Öğrencilere dinleme ve okuma alışkanlığı kazandırmak.Fomentar el hábito de la lectura.
Ana madde: Sihirli Flüt diskografi Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?La pregunta es: ¿está el mercado preparado para deshacerse de los discos duros?
Punk-rock dinlemektedir.El estilo es punk-rock.
Fakat bu Pokémon hiç söz dinlemez, hatta Pokétopu'na bile girmez.Es decir, esta línea no conduce a Mahler, no conduce a Shostakovich, no conduce a Sibelius.
Dinleme boyunca dünyadışı yaşam izleri bulunamamıştır.En todo el trayecto no encontró alma nacida.
Ben radyo dinlemeyi seviyorum.Amo ascoltare la radio.
Dikkatli dinlemen için sana yalvarıyorum.Ti scongiuro di ascoltare con attenzione.
Haber dinlemek için radyoyu açtım.Ho acceso la radio per ascoltare le notizie.
O dinlemedi.Non ascoltò.
Eğer dinlemekten çok konuşmamız gerekseydi, iki ağzımız bir kulağımız olurdu.Se avessimo avuto più bisogno di parlare che di ascoltare, saremmo nati con due bocche e un solo orecchio.
Babamı dinlemeliydim.Io avrei dovuto ascoltare mio padre.
Beni dinlemen gerek.Devi ascoltarmi.
Hepimiz Tom'un söylediklerini daha dikkatli dinlemeliyiz.Tutti noi dovremmo prestare più attenzione a quello che dice Tom.
Tom'u dinlemeliydin.Non avresti dovuto ascoltare Tom.
Tom Mary'nin açıklamasını daha dikkatli dinlemeliydi.Tom avrebbe dovuto ascoltare più attentamente le spiegazioni di Mary.
Bizi dinlemeliydin.Avresti dovuto darci ascolto.
Onu dinlemeliydin.Avresti dovuto ascoltarlo.
Ben sadece dinlemeni istiyorum.Voglio solo che tu ascolti.
Eğer bu tür müzikler dinlemeseydim, şu anda yaptıklarımı yapamazdım." dedi.Se non fosse stato per quel genere di musica, oggi non farei quello che sto facendo").
Otho'yu kendi yatak odasına saklar ve ona bu odada olacak konuşmaları çok dikkatle dinlemesi talimatını verir.Lei nasconde Ottone nella sua camera da letto dicendogli di ascoltare attentamente.
Dört bölümden oluşur: Okuma, Dinleme, Konuşma ve Yazma.L'esame è composto da quattro parti, ascolto, lettura, scrittura e parlato.
Ama beni dinlemedi.Non mi ha sentito.
Ne dinlemesi, ne de anlaması kolaydır.Le parole sono difficili da udire, e non comprensibili.
Müzik dinlememe izin yoktu.Non aveva alcuna formazione musicale.
Çılgın bir sürüş tarzı vardır ve heavy metal müzik dinlemektedir.Va matto per le motociclette e la musica Heavy Metal.
Fakat Tony kadını dinlemez, kadına sert bir tokat atarak bildiğini okumaya devam eder.Leo tuttavia non si fida di lui, perché capisce che sta nascondendo qualcosa.
Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?Ci avete fatto caso?
Ama Lilith onu dinlemez.Lincoln non le diede ascolto.
Ama Fransız kralı onu dinlemedi.Il re non volle ascoltare altro.
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Legge e ascolta musica.
Apple Müzik; Apple tarafından geliştirilen müzik dinleme servisi.Apple Music è un servizio di streaming musicale sviluppato dalla Apple Inc..
Tom dinlemez aksine müzik devam eder.Quando però gli arriva il conto da pagare, la musica cambia.
O, radyo dinlemeyi sever.Он любит слушать радио.
Tom tavsiye dinlemez.Том не прислушивается к советам.
Doktorun tavsiyesini dinlemediğim için pişmanım.Я сожалею, что не последовал совету своего врача.
Onun nasihatını dinlemediğim için pişmanım.Я жалею, что не прислушался к его совету.
Neden ben bütün her şeyi dinlemek zorundayım?Почему я должен всё это выслушивать?
Senin şikayetlerini dinlemekten yoruldum.Я устал выслушивать твои жалобы.
Dikkatli dinlemeni öneririm.Я предлагаю тебе внимательно слушать.
Ben sizin açıklamalarınızı dinlemek istemiyorum.Я не хочу выслушивать ваши объяснения.
Kimse dinlemek istemiyordu.Никто не хотел слушать.
Benim bilmediğim bir dilde konuşmaya başladılar, ama kulağa melodik geliyordu ve dinlemesi güzeldi.Они стали говорить на незнакомом мне языке, но звучал он мелодично, и слушать его было приятно.
Senin teorilerinden birini bile dinlemek benim ilgimi çekmiyor.Мне неинтересно выслушивать твои очередные теории.
Tomu dinlemeyin. Sizi kandırıyor.Не слушайте Тома. Он вас обманывает.
Tom sağduyunun sesini dinlemez.Том не прислушивается к голосу здравого смысла.
Zira onu bu hâliyle dinlemekten fazlasıyla mutluymuşuz meğer."Надеюсь, мы прошли это прослушивание».
Yedi senede bir bütün Yahudiler Hakel'in okunuşunu dinlemek için Tapınağa gelmeliydi.Каждые семь лет все евреи должны были собираться в Храме, чтобы слушать чтение Торы царём (заповедь хахель).
Tom dinlemez aksine müzik devam eder.Во время разворачивания действия фильма музыка вообще не звучит.
Ama beni dinlemedi.Но они не послушали меня.
Ama Fransız kralı onu dinlemedi.Но король никого не слушал.
Aydınlığa erişmiş Vasudeva Siddhartha’ya ırmağın sesini dinlemeyi ve o sesten bir şeyler öğrenmesini öğretir.Тот учит Сиддхартху внимательно слушать реку и учиться у неё.
Baba Mathew Knowles, New York'ta 22 Ekim 2008'de bir dinleme gösterisi düzenledi.Мэтью Ноулз аудио вечеринку для альбома в Нью-Йорке 22 октября 2008 года.
Kendisi herhangi bir işlemde bulunmadan sadece dinleme/gözlem halindeki alıcılardır.Посему — да будет сотворенное не слуху и зрению, а душе!»
Müzik dinlememe izin yoktu.Но музыка не получалась.
Şarkıyı söyledik, insanlar yine dinlemek istedi.«Почему людям не услышать ещё раз эти песни?
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Каждый хочет постоять за себя.
Ama Şeyma onu dinlememiştir.Однако отец не слушает его.
Kraliçe kendinden şefaat isteyen genç kizi dinlemek zorunda kalır.Но царица призывает стражу, которая набрасывается на девушек.
Per l'ultima volta! - "Ah, son bir defa daha" ); fakat Prens onları dinlemez.Уже первая работа его учениц «Ещё раз!» не осталась незамеченной.
Eğer bu tür müzikler dinlemeseydim, şu anda yaptıklarımı yapamazdım." dedi.Если бы у меня не было этой песни… Я бы не имел ничего похожего, у меня ничего бы не было“».