Böylelikle onu dinlemek isteyenler için geniş bir mekânda konser vermiş olacaklardı.Daher wollte er Überblickswerke liefern, die ein breites Publikum ansprachen.
Ama beni dinlemedi.Er hörte mir gar nicht zu.
Ama o her zaman şamanı dinlemez.Allerdings spielte er nie für die Sabres.
Bir kör dinleme Regina sung şarkı Tina Karol «Nochen'ka».Für die blinden Hörer von Regina sang sie ein Lied von Tina Karol «Notschenka».
Koşmayı, voleybol oynamayı ve müzik dinlemeyi seviyor.Sie spielt gerne Violine und hört Musik.
Müzik dinlememe izin yoktu.Die Musik ist nicht erhalten.
Tom dinlemez aksine müzik devam eder.Erst danach wird die Musik fortgesetzt.
Uygulama servisi olan bilgisayarlar başlangıçta soketleri dinlemeyi kurarlar.Leitungsvermittelte Netze bauen bei Kommunikationsbeginn zunächst die Verbindung auf.
Söz gelimi, radyoyu dinlemek bir dergi okumaktan çok daha farklıdır.Das sei viel fundierter, als wenn man nur eine Zeitung lese.
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Jedermann kann sie sich dort anhören.
Apple Müzik; Apple tarafından geliştirilen müzik dinleme servisi.Apple Music ist ein Musikstreaming-Dienst von Apple.
O günler için şöyle demektedir: “Benim için daha geniş bir dinleme alanı açılmış oldu.Coltrane äußerte sich später zu diesem Punkt: „a wider area of listening opened up for me.
Öğretilerini dinlemek isteyen müritleri ona eşlik ederler.Er wird begleitet von Anhängern, die seinen Lehrreden lauschen.
Otuz yıl boyunca aklımın emirleri dışında hiçbir şey dinlemedim.In all den dreißig Jahren habe ich von keinem Genossen ein einziges grobes Wort gehört.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Der König hört das und erfüllt ihren Wunsch.
Ama Maggie dinlemez ve kaçar.Maya will davon jedoch nichts hören und läuft weg.
Bu becerilerin edinim sırası dinleme, konuşma, okuma ve yazmadır.In dieser Hinsicht werde ich weder moderat denken, sprechen noch schreiben.
Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi.Es nahmen 600 Teilnehmer an der Konferenz teil.
Ama Lilith onu dinlemez.Jutta aber hört nicht auf ihn.
Siegfried onu dinlemez ve ava çıkar.Siegfried nimmt die Warnung nicht ernst und nimmt an der Jagd teil.
WWE'nin sahibi Vince McMahon'nun sözünü hiç dinlememesiyle ünlüdür.Von all dem weiß der Millionär Jimmy Winter nichts.
Brandt o sırada generalin anlattıklarını dinlemekteydi.Brandt, in den Mittelpunkt seiner Verkündigung rückte.
Gıybet ve İftira haram olduğu gibi bunları dinlemek de haramdır.Abzulehnen ist nur der Zeitvertreib und die Spielerei beim Hören."
Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi.Aber auch im Konzert waren seine Werke zu hören.
Bana teklif verildiğinde, teklifi bile dinlemeden kabul ettim.Sie lehnten erst ab, doch als sie die Stimme hörten, willigten sie ein.
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Hier hört der Jugendliche Musik und liest Bücher.
Eğer bizi dinlemezseniz zor kullanmamız gerekecek.Si vous ne nous écoutez pas, il nous faudra avoir recours à la coercition.
Haberleri dinlemek için radyoyu açtım.J'ai allumé la radio pour écouter les nouvelles.
Bunun sizin benim tavsiyemi dinlemediğinizden kaynaklı bir hata olduğunu düşünüyorum.Je pense que c'est une erreur que vous n'ayez pas suivi mon conseil.
Onun önerilerini dinlememekle iyi yaptın.Tu as bien fait de ne pas suivre ses conseils.
Çocuklar masal dinlemeyi sever.Les enfants aiment écouter des contes.
Onun söylediğini dinlemek zorunda değilsin.Tu ne dois pas écouter ce qu'il dit.
Ben sadece biraz müzik dinlemek istedim.Je voulais juste écouter un peu de musique.
Klasik müzik dinlemeyi çok severim.J'aime beaucoup écouter de la musique classique.
O dinlemedi.Il n'écouta pas.
Eğer iyi bir müzik yaparsak insanlar dinlemez ve eğer kötü bir müzik yaparsak insanlar konuşmaz.Si on joue bonne musique, gens n'écoutent pas et si on joue mauvaise musique gens ne parlent pas.
Müzik dinlemek, tercih ettiğim bir eğlencedir.Écouter de la musique est ma distraction préférée.
Yüksek sesle müzik dinlemeye dayanamıyorum.Je ne supporte pas d'écouter de la musique forte.
Kimse dinlemek istemiyordu.Personne ne voulait écouter.
Hiç kimse dinlemek istemezdi.Personne ne voudrait écouter.
Kimse dinlemek istemezdi.Personne ne voudrait écouter.
Tom asla dinlemez.Tom n'écoute jamais.
Neden seni dinlemeliyim ki?Pourquoi dois-je t'écouter?
Dinlemek zorundasın.Tu dois écouter.
Tom söz dinlemez biridir.Thomas est intraitable.
Delilerden başka kimse bu müziği dinlemez.Il n'y a que des fous qui écoutent cette musique.
Çocuklar bizi dinlemez, taklit eder.Les enfants ne nous écoutent pas, ils nous imitent.
Baba Mathew Knowles, New York'ta 22 Ekim 2008'de bir dinleme gösterisi düzenledi.Mathew Knowles organise une soirée d'écoute de l'album à New York le 22 octobre 2008.
Eğer bu tür müzikler dinlemeseydim, şu anda yaptıklarımı yapamazdım." dedi.Si ça n’avait pas été le cas, je n’aurais pas fait de musique ».
Ama beni dinlemedi.Ils ne l'ont pas écoutés.
Müzik dinlememe izin yoktu.Je ne peux pas écouter de la musique.
Böylelikle onu dinlemek isteyenler için geniş bir mekânda konser vermiş olacaklardı.Une grande peur s'empara de tous ceux qui en entendaient parler.
Tom dinlemez aksine müzik devam eder.Elle n'abandonne pas la musique pour autant.
Ama Fransız kralı onu dinlemedi.Le gouvernement français ne la suit pas.
Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?Can You Feel the Silence?
Fakat Siegfried onu dinlemez ve yüzüğü parmağına takar .Siegfried la vainc et lui enlève sa ceinture et son anneau.
Ama o her zaman şamanı dinlemez.Il ne joue cependant jamais pour les Sharks.
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Il apprend également à lire la musique.
Söz dinleme, İtaat: İnsanlar neden söz dinlerler, itaat ederler.Mais ne leur promettez rien secrètement sauf à leur dire des paroles convenables.
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve yürüyüşü seviyor.Il aimait la lecture, la musique et les voyages.