Yemelyanenko boş zamanlarında dinlemek, kitap okumayı ve müzik dinlemeyi seviyor.Vapaa-aikanaan Rampulla harrastaa lukemista ja musiikin kuuntelua.
Ama beni dinlemedi.Kukaan ei kuunnella.
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve yürüyüşü seviyor.Hän harrastaa lukemista, musiikkia ja vaeltamista.
Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi.Kokouksessa oli läsnä vain kolme henkilöä.
Sonraki gün, Please Move şarkısı Facebook sayfalarında dinlemeye sunuldu.Seuraavana päivänä hän pyysi julkisesti anteeksi tekoaan Facebook-tilillään.
Punk-rock dinlemektedir.Se edustaa punk rockia.
Canlı yayında kendi iç sesimi dinlemekten arayan kişinin konuşmasını dinleyemedim." dedi.Hänen mukaansa "Kangas, jota maalaan on kuuntelija, joka jaksaa kuunnella alitajuntani puhetta".
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.Ole innokkaampi kuuntelemaan kuin puhumaan.
Ama Fransız kralı onu dinlemedi.Englannin kuningas ei kuitenkaan ollut halukas tapaamiseen.
Joyce kızının yalvarışlarını dinlemeyi reddeder.Juliet kieltäytyy tarjouksesta vitsaillen ex-miehestään.
Hem konuşma hem de dinleme becerileri öğretilir.Kuuntelemisen taitoa korostetaan.
Toplam dinleme süresi 62 dakika 27 saniyedir.Toinen vaihe palaa 266 sekuntia ja kolmas 27 sekuntia.
Müzik dinlemeyi severim, özellikle caz.Pidän musiikin kuuntelusta ja erityisesti jazzista.
Müzik dinlemeyi severim, özellikle de caz.Pidän musiikin kuuntelusta ja erityisesti jazzista.
Otho'yu kendi yatak odasına saklar ve ona bu odada olacak konuşmaları çok dikkatle dinlemesi talimatını verir.Κρύβει τον Όθωνα στο δωμάτιό της συμβουλεύοντάς τον να ακούσει προσεκτικά.
Ama beni dinlemedi.Δεν τον άκουσαν.
Apple Müzik; Apple tarafından geliştirilen müzik dinleme servisi.Η Apple Μουσική είναι μια μουσική streaming υπηρεσία, που αναπτύχθηκε από την Apple Inc.
Albüm ayrıca Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm kitabına dahil edildi.Το άλμπουμ συμπεριλήφθηκε στο βιβλίο 1001 Albums You Must Hear Before You Die.
Ama Fransız kralı onu dinlemedi.Όμως οι βασιλείς της Γαλλίας δεν αναγνώρισαν το δικαίωμά της.
Punk-rock dinlemektedir.Ο Rod Learoyd του Νο.
Burada dinleyicilerinin haftalarca okumasını dinlemek için toplandıkları görülüyordu.Με τη μέθοδό του, οι χωρικοί έπρεπε να μάθουν να διαβάζουν μέσα σε έξι εβδομάδες.
O günler için şöyle demektedir: “Benim için daha geniş bir dinleme alanı açılmış oldu.Στη μετέπειτα ζωή της θυμάται: "Εκεί αφιέρωνα μεγάλο μέρος του ελεύθερου χρόνου μου.
Sadece çok çeşitli bir müzik dinleme zevkim var...Jeg har faktisk bare en meget alsidig smag i at lytte til musik...
Ama beni dinlemedi.We never listened.
Eğer bu tür müzikler dinlemeseydim, şu anda yaptıklarımı yapamazdım." dedi.Ellers ville jeg ikke være nået så langt, som jeg er i dag."
Nina, Thomas'ı dinlemez.Men Nick lytter ikke.
Pantera, Metallica ve The Sex Pistols dinlemekten hoşlandığını söylemiştir.Han er vild med Metallica, The Sex Pistols og Pantera.
Ama Lilith onu dinlemez.Men Napoleon hører ikke efter.
Tom dinlemez aksine müzik devam eder.Under kampene musikken ikke skiller sig ud.
Ama Şeyma onu dinlememiştir.Men han havde lyttet til hende.
Ama Fransız kralı onu dinlemedi.Dette forslag blev ikke fulgt af den franske regering.
Basê, kasetleri çıkarmış ve onları dinlemektedir.Shaq har lavet film og indspillet albums.
Reach out şarkı sözü için buraya konser kaydını dinlemek için buraya tıklayın.De er uvidende om, at HAL mundaflæser deres samtale.
Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi.Ingen af de seks deltog i mødet.
W. Wundt’un dersleri o kadar popülerdi ki bir keresinde dersini dinlemeye gelen 600 kişi vardı.Eddington havde haft 600 tilhørere under hele forelæsningsrækken.
Taraftarı olduğu beyzbol takımı Red Sox'un maçlarını kısa sürelerle dinlemeye başlar.Dette famøse salg sendte Red Sox ud i en kriseperiode.
Kullanım amacı bir ortamı gizlice dinlemektir.Tavshedspligt er en forpligtelse til at holde visse oplysninger hemmelige.
Ama beni dinlemedi.Men han fikk ikke gehør.
Ne dinlemesi, ne de anlaması kolaydır.Ordene er vanskelige å høre og ikke lette å forstå.
Ama Fransız kralı onu dinlemedi.Den franske kongen gjorde ingenting.
Yemekten sonra esrar içmekte ve müzik (sema) dinlemekteydiler.I motsatt fall åttendeparten, efter at legater og gjeld er dekket.»
Kerberos protokol mesajları, izinsiz dinlemelere ve yansıtma ataklarına karşı dayanıklıdır.Protokollmeldingene til Kerberos er beskyttet mot evesdropping og replay attacks.
Bundan önce sadece Poison ve Guns N' Roses gibi glam metal grupları dinlemektedir.Før det hadde han bare hørt om glam rock-band som Guns N' Roses og Poison.
Babalarının hikayesini ilk başta dinlemek istemiyorlardı.De nektet å høre på deres fars bønn om roe seg ned.
Müzik dinlememe izin yoktu.Ingen av oss kunne lese musikk.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Medlemmene stilte i sivilt til konserter og liknende.
Fakat bu Pokémon hiç söz dinlemez, hatta Pokétopu'na bile girmez.Solrock er ikke utvikla fra noen pokémon, og kan heller ikke utvikle seg til noen Pokémon.
Nina, Thomas'ı dinlemez.Louise forteller ingenting til Kim.
Burada dinleyicilerinin haftalarca okumasını dinlemek için toplandıkları görülüyordu.Faren kan sitte og lese i timevis.
Ama beni dinlemedi.Namun dia tidak menanggapinya.
Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.' "Ahmad) ^ “Barangsiapa yang mendengar tentang Dajjal hendaklah ia menjauh darinya.
Söz dinleme, İtaat: İnsanlar neden söz dinlerler, itaat ederler.(TB) "Jika ia tidak mau mendengarkan mereka, sampaikanlah soalnya kepada jemaat.
Müzik dinlemek en sevdiği şey.Kesukaan utamanya adalah musik.
Duyunç içten gelen sesi dinlemek, Ötüğ ise Tanrıya yakarmaktır.Mendengar menunjukkan perhatian yang penuh kepada pembicara, yakni Allah sendiri.
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Ia pun meninggalkan Rangga untuk menonton konser.
Tüm iyi niyeti ile insanlara yardımcı olmaya, onlarla sohbet edip onları dinlemeye çalışmaktadır.Ia juga baik dengan kaum hawa dan berlaku dermawan kepada bawahannya.
Hikâyede dalkavukluk yapanları dinlememeye yönelik bir ders vardır.Cerita berbingkai, adalah cerita yang didalamnya terdapat cerita lagi yang dituturkan oleh pelaku-pelakunya.
Kendisi herhangi bir işlemde bulunmadan sadece dinleme/gözlem halindeki alıcılardır.Tidak ada sesuatupun yang serupa dengan Dia, dan Dia-lah yang Maha Mendengar dan Melihat" - (QS.
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Semua orang berusaha untuk menyelamatkan diri.
Hobileri: Müzik dinlemek, CD koleksiyonu.Hobinya sedang mendengarkan musik dan mengumpulkan kaos.