana fikir şu; dinleme pozisyonunuzu dinlediğiniz şeye uygun şekilde değiştirebilirsiniz.הרעיון הוא שאתם יכולים לשנות את מצב ההקשבה שלכם כך שיתאים לנושא ההקשבה שלכם.
Ana fikir şu; dinleme pozisyonunuzu dinlediğiniz şeye uygun şekilde değiştirebilirsiniz.الفكرة هي ان تعيد تموضع " الموقع الصوتي " بالنسبة لك لما هو ملائم لما تستمع له
Ana fikir şu; dinleme pozisyonunuzu dinlediğiniz şeye uygun şekilde değiştirebilirsiniz.ポジションを移動するということです 先ほど話をしたフィルターを
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:Aber zuerst wollten wir mit diesem Team die Familien besuchen und uns ihre Geschichten anhören:
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:Ale ja chciałam z tą ekipą pójść najpierw do rodzin i wysłuchać ich historii.
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:Pero la primera cosa que quise hacer con este equipo, fue ir y visitar familias, y escuchar sus historias:
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:אבל הדבר הראשון שרציתי לעשות עם הצוות ההוא, היה לבקר משפחות ולהאזין לסיפוריהן:
Ancak firavun ülkenin rahatladığını görünce, RABbin söylediği gibi inatçılık etti ve Musayla Harunu dinlemedi.그러나 바로가 숨을 통할 수 있음을 볼 때에 그 마음을 완강케 하여 그들을 듣지 아니하였으니 여호와의 말씀과 같더라
Ancak firavun ülkenin rahatladığını görünce, RABbin söylediği gibi inatçılık etti ve Musayla Harunu dinlemedi.Mas vendo Faraó que havia descanso, endureceu o seu coração, e não os ouviu, como o Senhor tinha dito.
Ancak firavun ülkenin rahatladığını görünce, RABbin söylediği gibi inatçılık etti ve Musayla Harunu dinlemedi.И увидел фараон, что сделалось облегчение, и ожесточил сердце свое, и не послушал их, как и говорил Господь.
Ancak firavun ülkenin rahatladığını görünce, RABbin söylediği gibi inatçılık etti ve Musayla Harunu dinlemedi.וירא פרעה כי היתה הרוחה והכבד את לבו ולא שמע אלהם כאשר דבר יהוה׃
Ancak firavun ülkenin rahatladığını görünce, RABbin söylediği gibi inatçılık etti ve Musayla Harunu dinlemedi.فلما رأى فرعون انه قد حصل الفرج اغلظ قلبه ولم يسمع لهما كما تكلم الرب
Ancak firavun ülkenin rahatladığını görünce, RABbin söylediği gibi inatçılık etti ve Musayla Harunu dinlemedi.但 法 老 見 災 禍 鬆 緩 、 就 硬 著 心 不 肯 聽 他 們 、 正 如 耶 和 華 所 說 的
Ancak firavun ülkenin rahatladığını görünce, RABbin söylediği gibi inatçılık etti ve Musayla Harunu dinlemedi.但 法老 見災禍鬆緩 、 就 硬 著 心不肯聽 他 們 、 正如 耶和華 所 說的
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Alors qu'en Inde, vous ne pouvez pas faire cela, parce que vous devez écouter le public.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Ao passo que na Índia não é possível fazer isso, porque é necessário haver uma auscultação pública.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.De ezt Indiában nem lehet megtenni, mert a közvélemény számít.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.In India daarentegen kun je dat niet doen want je moet luisteren naar het volk.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.In India, invece, questo non è possibile, perché bisogna ascoltare la gente.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.반면에 인도에서는 그럴 수 없습니다 왜냐하면 국민들의 의견을 반영해야하기 때문입니다
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Medan man i Indien inte kan göra så eftersom regeringen måste bry sig om folket.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Mientras que en India, no se puede hacer eso porque hay que escuchar al público.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Pe când în India nu poți să faci asta pentru că trebuie să asculți oamenii.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Podczas gdy w Indiach nie można tak robić, ponieważ tutaj trzeba słuchać społeczeństwa.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Sedangkan di India, Anda tidak dapat melakukan itu, karena Anda harus mendengarkan publik.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Tuy nhiên ở Ấn, bạn không thể làm như vậy, vì bạn phải lắng nghe dân chúng.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.V Indii to však udělat nemůžete, protože musíte naslouchat veřejnosti.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.V Indiji to ne gre, saj je treba upoštevati javnost.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Wohingegen das in Indien nicht möglich ist, weil man auf die Öffentlichkeit hören muss.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Αντίθετα στην Ινδία, δεν γίνεται αυτό, επειδή η κυβέρνηση είναι υπόλογη στο λαό.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Докато в Индия, нещо подобно е невъзможно, защото трябва да слушаш обществото.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.בעוד שבהודו, לא ניתן לעשות זאת, מאחר וצריך להקשיב לציבור.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.في حين أنه في الهند, لا يمكن حدوث ذلك, لأنه يتعين عليك الإستماع لصوت الشعب.
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.民衆の声を聞かなくてはならないからです 民衆の声に制限されます
Ancak, kimse onları dinlemedi.Apesar disso, ninguém os escutou.
Ancak, kimse onları dinlemedi.A predsa, nikto ich nepočúval.
Ancak, kimse onları dinlemedi.A přitom je nikdo neposlouchal.
Ancak, kimse onları dinlemedi.Dù vậy, chẳng ai nghe họ.
Ancak, kimse onları dinlemedi.En toch luisterde er niemand naar hen.
Ancak, kimse onları dinlemedi.És mégis, senki se hallgatott rájuk.
Ancak, kimse onları dinlemedi.Et pourtant, personne ne les a écoutés.
Ancak, kimse onları dinlemedi.그러나, 지금 아무도 그 사람들의 말을 듣지 않습니다.
Ancak, kimse onları dinlemedi.Namun, tidak ada yang mendengarkan mereka.
Ancak, kimse onları dinlemedi.Nikt ich nie słuchał.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod