Ana içeriğe geç
Sözlük

dinleme ile cümle

dinleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Fakat Hart onu dinlemedi ve gözüne yumruk attı.He would have killed you and not batted an eye.
Hobileri arasında matematik çalışmak ve Latin müziği dinlemek bulunmaktadır. ^Meanwhile, they will study Latin and Music.
Hem konuşma hem de dinleme becerileri öğretilir.Both speech and listening comprehension is taught.
Bir kör dinleme Regina sung şarkı Tina Karol «Nochen'ka».At the blind audition Regina performed the song Tina Karol "the Night".
Viserys onu dinlemez ve ejderha yumurtalarını Daenerys'in çadırından çalmaya kalkar.Viserys ignores him and sneaks away to Daenerys' tent to steal the dragon eggs to fund a new army.
Şarkılar çevrim dışı dinleme için akıllı telefonlara indirilebilir.Songs could be downloaded for offline listening on smartphones.
Şevko onu da dinlemez.Sharda doesn't listen to him.
Joyce kızının yalvarışlarını dinlemeyi reddeder.Sheryl refuses to listen to her mother.
Bu sırada FBI konuşmaları dinlemektedir.The FBI monitored the calls.
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi severdi.She loves reading, running, singing, swimming and travelling.
Tom dinlemez aksine müzik devam eder.During the unfolding of the film, music does not sound at all.
Bana teklif verildiğinde, teklifi bile dinlemeden kabul ettim.When I told her of the offer, she wanted me to accept it.
Ve işte steteskop ve oskültasyon (stetoskop ile dinleme) bu şekilde doğar.And that is how stethoscope and auscultation was born.
Aklınızda ne olduğunu - endişelerinizi dinlemek istiyorum.I want to hear what's on your mind - hear about your concerns.
Dinlemek mi?Neyi dinliyim?- Listen. Listen to what?
Daha fazla yaygara yapmadan, dinlemek ister misiniz?So without further ado, would you like to hear it?
Dinlemek ister misiniz?Would you like to hear it?
Derek: Beni çalarken dinlemek ister misiniz?Would you like to hear me play?
Ancak Hindistan'da bunu yapamazsınız, çünkü halkın dediğini dinlemek zorundasınız.Whereas in India, you cannot do that, because you have to listen to the public.
Eşimin kendisini hiç dinlemediğimi söyleyip durmasını anlamıyorum.I don't know why my wife says I never listen to her.
Daha da beterleşiyor: mesajlarımı dinlemek için aradığımda, ilk duyduğum şu:And then it gets worse: when I call to retrieve my messages, first of all:
Mesajlarınızı dinlemek için..."To listen to your messages ... "
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!Of course I want to listen to the messages!
İnsanların benim aramalarımı dinlemelerini istemiyorum."I don't really want people listening in to my calls."
Bilmiyorum. Sanırım bunu tekrar dinlemek, tam olarak bir şey kanıtlamaz.I don't know, I guess in listening back to it, it doesn't exactly prove anything.
"Sadece bir an için dinlemek," dedi yan odada yöneticisi; "diye dönüm tuşuna basın."Just listen for a moment," said the manager in the next room; "he's turning the key."
Ve hepiniz beni dinlemeye devam edersiniz.You'll all stay with me.
Mary rağmen dinlemeye başlamıştı kendini.Mary had begun to listen in spite of herself.
Ama o rüzgar dinlerken o başka bir şey dinlemek için başladı.But as she was listening to the wind she began to listen to something else.
"Her türlü o 'sesleri var" Ama dinlemek, "Mary" dedi.It's got all sorts o' sounds." "But listen," said Mary.
"Hey, bu nesneyi dinlemeye çalışan oldu mu?""Hey, has anybody tried to listen for this thing?
Gelip onu dinlemeyeceklerdi.They wouldn't go listen to him.
Kurtar bizi Bizi üzüntünün elinden kurtar iyi dinlemeler - gonuldendile.blogspot.comDeliver us from sorrow's hold
Genç Aaron bu duruţmayý dinlemek üzere Washington'a uçmuţtu.A young Aaron Swartz flew to Washington to listen to the Supreme Court hearings.
Bir kişinin beyninin büyük bir kısmı, dinleme ve hikâye anlatma sırasında aktive edilir.A vast portion of a person's brain is activated during the listening to, and telling of a story
Onun için sesi dinlememi istedi, ki bu iyiydi.He asked me to listen to the audio for him, which was fine.
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;I like hearing what they're thinking about;
Kimsenin dinlemediği bir yerde... ...biraz konuşalım.Let's talk where no one can hear us.
- Ţebnem - Dinlemedeyim.- Sebnem - I am listening -The wallet
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.She did not arouse her husband at first, but sat up in bed listening.
Dinleme kaldı.They remained listening.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."What yer listenin' there for, Hall?" she asked.
Herkes dikkatle dinleme kalktı.Everyone stood listening intently.
"Selam!" Dr. Kemp tekrar ağzına kalem koyarak ve dinleme dedi."Hullo!" said Dr. Kemp, putting his pen into his mouth again and listening.
O dinleme oturdu.He sat listening.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiNatasha's actually never heard me tell the story.
Ger.ekten, çok önemli-- birbirimizi dinlememize ihtiyacımız var.Really, very important -- we need to listen to each other.
Ve onlar ayrıca bana dinlemeyi öğrettiler--ki beni dinlediler.And they also taught me about listening -- that they listened to me.
Ve bu sessizliğin içinden gelen şeylerden biridir, birbirini dinlemek.And it's one of those things that came out of the silence, the listening to each other.
"Arkadaşa George," Simeon, mutfak, "Bu Mezmur dinlemek söyledi; bunu sana iyi. ""Friend George," said Simeon, from the kitchen, "listen to this Psalm; it may do thee good."
"O şarkıyı dinlemek istiyorum""I want to hear that song.
Ve bence gerçekten en önemli olan tarafı hastaları dinlemeyi bırakmış olmamız.And I really think that the most important thing of it is that we stopped listening to patients.
Prenses, bu saçmalığı dinlemeyin. saçmalık? hadi sudan bir yudum alsana !Princess, don't listen to this nonsense. Nonsense? You could have a sip of the Water first.
Dinlemek istiyorum!I want to hear!
Barcelona'da Marcos, tezgahtarların yazıcıyı değiştirme tavsiyelerini dinlemedi.In Barcelona Marcos hasn't followed the advice of the shop keepers to replace his printer.
Dinleyip dinlemediğinize baktım sadece.I was seeing if you were listening.
Evimi hiç bırakmadım, tüm gücümle savundum, ama beni dinlemedilerI never left my house and defended it strongly, but they didn't listen to me.
Birisi dedi ki, " Bunu dinlemen lazım. "Somebody said, "You have to listen to this."
Dinlememizi kaybediyoruz.We are losing our listening.
İletişim zamanımızın yaklaşık yüzde 60'ını dinlemeye harcıyoruz, ama bunda çok da iyi değiliz.We spend roughly 60 percent of our communication time listening, but we're not very good at it.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod