Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Membaca dan menotasi musik.
Dinleme Cihazları.Bermanfaat untuk alat mendengar.
Albüm, Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm kitabında da yer aldı.Album ini tercatat dalam buku 1001 Albums You Must Hear Before You Die.
Halkının yaşamınını ve gereksinmelerini kendilerinden dinleme imkâni oldu.Jangan sampai terdengar dan diketahui oleh kaumnya.
Homer'ın kilisede futbol maçını dinlemesi, Keith Jackson'a dayanmaktadır.Pembawa acara pertandingan sepak bola Amerika berdasarkan Keith Jackson.
Ama Maggie dinlemez ve kaçar.Portugis tidak berusaha untuk melawan dan melarikan diri.
Nina, Thomas'ı dinlemez.Milli tidak menerima Nathan.
Ama Fransız kralı onu dinlemedi.Tuy nhiên vua Ngu không nghe.
Ama beni dinlemedi.Ông không nghe.
Per l'ultima volta! - "Ah, son bir defa daha" ); fakat Prens onları dinlemez.Và Nữ hoàng đáp lại: "Không có gì, lần tới sẽ là một hoàng tử thôi!".
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Vua Chiêu Tông buộc phải nghe theo.
Şarkılar çevrim dışı dinleme için akıllı telefonlara indirilebilir.Các bài hát có thể được tải về để nghe ngoại tuyến trên điện thoại thông minh.
Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?Trục trặc khi nghe?
Dinleme Cihazları.Các thiết bị ghi âm.
Ama Lilith onu dinlemez.Tuy nhiên, Lincoln đã lắng nghe.
Bana teklif verildiğinde, teklifi bile dinlemeden kabul ettim.Sau khi ông ta thêm một câu, nó đã được chấp nhận mà không bình luận thêm."
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Tôi nóng lòng chờ mọi người nghe nó.
Kullanım amacı bir ortamı gizlice dinlemektir.Phương pháp thống kê được sử dụng để suy luận ra khóa bí mật.
Mike'ı Teddy KGB ile oynamadan önce uyarmıştır ama Mike onu dinlememiştir.Ban đầu Kelly muốn làm bạn nhảy với Mickey nhưng Disney đã không chấp thuận.
Söz dinleme, İtaat: İnsanlar neden söz dinlerler, itaat ederler.それで言うことを聞くようならばかの女に対して(それ以上の)ことをしてはならない。
İnsanlar ise Nuh'u dinlemeyerek onunla dalga geçmişlerdir.またネウロが人間ではないことを知る人物の一人(ただし魔人の存在を知っているかどうかは不明)。
Dinlemek veya indirmek serbesttir.チェックダウンあるいはダンプオフとも言う。
Ama beni dinlemedi.だが応えはなかった。
Fakat bu Haçlılar onun öğütlerini dinlemeyip kendi bildiklerini yapmaya koyuldular.つんぼう(つんぼ) - 耳の聞こえない者は落語を聴きに来ない。
Apple Müzik; Apple tarafından geliştirilen müzik dinleme servisi.Apple Music(アップルミュージック)は、アップルの音楽配信サービスである。
Bundan maksat, muhatabı kızdırmadan sözü dinlemesini sağlamaktır.人の話を聞かないのが玉に瑕。
Hobileri: Müzik dinlemek, CD koleksiyonu.趣味は、音楽鑑賞・寝ること・CD収集。
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.趣味は読書、音楽を聴く事。
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.^ 「民を以(も)って天と為(な)す」と訓読する。
Per l'ultima volta! - "Ah, son bir defa daha" ); fakat Prens onları dinlemez.また初期は「大変なことに」の後、「ばいきんまん、お前の好きにはさせないぞ!
Müzik dinlemek en sevdiği şey.好きな音楽はYMO。
Bana teklif verildiğinde, teklifi bile dinlemeden kabul ettim.最初に演説しようとしたときは反対され、許可されなかった。
Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?文句言うために見てるのか。
Saraybosna'da, yüzyıllar öncesinde kalan büyük bir aşkın öyküsünü dinlemeye başlarlar.これらのサガは、その編纂の以前の幾世紀において伝説的な物語から歴史的なスウェーデンでの出来事までを連続的に語っている。
Fakat Raynald, kralı olan Guy'un emirlerini dinlemedi.しかし、ゲイジは国王から指名された者であるロジャーズに対抗できなかった。
Müzik dinlememe izin yoktu.音楽をまったく聞かない。
Canlı yayında kendi iç sesimi dinlemekten arayan kişinin konuşmasını dinleyemedim." dedi.自分が関わった事故を放送で聞くとは思わなかった」と話した。
Delfi rahiplerini dinlemek için her gün birçok Yunan ve yabancı gelirdi.ギリシャおよび各正教国から巡礼者が途絶える事無く訪れる。
O günler için şöyle demektedir: “Benim için daha geniş bir dinleme alanı açılmış oldu.その中の彼の言葉では、「音楽はもはや私の人生の中では大きな部分を占めていない」といった事が語られている。
Yemekten sonra esrar içmekte ve müzik (sema) dinlemekteydiler.ヘッドホンを常備しており音楽を聴きながら対局に臨む。
Herkes onun kendisini dinlemek ister.僕は全体を聞いてもらいたいんですね。
Bazen bir hayalet de hikâyeyi dinlemeye gelip davetlileri korkutur.肝心事の情報には、ゲストを招いてのトークを繰り広げることもある。
Ama Fransız kralı onu dinlemedi.フランス政府は、このことを公にしなかった。
Albüm ayrıca Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm kitabına dahil edildi.本作は死ぬ前に聴くべき1001枚のアルバムにも登録されている。
İnsanların toplum içindeyken yalnız olarak dinlemesine uygun müzik olarak da tanımlanabilir.音楽と同じようにありのままの私でお話出来たら良いなと思っています。
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.コンサートなどで演奏の合間に出演者が話をすること。
Çocukluğu yatağında annesinin anlattığı İrlanda masalları ve korku hikâyelerini dinlemekle geçti.幼いころは、病床で母の読む小説や神話をよく聞いていたという。
Punk-rock dinlemektedir.ピンククラウド - ライヴで演奏。
Kimse benim fikirlerimi dinlemek istemiyor.誰も僕の意見など聞きたがらない。
Ama Lilith onu dinlemez.但李特不聽。
Söz dinleme, İtaat: İnsanlar neden söz dinlerler, itaat ederler.別求聞由古先哲王,用康保民,弘于天若。
Şu an Türkiye'nin en sevilen radyo istasyonunu dinlemektesiniz.目前,在俄罗斯最有名的电台工作。
Dinlemek veya indirmek serbesttir.然為之甚易,唯在存心耳。
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.將郊,則供天子皮弁以聽報,示民嚴上也。
Albüm ayrıca Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm kitabına dahil edildi.这张专辑被1001 Albums You Must Hear Before You Die一书收录。
Per l'ultima volta! - "Ah, son bir defa daha" ); fakat Prens onları dinlemez.记不云乎:“反本修古,不忘其初。
Basê, kasetleri çıkarmış ve onları dinlemektedir.佩琪跟了上去,并说服他录制一段磁带。
Fakat bu Haçlılar onun öğütlerini dinlemeyip kendi bildiklerini yapmaya koyuldular.然此諸人豈盡奊詬無節,忍負陛下哉,亦有所懲而不敢耳。
Tüm iyi niyeti ile insanlara yardımcı olmaya, onlarla sohbet edip onları dinlemeye çalışmaktadır.家境貧寒,然好助人,人稱“好施與”。
Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi.但只有郑和成出席了聽證會。